Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan zamazing.org'da: "TOUCHPAD İçin Sayısal Yüzey Filmi"

\

marx ve engels'in 1848 yılında komünist dünya görüşünü en açık ve en sade biçimiyle dünyaya duyurmak üzere kaleme aldıkları komünist manifesto (komünist parti manifostosu olarak da geçer) dünyada en çok dile çevrilen ve en çok okunan kitaplardan biri oldu.

\
bu kadar çok okunan ve bu kadar çok destekçisi olan bir kitap olunca haliyle manifesto'nun yazılı formatının dışında örnekleriyle de karşılaşıyoruz. rastlantı eseri karşılaşıp bildirgeç'te paylaşmaya karar verdiğim manifestoon videosu da bunlardan biri.

\
video, komünist manifesto'nun orijinal metnine hiç dokunmadan hikayeyi çizgi film görüntüleri ile desteklemiş. böylece, yakından tanıdığımız çok sayıda çizgi film karakteri bize manifesto'yu anlatır hale gelmişler. hem eğlenceli olmuş hem de değerinden hiçbir şey kaybetmemiş.

türkçe altyazılı videoya buradan, ingilizcesine ise buradan ulaşabilirsiniz.

Spacer
Spacer
 | 29 yorum var 
 | 01 Aralık 2007 23:54 

« önceki yazı
herkes için ikonlar

Yorumlar

daha önceki bir yazıda komünizm tartışması yaparken üstü kapalı bir biçimde dile getirmeye çalışmıştım, ancak pek tatmin edici bir yanıt alamadım.

önyargı veya mevcut düzene bağlılık duyguları gözetmeden komünist arkadaşlara soruyorum: sizce komünizmin türkiye'de ya da dünyada uygunlanma ve başarı şansı nedir?

bakiyyebemolu  |  (0 puan) 02 Aralık 2007 00:11

@bakiyyebemolu

kapitalizmin başarı şansı kadardır. sosyalist sistem kapitalizm sonu mecburi sistemdir zaten.

temel dayanaklardan olan "devrim"'den bahsediyorsak "önyargı" ve "düzene bağlılık duyguları" gözetmemek olmaz.

devrim sürecini yaratan ülke olmadıkça "türkiye'de", "şu ülkede" gibi belirteçlerden hiç bahsedemeyiz. yine bir diğer temel dayanak "işçinin yurdu yoktur" anlayışıyı karşımıza çıkar.

venezuela'dan baÅŸlamak, geri doÄŸru sarmak gerek ÅŸimdi;
bunu da yapmak için sebep göremiyorum açıkcası. sen anlasan faşisti anlamaz.

dayanılmaz istek sonucu ek:
ancak burada manifestodan bahsetmek gerekirse;
engels ve marx'ın yeniden yapılandırdığı sosyoloji ve onun sınıf anlayışları gereği durumun nasıl da söylenen gibi ilerlediğini görebiliriz.
her yerini kabul etmeyebilirsiniz. sağlıklı olan da budur ancak değerlendirmeler bu noktada önemli. "uygulanabilirlik", sorunların varlığını göstermekten sonra gelir.

11  |  (1 puan) 02 Aralık 2007 00:23

iddia ediyorum bu olayı özünden saptırabilecek 5000 kişi bulabilirim.
bu aralar çok feysbuk'a takılıyorum, ondandır.
bir sonraki bildirim şu olacak: harun yahyadan evrim ikonları.

wanadooo  |  (0 puan) 02 Aralık 2007 00:31

mesela odo'nun bunu gelir elde etmek için yaptığını söyleyenler çıkacak değil mi wanadooo(kaldı ki benim de şüphem yok değil).

hem bu benim içimdeki şüpheyi, hem de bu ihtimali yaratan durumlar için manifestoyu bir kez daha okuyun derim.

insanlıktan çıkmamız, hepimizin işinize yarıyor değil mi? daha çok mülk edinme hastalığı, daha çok mülk edinmemiz için gerekli.. peki ya diğerleri?

buyrun, çarpıtın.

11  |  (0 puan) 02 Aralık 2007 00:41

çarpıldım ;)

biSGen--bLoGSPot .... YaratıcıDrama ... biSGenMySPACE NON-SCHOLA-SED-VITA-DISKUMUS!
biSGen  |  (0 puan) 02 Aralık 2007 01:44

@11
efendim ünlü bir laf vardır. "Herkes baktığı yerden yakar ateşi" diye. Ama herhalde insanların ortak yaşabilmeleri için -sosyal bir varlık olmasına binaen- empoze etmek gerektir, beraber yaşacaksa insanlar (yok efendim iki keçi alıp dağa çıkacam diyenler varsa eyvallah) İlk önce sen, bilimsel bir konuyu -hala tez yada kuram olmayı sürdüren- bir konuyu determinist bir tarzda sunuyorsun. Doğru tek olsaydı senin -obsküre edildiğini belirttiğin düşündüğün kuram da dahil- kimse bu kadar acı çekmezdi.

"uygulanabilirlik", sorunların varlığını göstermekten sonra gelir.

demişsin, bence sağlıklı bir us'a vurmada ne gibi anlamlar çıkarsanması gerektiği açarmısın ? Küstahlığımı mazur gör ama "sorun" belirtildikten sonra "karl popper"inde belirttiği gibi yanlışlama yoluna gidilmez mi? bu kadar net tutum olarak sunmamın sebebi pozitif bilimlerde ki hipotez aşamasından sonra uygulanmasıdır) Materyalist bilimlerin özü buna dayanmaz mı? Bu yanlışlamada çalışılması gereken varlık olarak "insan" faktöründen mülhem uygulamanayabilirlik, tez çürütmesi açısından kullanılamaz mı? Eğer kesin yapılması gereken olarak insanlara dayatılırsa auguste comte'nin pozitivizm'e kaçılmaz mı? pozitivist ve determinist tutumların 20. yüzyılda getirdikleri görülmedi mi?

(Bkz: Rus devriminden halkı bilinçlendirmek ve onlarında söz sahibi olduğunu anlatmak için taşraya giden üniversiiteli gençlerin halk konuşmalarında onların ne dediği dahi anlamadıkları ve taş kafalı oldukları ile ilgili şehirdeki yakınlarına mektuplar yollanmışlardır. Bİr süre sonra baktıklarında onların "özgürlük" algıları ve hayat anlayışları şehirlilerin ki ile aynı algı düzeyinde değildir. Ve bir süre sonra gittikleri köylerden taşlarla sopalarla kovalanmışlar. Tabii olumlu katkılarıda olmuştur, okumuşluk düzeyi %3 lerde gezen halktan şimdi yolda giderken bile kitap okuyun mazbut entellektüel bir nesil yaratılmıştır. Ama sadece 8000 rahip öldürülmüş devrim sırasında öldürüülmüş ("din afyon"dur lafına binaen), milyonlarca insanın cesetlerinin bile nerede olduğu bilinmemektedir. Buna çar ve ailesi'de dahildir. Sonradan bulunmuştur. Ama 1907'de halkı taramalı tüfeklerle öldürttüren çar'ın mezarı ziyaretçi akınına uğramaktadır (yani anlıcağınız "kör ölür badem gözlü olur, kel ölür sırma saçlı olur"). 2. dünya savaşı sırasında sadece 20 milyon rus öldürüldüğü belirtilmektedir. Pekala bunlara değer mi?)

Sen şimdi bu "malumat" lara binaen diyosan ki "uygulanabilirlik" o zaman bende sana derim ki bunun adına "edward said"den mülhem ahlak korkaklığı derim. Bir şeyin sonuçlarını iyi ve kötü yönden inceliyerek çığlıların hav'ı dökülmesidir bu. Bkz: Bosna mezalimini anlatan CNN muhabirinin dediği gibi "insan faktörü"nü inceliyim demiştir. Silah satarken incelenmeyen "insan faktörü"....

Benim naçizane görüşüm bu film dünyada 20. yüzyıl boyunda oynanmıştır. Herhal karl popper'ler, Jean Bauldrillard'lar, michel foucault'lar, Slavoj Žižek, Jürgen Habermas'lar en ciddi atıfsamalarda bulunulan, 21. yüzyılı şekillediren -düşünce bazında- filozoflar olarak tartışılmaları bu konuyu başka mecralara taşıyacak tezleri olsa gerek. Bence postmodernizm incelendiğinde sosyal haklar bakımından çok argümanaları olduğu gözlemlenir. Ve marx'ın hayal etmediği kadar...

Haşiye: Gene upuzun yazmışım yaw. İlgisiz ve gereksiz bulan arkadaşlara mazereti bir borç bilirim.

Ampouble  |  (0 puan) 02 Aralık 2007 02:38

bence film hoÅŸ olmuÅŸ :)

bluish  |  (0 puan) 02 Aralık 2007 02:49

(şükürler olsun ki hala elektrik kesilebiliyor, yazının tekrar yazılmış halidir)

@ampouble

sosyal bir bilimden bahsederken pozitif bilimler gibi kanıtlama ya da sonuca ulaştırma gözetemeyiz. sosyal bilimin deney alanı çok değişken ve çok değişkenli olduğu için neredeyse yoktur. nitekim popper de bu açıklamanın en büyük düşünürlerindendir diye bildim hep.

biliyoruz ki iktisat da (ne kadar bugün kapitalizm üzerinden yatırlımış ve pozitive edilmeye çalışılsa da) sosyal bilimdir. teoremler dizisidir, durum analizidir. gelecek öngörüsü bulunmaktan ziyade yapacak işleri vardır. (bugün "peki hocam dolar böyle olursa euro ne olur" soruları ile pekişen tv programları iktisat ya da sosyal bilim sayılamaz. bilim sayılamaz.) (bkz: videon 6:40 - 6:50 arası) (bkz : "sermaye birikirken" tanıtım yazısı paragraf 6 - 10)

nitekim sosyalizm, kapitalizm kadar kuramdır. bu yüzden ilk olarak analizi gelir. bu analiz günden güne gelişir, büyür. bunun karşısında kapitalizm kuramı da her geçen gün büyümektedir, gelişmektedir.

Şu durumda manifesto; kapitalizmi: krizlerden beslenen, kriz olmadığı durumda kendi krizini, savaşını yaratan bir sistem olarak tanımlar. uygarlık denilenin marx'ın sınıf kavramı çatışmasının sınıf özentiliğinden beslenmesinden başka bir şey olmadığını anlatır. hemen hemen hiçbir proleter sınıf atlayabilecek kadar yaşam süresine sahiptir der. Atlayabilenlerin efsaneleştirilmesi ile özentiliğin beslenip orta tabakanın dahi diğerleri sömürmesini sağladığını söyler. (ek : hiçbir kapitalist, liberal vs. kendini das kapital 'dekinden daha iyi bir kapitalist kuramcı olarak görmemiştir de. bu yüzden sosyal bilimin pozitive kabul gördüğü tek kitap kabul edilir)

Bunlar analizlerdir, yanlış olarak değerlendirilenlerdir. bakiyyebemolu arkadaşımız manifesto içerisindeki kavramların karşılıklarını sunmadan "uygulanabilirlik" dediği için önce "neden" i ve "neyi" anlamamız gerektiğini açıkladım.

her geçen gün aç insanların azaldığını, ezilenlerin ezilmiş olmaktan kurtulduğunu, tüm dünya olarak barış ve refah seviyemizin yükseldiğini söylüyorsanız manifestonun tam karşınızda olduğunu biliniz. bu durumda manifestonun süreci ve bu kötü durumun gerekçelerini açıkladığı noktaları değerlendirip kendi argümanlarınızı bunun karşısına çıkarınız.

"sorun var" ın karşısına "sorun yok" diyerek çıkınız. "uygulanabilirlik" sosyal bilimin çözemeyeceği noktadadır lakin. çözememiştir de.

çünkü ben de tam "bütün insanları düşünen bir sistem (herhangi) nasıl iyi uygulanabilir" konusundayım.

kapitalizm de çözememiştir, o yüzden sorunlar varmış gibi duruyor diyebilirsiniz mesela. bunun üzerine yeni bir konu açılır ki o zaman tadından yenmez.
ama "zamanında nasıl da uygulanamamıştır" demek sadece konu saptırmak olur.

11  |  (1 puan) 02 Aralık 2007 11:51

Sayın @11'e cevaben,
Åžimdi karl popper beyefendi hazretlerinin
üzerinden cevap vermem gerekirse bir nüansın şerh'ini düşmem gerekir. "Kanıtlama ve sonuca ulaştırma gözetemeyiz" der ama "yanlışlama" kuralının yani yöntembilim kurallarının "toplumbilim"lerine uygulanabileceğinden bahseder -tabii ki soyut düzeyde kaldığı sürece- . (Bkz:karl popper verilen linkte "Toplum Bilimleri" başlığı ilk cümle)
Eğer muhatabından talep gelirse karl popper'ın "açık toplum" kitabı içerisindeki "yanlışlanabilirlik" ilkesinin uygulanma şekli veya önerisini özelden yada burdan açabilirim. Şu an için yer kısıtlaması yüzünden bahsetmiyorum)

Efendim sadece "das capital" kendisi değil yazarıda kapitalizme hizmet ettiğini belirtmem gerekir. Avusturya doğumlu bir yahudi olan marx fransa'ya gitmiş orda cizvit papazları ile tanışmıştır. Aslında kitabı için en doyurgan bilgileri güney rusya'da yahudilerle ciddi işler yapan cizvit papazlarından öğrendiği belirtilir.(Rus devriminin altyapısı ve kalifiye elemenları üzerinde etkileri vardır. Lenin'in sibirya sürgününde yani gulaglarda tutuklu cizvit ajanlarıyla tanıştığı vakadır.) Çünkü fransa'dan öncesi ve sonrası diye iki farklı marx'dan bahsedilebilr. (cizvit papazları aynı zamanda gürcistanlı stalin'i de eğitmişlerdir. Ne kadar ironik değil mi. Aynı zamanda fransa'yı işgal eden hitler ile de bağlantıya geçmiş çünkü böylelikle kafalarında sallanan vatikan kılıcına karşı koyabilecekleri iddia edilmektedir) Orda yahudi sermaye çevrelerine yaranmak için enteresan yayınlar çıkarmışdır. Hatta bir keresinde kan kırmızısı renkte gazete çıkarmıştır. Tabii ki bu yahudi sermaye çevreleri Waterloo savaşını manipülasyonundan yararlanarak doğan borsacılardır. (Hatta Rotschild'lerin ciddi öneri ve yardımları ile ingiltere'ye yerleşmiştir.) İngiliz sömürgesi olan hindistan'a gitmiştir. Çok da fena sözleri olmuştur. (kendi yazımdan başka link veremediğim için üzgünüm. Marx ve söyledikleri biraz açmıştım burda. Aynı zamanda kapitalist rejim doğuş süreceni ve yaratılan "insan canavarında" bahsettim. En son yorumdur.) Aslında gogol'un belirttiği gibi "tatlı su aydını"dır, kendileri. Rejim'in ana anterlerine dokuncak her konudan çekinmiştir.

Efendim şimdi de yaşanılan süreçlere bakalım. Marx kuramlarından çok getirdikleri üzerinden değerlendirilmesi daha doğrudur. Efendim eğer dünya sosyalist partilerinin bir almanak üzerinden bakarsak daha netleşir olaylar. Bugün dünyanın en önemli ve güçlü partilerinden biri olan "İngiliz işçi partisi" 1900'de kurulmuştur. Ve yaratılış şekli tamamen

"marx sosyalizmi ingiliz görgü ve gelenekleri ile uyuşmamaktadır"

deyip, 500 kişi 1858'de bir araya gelerek, "ingiliz sosyalizm"i adında abukça bir projeye girişmiştir. Ve sonuçta 1924'de ilk defa yönetime geçen ve kurulduğundan bu yana -tony blair- dönemi hariç çok güçlü bir parti olmuşlardır. Ve ingilterede ki churchill ve türevlerinin , Lloyd George tarzı irrendantist diskurlar eşliğinde çok önemli sosyal projelere imza atmışlardır. Velhasıl şu bir gerçektir ki kapitalizm işine yarayan herşeyi dişlileri arasında öğüterek devam etmektedir. Ve bunu samimiyetle dersemde -sübjektif bir yorumdur- süreç "das capital" mihenkinden çok ama çok uzaktır. Ama "batı" denilen aklı selimler memleketinin en insancıl ve en akli tezidir. Karşısındakine en çok yaşama hakkı tanıyan kuramıdır. Ama marx ve engels'de dahil kuramlarının uygulanabilmesi için "pozitivizm"e göz yummuşlardır. Benim açımdan affedilemiyecek bir hatadır. Hindular'la ilgili bir

onlara "medeniyet" getiriyoruz şimdi anlamasalarda ilerde anlıyacaklar

diyen bir marx'ın mental olarak hala dünyalı olmaktan çok uzak olduğunun göstergesidir. Bunu Alman yeşiller grubuda dahil -aralarında en akli olanlarıdır- avrupa parlementosunda ki sosyalistlerin

türkiye'nin yeri avrupa değildir. Türkiye bir müslüman ülkedir.

Tarzı "sosyal" düşüncelerde dahi batı-doğu ayrımına düşüldüğünün göstergesidir. Bu bakış ilber ortaylı'nın belirttiği gibi

Kilisenin batılı insanların kafasına işlediği, dinden kurtulsalar dahi bu düşüncelerden kurtulamamıştır.*

(Bkz: Roman Polanski'nin son doğru düzgün filmi 1979 yapımı tess. Kadın evlilik öncede taciz ile tecavüz arası bir ilişkisi olmuş. Bu ilişkiden cocuğu doğmuş rahip 1 yaşındaki çocuğu gömmeyi bile reddetmiş. Sonradan "das capital" okuyan bir gençle tanışmış evlenmişler oğlan evlilik öncesi ilişkisi olduğunu söylemiş ve kızcağız affetmiş, kız evlilik öncesi ilişkisi olduğunu söylecince "Bende seni farklı zannetmiştim. Sende aristokratik geleneklerden kurtulamamışsın diyerek" evlendikten 2 saat sonra kızı bırakıp gitmiş ve bir daha aramıştır. Bu filmden sonra polanski yahudi lobisine yanaşıncaya kadar yıl -2002'ye kadar- amerikan'dan tüketim toplumunu eleştirdiği gibi kovulduktan sonra burdanda istiskal haricinde hiçbir lutüf görmemiştir.)

En iyisi şunuda belirtiğim lakap olarak "yafalı tagger" yada baudillard'ın belirtti gibi

"Bütün dünyanın 'izm'leri bir kadının göz yaşına deymez"..........

*Kaynak: İlber ortaylı'nın meclis kapalı oturumda ermeni soykırımı iddialarına karşı yaptığı konuşma

Not: Bazı yerlerde ingilizce linkler verdiğim için üzgünüm ama iddialarıma kaynak göstermek için kullandığım adreslerin konunun içeriğine uygun olmasına özen göstermem gerektiği için böye bir sonuç ortaya çıktı.

Ampouble  |  (0 puan) 02 Aralık 2007 16:37

olmayacak, olmaz, imkansız denilen bir şeyden bu kadar tedirgin olmak niyedir anlamıyorum.. :)

supermeg  |  (1 puan) 02 Aralık 2007 18:02

bu izm leri çıkaranlar her zaman sadece insanlığın sorunlarının 1 tanesi ele alıp o sorunu çözmeye çalışmıştır.ve hiç bir izm 1 asır daha fazla yaşayamamıştır tarih bunun örnekleriyle doludur ve her izm bir gün çökmeye yok olmaya unutulmaya mahkumdur.gerçek bir toplumbilimci

martraks  |  (0 puan) 02 Aralık 2007 18:27

@ampouble

yorumunuzu okuduktan sonra kendi yazdığımı bir kez daha okudum. sonra son yorumunuzu bir daha okudum. sanırım "uygulanabilirlik" kısmını açıklamaya çalışıp bunu örnekler üzerinden götürme gayretindesiniz. gerçekten kendi yazdıklarım ile ilişkili bulabildiğim tek kısım bu.

ancak ben zaten son yorumumun son cümlesinde "uygulanabilirlik" konusundaki geçmiş örneklerin konumuz dışı olduğunu belirtmiştim. ki şu anda beynimizdeki bütün tarihsel bilgileri, kuramların oluşum süreçleri hakkındaki bilgilerimizi buraya dökerek bir yere varamayacağımız düşüncesindeyim. manifestonun içeriğinden, anlatmak istediğinden ya da ondan alabileceklerimizden çok başlığı hakkında konuşuyoruz.

"uygulanabilirlik" yöntem meselesidir. bundan önce analiz gelir ki gerçekten marx ve engels'in analiz yaparken dahi kapitalizm motorunu güçlendirdiğinden başka yakın bir yorumuza rastlamadım. manifestonun, belirttiği analizler ışığındaki dünyayı değerledirmenizi bekliyorum. yoksa das kapitalin araştırma evrelerini koyacak yer bulamıyorum. bu yönde ilgili bilgilerinizi okumaktan yorulmam, ancak okuyup okuyup da ee şimdi ne alakası var demek de istemiyorum.

mümkün ise içerikten bahsedelim. çünkü şu anda etrafında dolaşıyoruz gibi geliyor.

11  |  (0 puan) 02 Aralık 2007 18:32

@11
efendim kabul, tamam. Madem kullanma kıvaluzu gerekiyor..
1-)İlk önce karl popper ilkesi üzerinden toplumbilimlere uygulanabileceğini belirttim. Siz aksini iddia etmiştiniz.

2-)Bu fikri pekte lanse edildiği gibi sadece marx'ın şahsi hassasiyetinden değil, yeni oluşturulan dünya koşullarının gölgesi şekli belli kaynaklardan fiili olarak yönlendirilip, finanse edildiğini belirttim. Bu kaynaklar hakkında fikir vermesi açısından bilgi verdim.

3-)Başlığından değil içeriğinden bahsetmemiz gerektiğini belirtmişsiniz. Ama lütfen beni mazur görün ama bu bizim dinlememe hastalığından kaynaklanıyor herhal.. Bir konunun başlığı ayrıdır, mahiyeti ayrıdır, muhtevası ayrıdır. Ve ben burda mahiyet açısından değerlendirdim. Asıl sebebi ise toplumbilimleri pozitivist ve determinist bir şekilde sunmanız ve sonunda varılacak "durak" şeklinde "romantik" tavrınızdır. (bu bana "herkes bir gün müslüman olacak" şeklindeki bir bakışı hatırlatıyor. Ve bu konuda muhteva konusundan bahsetmek yerine "sosyalizmi" kült mecrasından sunmanızdır)

4-)Bunun uygulanması yönünde uygulanan iki yönlü uygulamalara örnek verdim. "Doğu" öldürülmeye alışık olurken, "batı"lıların haklarını korumak için -her türlü töre ve geleneklere aykırı-
"devrim"i hak görülmesinden bahsettim. Birinin yaşam haklarından bahsederken, diğerinin öldürülmesinin "olağan" bir şey olmasından bahseden yazarın ahlakından bahsediyorum.

5-)Bu konuda aslında "mevcut" mihval avrupalı sosyalistler nezninde kıralamayan "ikircikli" bakış açısına dikkat çektim. bunu backround'unun menşeiini bir alıntıyla belirtmeye çalıştım.

6-)Bu dinleleme hastalığının kendim için geçerli olduğunu belirtmem lazım. Sizin bundan önceki yaşanılan ve getirilen gözönüne alınmaması şeklindeki sözünü görmedim yada dikkat etmedim. Ve bu bana oynunun ortasında kural değiştirmek gibi geldi. Sayın marx'ın tarih anlayışını nereye koycaz pekala. Önceki tecrübeleri ve yaşanılanaların üzerine kurulu bir kitaptan bahsederken nasıl olurdu önceki tecrübeler "uygulanabilirlik" açısından dikkate alınmaz. Pek muhterem marx efendiye niye böyle bir lütuf ve paye verecekmişiz. Niye kitabı ve müellifini "kült" mecrasından alcakmışız. Bu önerinin mesnetsiz hatta bilimcilik olduğunu düşünen bir tek ben miyim diye sorarım...

7-) terakkümümü mazur görün ama ben ki işçi partisi kuruluş süreçlerinden bahsedip avrupada ortaya çıkan sosyal devlet algısının "das capital"den alınanlar olarak bahsetmemiş miyim acaba? Rusda'ki toplumun kültür katsayısı üzerinden bahsetmemiş miyim acaba? Yaratılan sosyal devletlerin diğer "sosyal" olmaya çalışan devletler üzerindeki etkileri benim link olarak verdiğim yorumumda anlatmıştım.(Bkz: Marx'ın fena sözleri olarak belirttiğim linkten son yorum) Cizvit papazlarının bunu dünya kültürünü duhul ettirirken yaptıkları olumlu katkıları incelemez mi o yazı..

Sizden obsküre etmek değil benim mahiyet ile ilgili yorumlarımın muhtevasına şerh düşmenizi, usul ve uslüp mecraasının dışına çıkmanızı beklemekteyim...

Ampouble  |  (0 puan) 02 Aralık 2007 20:39

Ve hala içerikten bahsedilmesi gerektiğini düşünüyorsanız.... Benim yazdıklarım sizin önersemelerinize karşı tez olarak sunulmuştur. Melalin yersiz olduğuna karşı sizin bu konuda "das capital" içeriğinden cevap vermenizi şahsen merakla beklemekteyim. Kendimde bir "das capital"ı elinin altında devamlı bulunduran biri olarak bu noktalara cevabı olduğunu bilmekteyim, marx beyin...

Ampouble  |  (0 puan) 02 Aralık 2007 20:53

yine anlaşamadık;

ben paste yapayım belki şurayı da atlamışızdır;

şu anda beynimizdeki bütün tarihsel bilgileri, kuramların oluşum süreçleri hakkındaki bilgilerimizi buraya dökerek bir yere varamayacağımız düşüncesindeyim. manifestonun içeriğinden, anlatmak istediğinden ya da ondan alabileceklerimizden çok başlığı hakkında konuşuyoruz.

her geçen gün aç insanların azaldığını, ezilenlerin ezilmiş olmaktan kurtulduğunu, tüm dünya olarak barış ve refah seviyemizin yükseldiğini söylüyorsanız manifestonun tam karşınızda olduğunu biliniz. bu durumda manifestonun süreci ve bu kötü durumun gerekçelerini açıkladığı noktaları değerlendirip kendi argümanlarınızı bunun karşısına çıkarınız.

"sorun var" ın karşısına "sorun yok" diyerek çıkınız. "uygulanabilirlik" sosyal bilimin çözemeyeceği noktadadır lakin. çözememiştir de.

bütün bunlara son bir umutla ek :
das kapital geçmişi beyinlere farklı açıdan yazmıştır. siz sadece tarihsel olaylardan bahsediyorsunuz. bu yüzden kendinizi bir kitap yazmıyor sayabilirsiniz, bahsi geçen kitabı kendi yönteminizden ayırabilirsiniz. marx'ın tarih anlayışının iktisadi yansımasına bakıyorum halen. komünist parti tarafındaki yönetimleştirme anlayışından uzağım. sadece teoremdeyim.
ve bu en az her kapitalistin kapitalizmi anlatışı kadar böyle.

manifestonun düşündüğü uygulamanın tarihsel sonucunu zaten bildiğimizi, gördüğümüzü kabul ettiğimizi söylememe gerek var mı bilmiyorum.
ancak "yöntem" diyip altını çizmeme karşın bahsetmemeniz bilinçli olarak çarpıttığınız izlenimi yaratıyor bende.

kaldı ki sosyalistlerin "karşı devrim" dediği, içinde bulunduğumuz her ana bütün değerlerimizi koruyarak giriyoruz. ne mutlu ki hiç yozlaşmıyoruz.

ikinci yorumunuzdan sonra ek : bunu yapmak için gerek görmediğimi taa sizinle tartışmaya girmeden önce ilk mesajımda belirtmiştim. bütün bunları birileri ile yeterince yapıyor olmanın verdiği bir duygu mu derim, vazgeçmişlik mi derim bilmiyorum ama bir insanla anlaşmanın bir kitapla ile anlaşmaktan farkı hakkında da bir ben düşünmemişim.
venezuela evet.

11  |  (0 puan) 02 Aralık 2007 20:56

Sosyal bilimlerin "uygulanabilirlik" ile uğraştıdığını belirtmek için kimi mihenk göstersem ki. Herhalde başlatıcısı auguste comte diyim bari. Sosyal bilimler, içtimai sorunlara açılım ve öneri getirirken öncelikli konuları uygulanabilirliğidir. "Sorun vardır" a "sorun yoktur" ile cevap verin demek determinist dünya algısından mülhem olsa gerek. Benim marx ve kitabını "kült"(linklere kimse bakmıyor galiba buraya yazam)(tdk'ye göre tapma, tapınma bir bilim dalında sağlıklı us'a vurum ve nedensellikten tenzih etme) olarak paye vermemiz gerektiği konusunun tartışmaya açmam görmemezlikten geliyor. Muhatabımın "cevap vermek" konusunu hiçbir bilimsel algıyla uyuşmayan "farklı düşünüyoruz o zaman tartışmayalım şeklinde ki" bana mesajı ve benim tartışmayı gereksiz bulması herhalde karşısındaki kişiye saygısızlık olarak almam normal olur. "Doğruluğu tartışmaya açılmayan" kitle kültürünün bir yansıması olarak herkesin kendi gibi düşünenlerden başkasına kapıları kapatıp, pencereden birbirine kurşun sıkması 1970-80'lerde yaşanan sağ-sol olaylarına benzetmem gayretkeşlik olmaz. Tartışılmayacak listeler oluşturulması beyinlere yerleştirilen "forus"lardan mülhem olsa gerek. Sayın muhatabımın sosyal bilimler konusunda ve popper konusunda cevap vermek yerine "sorun" üzerinden çözümü anlatması bugün pekde rağbet görmeyen "monolitik" dünya algısına veresim geliyor. Benim kendisine postmonernizm'de gösterdiğim, zizek'nın zaten diyalektik materyalizm'in savunurken aynı zamanda

badiou gibi" hem bilincin materyalist temeline hem de düşüncenin "özerklik ve yararlılığına" sahip çıkan bir kuram dile getirir"

belirtmiş olmamın marx metinlerinin ciddi olarak alınıp kullanıldığı göstermeme rağmen hala "komünist manifesto" metnini kullanmamız gerektiğini niye dile getirmektedir acaba?

Niçin sorularıma cevap değil de en baştan beri yazdığınız metinlerle karşılaşıyorum acaba.. Sizin metinlerinize cevaben bazı konuları belirtmiş (yanına kullanma kılavuzuda koymuş) olmama rağmen cevap verilmeyecek "yöntem" metinleri olduğunu söylemektesiniz. Bildiğiniz ve yeterince yaptığınızı belirtiğiniz konuları bizimle paylaşmak cekingenliğiniz, herhalde marx'ın belirttiği sınıf anlayışından mülhem olsa gerek. Teori niçin ilahlaştıılmaktadır. Yaşanmışlıkları dikkate alınmayacak kadar "teori" boyutunda mı olmamız gerekiyor. Ki bu teori yüzlerce yıllık bir bilgi birikiminin üzerinden şekillenmesine rağmen niçin teoremde "hala" kendi mecrasından alınmak zorundadır. Bildiğinizden bu kadar mı eminsiniz???

Ampouble  |  (0 puan) 02 Aralık 2007 21:55

beh

"özel" mesajınıza yine "özel"de verdiğim cevap üzere;

farklı taraflardan bakıyoruz. özde kabul ettiğimiz şeylerin farklı olmasından ziyade bunlardan bihaberiz de. o yüzden her mesajda başka bir şeyi kabul edip üzerine gidiyoruz. yazdıklarım orada, duruyor. bildiri, sonrasında sorulan soru ve itibaren verilen cevaplarımın yeterli olduğunu, gayrı fazlasının safsata boyutuna varacağına olan inancımdandır. vaktini ve zihnini, gereksiz olduğuna inandığı bir şey için harcamak ne denli zordur bilirsiniz umarım.

buradaki "bihaberiz" in başındaki "bunlardan" yerine "birbirimizin kabul ettiklerinden de" diye eklemem gerek.

saygısızlık olarak alabilirsiniz. dünyanın saygı kurallarını yazdığınızı dahi düşünebilirsiniz. benim bunla zerre ilgilenmediğimi biliniz. kendi açımdan tartışmanın yorumunu yaptım "özel" mesajda.

sizin ve benim katkılarım ile durumun safsata haline dönüştüğünü tekrar belirtmek isterim. kaldı ki ayırdığım / ayıracağım vakitlerin hesabını yaptım da geldim. hesaplamam gereken bir dönemdeyim.

sosyal bilim tartışmak öyle zordur.
ama siz de bambaşkaymışsınız.

bundan sonrasında istediğiniz kadar durumu sürdürebilirsiniz.

11  |  (0 puan) 02 Aralık 2007 22:13

:) Eski bir komünist ülke vatandaşı olarak gülümsüyorum sadece. Komünizm belli bir zümrenin domuz gibi sınır tanımaz hareketleri ve geri kalanının ölmiyecek kadar yiyip canı çıkana kadar eşşek gibi çalışması olan bir fiyaskodur. Komünizm olsa olsa en iyi vahşi bir kapitalizm olabilir.

George Orwell'in Hayvan Çiftliği'ni sonrasında ise 1984'ünü okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum.

Alpharabius  |  (0 puan) 02 Aralık 2007 22:40

deveye sormuÅŸlar: neren eÄŸri?

Eski bir komünist ülke...

komünist ülke olmaz. sosyalist ülke, komünist dünya olur.

Komünizm belli bir zümrenin...

komünizmde zümre yoktur. zümrenin yokluğu komünizmdir. hangisinden anlıyorsan artık.

...canı çıkana kadar eşşek gibi çalışması...

kim bilir belki de çalışma süresini bir dönem 4 saate düşürerek dünya rekoru kıran soyalist bulgaristan'da yaşamışsındır. ayrıca, sen bu satırları yazarken sosyalist venezuela'da günlük çalışma süresini 6 saate indiren halk oylaması yapılıyordu.

Komünizm olsa olsa en iyi vahşi bir kapitalizm olabilir

komünizm olsa olsa vahşi kapitalizmin sonu olabilir.

odo  |  (0 puan) 02 Aralık 2007 23:29

@martraks izm ler bir asırdan fazla yaşayamamıştır diyosun
o zaman kemalizm de batmak uzere senin duÅŸuncenle

tarihini,geçmişini reddedip onlara küfür eden alay eden gerici yobaz diyen suratları kıçıma benzeyen dangalakların yüzüne tükürmeyi çok gören adam
hikmeturka  |  (0 puan) 02 Aralık 2007 23:35

Seviyeyi koruyarak süren bu güzel tartışmaya bir küçük katkım olsun istedim. Zira marksizmi herkes bilmeyebilir. İlgilenen ama henüz bilgisi olmayanlar için...
http://www.marxists.org/glossary/frame.htm

biSGen--bLoGSPot .... YaratıcıDrama ... biSGenMySPACE NON-SCHOLA-SED-VITA-DISKUMUS!
biSGen  |  (0 puan) 02 Aralık 2007 23:37

Komünist ülke/devlet
Communist State

Zümre (Sovyet Birliği'nde bu zümrenin ismi "Kompartiýa" yani Komünist Parti'dir)
Single-party state

Geri kalanı için söylemek istediğim ise siz konuşuyorsunuz ama ben yaşadım sayın odo.

Alpharabius  |  (0 puan) 02 Aralık 2007 23:43

yaşamış olan çok kişi tanıdım ve birbirinin tam zıddı olan çok şey dinledim. dolayısıyla, övgülerden/sövgülerden ziyade gördüklerimin, bildiklerimin ve hayallerimin peşinden gidiyorum.

odo  |  (0 puan) 02 Aralık 2007 23:58

övgüyle bahsedenler çoğunlukla hayallerinin peşinden gidip hüsrana uğradığını kabullenemeyenlerdir. bu benim gördüğüm, bildiğim ve üzüldüğüm bir durum.

Alpharabius  |  (0 puan) 03 Aralık 2007 00:01

(öncelikle sevgili @alpharabius üzerine alınmanı istemiyorum, amacım suçlu vs aramak değil, kezâ ortada suç unsuru ya da herhangi bir suç yok, amacım sorunu tanımlamak, zira doğru soru doğru cevabın yarısı demektir) yaşadığım dünyayı bu haliyle kabul etmekte güçlük çekiyorum.(... mesele abd değil dünya kapitalizmidir aslında, hani son zamanlarda epey popüler olan emperyalizm dedikleri şey, ki senin ya da buradaki bir başka kişinin böylesi şeyleri onaylamayacağını da bir önşarta olarak alıyorum.) çocuklarımıza daha güzel bir dünya bırakmak istiyorum. dünyaya başka gözlerle bakan insanlar / fikirler üzerine araştırmalar yapıyorum. niyetim anlaşıldıysa devam ediyorum.

göçmen arkadaşlarım var, hatta dün görüştüm biriyle...
türkiye'ye ilk geldikleri zamanları hatırlıyorum da etmedikleri kalmamıştı bu "komünizma!"ya.... garip olan şu ki, şu an çoğu "keşke - ah nerede o günler" diyorlar ve artık o günlerini "ehven-i şer" diye tanımlıyorlar.

daha da yaşayacak ve daha çok şey öğreneceğim. burayı da bu alanlardan biri olarak görüyorum. öğrenmeyi seviyorum, öğretenleri de...
-hiçbir teori yaşadıklarımdan daha "değerli" değildir- diyordu bir arkadaşım.
saygılarımla...

biSGen--bLoGSPot .... YaratıcıDrama ... biSGenMySPACE NON-SCHOLA-SED-VITA-DISKUMUS!
biSGen  |  (0 puan) 03 Aralık 2007 00:14

Venezuella'nın chavez'e dur demesi ve chavez olayı hitler tarzı

"şimdilik olmadı"

şeklinde değerlendirmesi olayların ne mihvalde olduğunu açıklar. Herhalde ve chavez olayı hitler tarzı ne demek o söylüyeyim. 1928'de hitler bavyera'nı başkenti münich'te bir oturumda oy ister ve "yenilikçi" siyasetleri anlatır. Arka sıralardan bir adam kalkar ve der ki

"Sen şimdi nasyonalizm bir sosyalist uygulama olarak anlatıyorsun ama bu su katılmamış faşizmdir. Yaşadığım sürece sana oy vermicem"

demiÅŸtir. ve hitler ise

"Sen vermeyebilirsin ama çocuğun benim elimde olacak"

herhalde chavez'in şeçim yaşını 16'a indiren kararını bu olayın çok da uzağına düşmez herhal. . William Shirer'e göre 33'de hitler göreve geldikten sonra meclis binasının yakılması ve kendisiyle takışanların temizlensi sırasında bu adamcağızda ortadan kaybolmuştur. Herhalde bilgi haricinde ona işlevlik kazandıracak bir muhakeme yeteneğine çok önemli.....
(Lütfen refedandumda reddedilen anayasa önergelerine dikkat derim)

Venezuella' evet

'e cevaben yazılmıştır. (Terakkud etmemek için referandum sonuçlarını bekledim)

Ama terside doğrudur almanların yaptığı gibi iş ve aş için chavez sınırsız haklar vermemiştir. Venezuela halkının başarısıdır. Ama ap'den, afp'ye, hatta reuters'e -önemli olan ap'nin dediğidir- kadar

"şeçimde usulsüzlükler gözlenmiştir"

,notuda geçilmemiş değildir. (%51'e %49 hayır denmiştir.)

Ampouble  |  (0 puan) 03 Aralık 2007 20:38

@ampouble bu son yazdıklarının altına imzamı atsam kızar mısın?
kaygı verici buluyorum bu son gelişmeleri...
ve nedense aklıma hep matrix filmi geliyor !!!

"Morpheus, bu dünyanın aslında sadece sanal bir dünya (The Matrix) olduğunu Neo'ya gösterir. Matrix, gerçek dünyada robotların insanları bir pil olarak kullanarak yaşamlarını devam ettirmesini sağlayan bir sanal gerçekliktir. Neo ve Morpheus'un takımı, Matrix'i bir arada tutan ana yapıyı kırıp insanları bu sanal ortamdan kurtarmaya çalışacaklardır."

biSGen--bLoGSPot .... YaratıcıDrama ... biSGenMySPACE NON-SCHOLA-SED-VITA-DISKUMUS!
biSGen  |  (0 puan) 03 Aralık 2007 22:57

lafta herkes karşı, icraatta?

Sonum yokluk olsa! , bu varlık niye ?
sirmaniac  |  (0 puan) 23 Kasım 2010 16:44

üye olunpillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.

Bu Yazıyı Tutanlar

Beğendiğiniz bir yazıya "tuttum" demek için başlığın yanındaki yıldıza tıklayabilirsiniz.

Bu yazıyı rapor et. Kural dışı içeriğe rastladığınızda editörlerimize rapor ederek müdahale edilmesini sağlayabilirsiniz. (Hangi durumlarda rapor edebilirim?)
bildirgec.org bölümleri
pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

son yorumlar

bildirgecinfo

bildirgec.org içeriği kullanıcıları tarafından üretilen kolektif bir blogdur.

network siteleri

RSS Dosyası
pillikutu