
Birlikte çalıştığım müşterilerin pek çoğu büyük boyutlu kurumlardır: Üniversiteler, büyük vakıflar, kamu sektörüne ait kurumlar ve büyük şirketler. Geçtiğimiz 7 yıl süresince bu kurumlarda sürekli tekrar eden yanlış fikirlere rastladım. Bu makalede bu yanılsamaları kaldırmayı ve insanları acı gerçekle yüzyüze getirmeyi planlıyorum.
Eğer bu yazıyı okuyorsanız, zaten burada listelenecek problemlerin de farkındasınızdır. Ama umarım bu makale, şirketinizdeki diğerlerini ikna etmenize yardımcı olacaktır. Her durumda, web siteleri ve büyük boyutlu kurumlar hakkında 10 acı gerçekle yazımıza başlayalım.
1. Ayrı Bir Web Bölümüne İhtiyacınız Var
Pek çok şirkette web siteleri, ya pazarlama ya da BT birimleri tarafından yönetilmektedir. Ancak bunun sonucunda web siteleri kaçınılmaz olarak şirket içi politikaların bir parçası haline gelmektedir.
Gerçekte, bir web stratejisi için baskı yapmak bu her iki grubun da işi değildir. BT belki karmaşık sistemler oluşturmak için çok yetenekli olabilir, ancak bu, onların kullanıcı dostu bir web sitesi oluşturabilecekleri ve bir çevrimiçi kimlik yaratabilecekleri anlamına gelmez.
Öte yandan pazarlama biraz daha iyidir. Zira Jeffrey Zeldman'ın da makalesinde Bırakın web birimleri olsun makalesinde belirttiği gibi:
Web bir diyalogdur. Pazarlama ise tam aksine monologdur. Ardından tüm o semantik kodlama, CSS, zarar vermeyen betikleme, kart dizme egzersizleri, HTML çalışmaları, kullanıcıları erişilebilirliğe dahil etmek ve pazarlama birimlerinin ilgi ve yetenek alanına girmeyen daha pek çok ince ayrıntı gelecektir.
Bunun yerine, web siteleri sadece buna odaklanmış bir ekip tarafından yönetilmelidir. Yine Zeldman, bu konuyu da şu şekilde özetlemiş:
Onları web sitenizin, broşürlerinizin bir kopyası ya da grup ajandanızın bir sonucu olmadığını anlayacak bir birime yerleştirin. Bırakın web birimleri olsun.
2. Web Sitenizi Yönetmek Tam Zamanlı Bir İştir
Web siteleri pazarlama ve BT arasında bölünmekle kalmıyor, ayrıca web siteleri için gereğinden daha az kaynak ayrılıyor. Kurumların web sitelerine adanmış bir ekipten ziyade web siteleri ile ilgilenen kişiler genellikle "gündelik işlerinden" arta kalan vakitte web siteleri ile ilgilenmeye teşvik ediliyor. Bir web ekibi oluşturulduğunda, genellikle bu ekip gereğinden fazla esnetilmiştir. Zamanın büyük kısmı, uzun zamanlı stratejik planlamadan ziyade gündelik bakıma harcanır.
Bir web sitesini "yönetecek" kişinin ya da kişilerin seçiminin genellikle "giriş seviyesindeki" elemanlara verilmesi sorunu daha da derinleştirir. Bu gruptaki kişilerin kurumsal web sitesini ileriye götürecek deneyimi ya da yetkisi yoktur. Günümüzde, kurumların web sitelerini yönetmek ve web stratejilerini bir adım daha ileriye götürmek için tam zamanlı ve deneyimli web yöneticilerini işe almalarının zamanı gelmiştir.
3. Düzenli Olarak Yeniden Tasarım Yeterli Değildir
Kurumsal web siteleri için yeterli kaynak ayrılmamış olduğundan, web sitesi üzerinde yapılacaklar daha geniş zamana yaydırılmak zorunda kalır. Bir süre sonra da web sitesinin içeriği gerek kullandığı teknoloji, gerekse de içeriği bakımından zamanın gerisinde kalır.
Bir süre sonra web sitesi o kadar utanılacak hale gelir ki yönetim devreye girer ve sorunların giderilmesi gerektiğini talep eder. Bunun sonucunda da genellikle web sitesi yeniden tasarlanır ve bunun da şirketlere önemli maliyetleri olur. Daha önce Paul Boag'ın Web Sitesi Sahipleri Kılavuzu'nda belirttiği gibi bu yaklaşım yanlıştır. Eski web sitesi yenisi ile değiştirildiğinden dolayı ona yapılan yatırımların boşa gittiği gibi, yeni web sitesi için tekrar yatırım yapılması gerekecektir. Bunun her birkaç yılda bir tekrar ettiğini düşünürseniz şirketlere maliyeti gerçekten önemli boyutlara ulaşır.

Cameron Moll, web tasarımcılarının web sitelerini yeniden tasarlamaktansa onları yeniden pozisyonlandırmalarını öneriyor.
Daha iyi bir yöntem de web sitenize yapacağınız düzenli yatırımların sonucunda onun kendi kendine gelişmesini sağlamaktır. Bu yöntem sadece daha az harcama yapmış olmakla kalmayacak, ayrıca Cameron Moll'un İyi tasarımcılar yeniden tasarlar, mükemmel tasarımcılar yeniden pozisyonlar makalesinde belirttiği üzere kullanıcılar açısından da daha iyidir.
4. Web Siteniz Herkesi Memnun Edemez
Bir müşteriye sorduğum ilk sorulardan birisi "hedef kitleniz kimdir?"dir. Genellikle bu soruya verilen yanıtların uzunluğu beni her zaman şaşırtmıştır. Genellikle sorunun yanıtı, birbirinden farklı insanların yer aldığı bir listeden oluşur. Bunun sonucunda kaçınılmaz olarak ben de "Bu demografik gruplardan hangisi en önemlisidir?" sorusunu sorarım. Sinir bozucu bir şekilde de bu soruya verilen cevap, her grubun eşit öneme sahip olduğu şeklinde olur.
Burada belirtmek istediğim acı gerçek, eğer bir web sitesini herkes için uygun yapmaya kalkışırsanız, o web sitesi kimse için uygun olmaz. Hedef kitlenize odaklanmak ve ardından tasarımınızı ve içeriğinizi ona göre şekillendirmek son derece önemlidir. Peki bu, diğer kullanıcıları önemsememeniz gerektiği anlamına mı geliyor? Kesinlikle değil. Web siteniz herkes tarafından erişilebilir olmalıdır ve kimseyi dışlamamalı ya da incitmemelidir. Ancak bir web sitesi, açık ve net bir şekilde tanımlanmış bir gruba yönelik olarak hedeflenmelidir.
5. Sosyal Ağ'da Boşuna Para Harcıyorsunuz
Gün geçtikçe web sitesi yöneticilerinin bir web sitesi stratejisinin onu yönetmekten çok daha fazlası olduğunu anladıklarını gördükçe seviniyorum. Yöneticiler Twitter, Facebook, YouTube gibi araçları kullanarak hedef kitlelerine ulaşmaya çalışıyorlar. Ancak her ne kadar bu araçları kullansalar bile, onları verimsiz bir şekilde kullanıyorlar. Kurumsal bir hesap üzerinden Tweetlemek ya da satış sunumlarını YouTube üzerinde yayımlamak, sosyal ağın varoluş amaçlarının dışına çıkmaktır.

Microsoft, geliştirici komünitesi üzerindeki şirket imajını iyileştirmek için çalışanlarının Channel 9 web sitesi üzerinden iletişim kurmalarına izin vermekle bu imajı oldukça değiştirdi.
Sosyal ağ, insanların diğer insanlarla bir araya gelmesidir. Bireyler, kurumlarla ya da markalarla ilişki kurmak istemezler. Bunun yerine diğer bireylerle konuşmak isterler. Çok sayıda şirket, Facebook uygulamalarına ve videolarına milyonlar harcıyorlar. Bunun yerine o parayı insanlarla şeffaf ve daha açık bir şekilde bir araya gelmek için kullanabilirler.
Kurumsal bir Twitter hesabı ya da kurumsal bir blog oluşturmak yerine çalışanlarınızı şirketiniz hakkında Tweetlemek ve bloglamaya teşvik edin. Kabul edilebilir davranışların neler olduğunu belirten kılavuzlar hazırlayın ve ürünleriniz ile hizmetlerinize bağlı olan komünite ile ilişki kurabilmek için kullanmaları gereken araçları gösterin. Bu, komüniteye olan bağlılığınızı göstermekle kalmaz, ayrıca şirketinizin "insan" tarafını da yansıtır.
6. Web Siteniz Sadece Sizin Hakkınızda Değildir
Bazı web sitesi yöneticileri web sitelerini herkesi memnun edecek şekilde hazırlamayı tercih etseler de, diğerleri sadece kendilerini ve diğer iş arkadaşlarını tatmin etmek için bir web sitesi sahibi olmayı yeğlerer. Tahmin ettiğinizden çok daha fazla sayıda şirket, kullanıcılarını tümüyle görmezden gelir ve web sitelerini tümüyle kurumsal bakış açısıyla oluştururlar. Bu da genellikle "patronun" bireysel tercihlerini yansıtan bir web sitesi tasarımıyla ve saçmalıklarla dolu içerikle sonuçlanır.
Bir web sitesi, çalışanların tercihlerini yansıtmaktansa, kullanıcılarının ihtiyaçlarına cevap verebilmelidir. Sırf patron "yeşil rengi sevmediği için" pek çok tasarım reddedilmiştir. Yine pek çok web sitesinin içeriği, sadece şirket içinde kullanılan terimleri ve tanımlamaları içeren içerir.
7. Web Ekibinizden Gereken Değeri Almıyorsunuz
İster şirket içinde bir web ekibi olsun, ya da harici bir firma ile çalışıyor olsunlar, pek çok firma, kendi web tasarımcılarından en yüksek seviyede faydalanamamaktadırlar. Web tasarımcıları piksellerle boğuşan tiplerden çok daha fazlasıdır. Web'in kendisi ve kullanıcıların onunla nasıl etkileşim kurdukları hakkında önemli bilgilere sahiptirler. Ayrıca ızgara sistemleri, beyaz boşluk, renk teorileri ve daha çok fazla sayıda tasarım tekniklerini de anlarlar.

Tasarımcılara piksellerle boğuşan insanlar gibi davranmak, onların tasarım deneyimlerinin boşa harcanmasına neden olur: Yukarıdaki resimde bir Twitter kullanıcısı da bu durumdan yakınıyor.
Bu sebeple onlara "logoyu daha büyük yap" ya da "onu 3 piksel sola kaydır" diyeyerek onları yönetmek doğru değildir. Bunu yaparak onların bir yazılım operatörü olarak bilgilerini ve sorumluluklarını hiçe sayıyor ve onların size ve şirketinize kazandıracakları deneyimlerini kaybetmiş oluyorsunuz.
Eğer web ekibinizden yüksek miktarda verim almak istiyorsanız, onlara problemlerle gidin, çözümlerle değil. Örneğin, eğer web siteniz genç kızlara yönelik ise ancak tasarımcınız kurumunuzun rengi olan o mavimsi rengi tercih etmişse, onlara hedef kitlenizin bu rengi iyi karşılamayabileceklerini söyleyebilirsiniz. Onlara rengi pembeye değiştirmeleri gerektiğini söylemeyin. Bu sayede tasarımcıya, belki de sizin seçiminizden daha iyi bir öneri ile gelebileceklerini sağlayacak bir özgürlük vermiş olursunuz. Tasarımcıya sunduğunuz problemi çözme fırsatı vermiş olursunuz.
8. Komite Tarafından Belirlenen Tasarımlar Ölümle Sonuçlanır
Büyük ölçekli firmaların web site yönetimine yönelik sembolü komitedir. Komiteler genellikle web sitelerini zorlar, zira şirket içi politikalar, herkein bu konuda söz sahibi olması gerektiğini ve her önerinin de dikkate alınması gerektiğini söyler. Bunu söylemekle birlikte tüm komünitelerin kötü bir fikir olduğunu söylemek ve bunun sonucunda da büyük ölçekli firmaların web sitelerinin yardım almadan tasarlanamayacağını söylemek doğru olmaz. Ancak konu tasarıma geldiğinde komiteler genellikle ölüm öpücüğüdür.

Komite tarafından yönetilen bir tasarım, doğru tasarım değildir.
Tasarım özneldir. Bizim tasarımlara verdiğimiz yanıtlar kültürümüze, cinsiyetimize, yaşımıza, çocukluk deneyimimlerimize hatta fikiksel durumumuza (örneğin renk körlüğü) değişebilir. Bir kişi tarafından mükemmel görünen tasarım, bir başkası tarafından nefret edilebilir. Bu sebeple tasarım kararları kişisel deneyimlerden ziyade kullanıcı testleri ile verilmelidir. Ne yazık ki tasarım kararlarına komite dahil olduğunda bu yaklaşım neredeyse hiç dikkate alınmaz.
Bunun yerine komitenin tasarımı uzlaşmaya dönüşür. Çünkü komite üyelerinin bir tasarım hakkında farklı fikirleri olabilir, bunun sonucunda da tüm komite üyelerini memnun edecek bir karara varılır. Bir kişi mavi renk şemasını severken, bir diğeri nefret edebilir. Bunun sonucunda komite, tasarımcıya, "farklı bir mavi tonu bul" diyerek orta yolu bulmaya çalışır. Ne yazık ki bu kimseyi memnun etmeyen ya da kimseyi heyecanlandırmayan bir tasarımla sonuçlanır. Tasarım, tasarımcıların işidir.
9. İçerik Yönetim Sistemi (CMS) Gümüş Kurşun Değildir
Müşterilerimin pek çoğu inanılmaz bir şekilde CMSlerden gerçekçi olmayan beklentilere sahiptir. Beklentileri olanlar tüm içerik sorunlarının giderileceğini düşünürken, olmayanlar ise sorunların giderilmeyeceğinden yakınırlar.
CMS'nin sayısız faydaları olduğu kesinlikle doğrudur. Bunlardan bazıları:
- İçerik ekleme sırasındaki teknik engelleri azaltması,
- Daha fazla kişinin içerik eklemesine ya da düzenlemesine imkan vermesi,
- Daha hızlı güncellemelerin mümkün olması,
- Daha iyi kontrol sağlanabilmesi.
Ancak pek çok CMS, sahiplerinin istediğinden daha az esnektir. Yönettikleri web sitelerinin değişen gereksinimlerini karşılamakta yetersiz kalırlar. Web sitesi yöneticileri ayrıca kullandıkları CMS'nin zor olmasından yakınırlar. Ancak pek çok durumda bu yakınmaların sebebi, kullanıcıların yeteri kadar eğitilmiş olmamaları ya da ilgili içerik yönetim sistemini yeteri kadar kullanıyor olmamalarıdır.
Son olarak, bir CMS, içeriğin kolayca güncellenebilmesini sağlayabilir, ancak içeriğin güncelleneceğini ya da içeriğin kaliteli olacağını garantilemez. Pek çok CMS tabanlı web sitesi halen eski ya da kötü yazılmış içeriğe sahiptir. Çünkü kendi içerik sağlayıcılarını desteklemek için gerekli olan şirket içi gereksinimler sağlanmamıştır.
Eğer bir CMS'ye web sitesi yönetim sorunlarınızı giderecek bir araç olarak görürseniz, sonra çok üzülürsünüz.
10. Çok Fazla İçeriğiniz Var
Büyük boyutlu kurumsal web sitelerindeki içeriğin yönetimi sırasında karşılaşılan sorunların bir kısmı da, ilk aşamada çok fazla içeriğin varoluşudur. Bu web sitelerinin pek çoğu yıllar geçtikçe "evrimleşerek" daha fazla içerik taşır hale gelmiştir. Hiçbir aşamada kimse gelip hangi içeriğin kaldırılabileceğini ya da güncellenebileceğini sorgulamamıştır.
Web sitesi yöneticilerinin pek çoğu web sitelerinin kimsenin okumayacağı içerikle doldururlar. Bunun gerçekleşmesinin birkaç nedeni vardır:
- Birşeyleri atlamış olma korkusu: Her şeyi İnternet'e koyarak, kullanıcıların istedikleri her şeyi bulabileceklerine inanırlar. Ne yazık ki günümüzde mevcut olan çok fazla bilgi sebebiyle bir şeyleri bulmak her zaman zor olmuştur.
- Kullanıcıların birşey anlamayacağı korkusu: Web sitelerine ya da hedef kitlelerine olan güvensizlik olsun, içerik sağlayıcıları kullanıcıya sonsuz miktarda içerik verirler. Ne yazık ki kullanıcılar bu içeriği asla okumazlar.
- İnandırmak için yanıp tutuşmak: Ürünlerini satmak ya da mesajlarını iletmek için yanıp tutuşuyor olabilirler, bu yüzden de satış broşürlerindeki metni kopyalayarak doğrudan web sitelerine yerleştirirler. Ne yazık ki bu tip içerikler ürünün kendisi hakkında çok az bilgi verir.
Don't Make Me Think (Beni düşünmeye zorlama) isimli kitabında Steve Krug, web sitesi yöneticilerinin "her bir sayfadaki metnin önce yarısını atmalarını, ardından da geriye kalan metnin yarısını atmalarını" önerir. Bu sayede her bir sayfadaki karmaşa azaltılmış olacak ve sayfadaki kullanışlı içerik daha belirgin kılınacaktır.
Sonuç
Büyük şirketler kendi web sitelerini yönetirken pek çok şeyi doğru yaparlar. Ancak aynı zamanda acı veren bazı özgün zorluklarla da yüzyüze gelirler. Bu problemleri gidermek, daha önce yapılan hataları kabullenmekten, şirket içi politikaları görmezden gelmekten ve markanızı kontrol etme yönteminizi değiştirmekten geçer. Bunu yapmak size hem önemli bir avantaj sağlayacak, hem de uzun vadede web stratejinizin çok daha verimli hale gelmesini sağlayacaktır.
- Kaynak: Smashing Magazine
- Yazılarımı RSS Üzerinden Takip Edin
- @pinkfloyd twitter
- pinkfloyd köşesi
Oyyla!
- Facebook Üzerinde İş Yapmak İçin Kullanılabilecek 30+ Uygulama
- Website Erişilebilirliğine Dikkat Etmek
- Buraya Tıklamayın! - Bağlantıları Doğru Kullanmak
- Web Site Ziyaretçilerinizin İlk İzlenimini Etkileyen 21 Faktör
- İyi Bir Web Sitesinin Sahibi Olması Gereken 15 Anahtar Element
- Web Tasarımında Boşlukları Verimli Olarak Kullanmak
- Kullanıcı Geribildirimleri İle Sitenizin Kullanılırlığını Arttırmak
- Web Tasarımcıları İçin 10 Kullanılırlık İpucu
- Web Tasarımında Altın Oran
- Twitter'da Kendi Topluluğunuzu Oluşturun
« önceki yazı 22 Fantezi Photoshop Dersi ve 125 Photoshop Fırçası |
sonraki yazı » web ziyaretçilerinizin ev adreslerini öğrenin! |
Yorumlar
bir de devlet kurumlarına ait hilkat garibesi siteler var ki sanırım bu pek daha vahim bir konu...
| gaykedi | |
|
|
(1 puan) |
|
| 15 Nisan 2009 10:06 |
çok başarılı bir yazı ama firmalar bildiğini yapmaya devam edecekler çünkü ceolar hala eski yüzyıldan kalma , müdürler öyle, yöenticler öyle webi bilmiyor algıyamıyor ve yüksek ego sahibiler. Hala x site güzel olmuş bunun gibi olsun mantığı var.ileride gidilecek nokta kesinlikle içeride web ekibi çalıştırmak olacak bir çok firma için şart olacka bu.
| vectro | |
|
|
(2 puan) |
|
| 15 Nisan 2009 10:14 |
Kesinlikle doğru bir yazı, pazarlama veya diğer departmanlarla ilişkili değildir websiteleri!
Olmamalıdır!
ve 2009 beynine sahip olmayan, teknolojileri bilmeyen bir yönetici ile kesinlikle doğruya ulaşılamaz.
| TeArS | |
|
|
(1 puan) |
|
| 15 Nisan 2009 10:19 |
anlatılan tüm maddeleri bizzat yaşamış birisi olarak %100 katılıyorum..interaktif ajanslara, reklam şirketlerinin bir uzantısı olarak bakıldıkça, web tasarımı kavramının derinliği hakkında hiçbir fikir sahibi olmadan "bizim kuzen de yapıyor" anlayışını şirketlerin gözünden silemedikçe pixelpusher olarak görülmeye devam ediliriz.
sektörü büyütmek ve sektöre saygınlık katmak ise interaktif ajansların elinde fakat hem sektör hem de yöneticiler genç ve tecrübesiz oldukları için günü kurtarmayı iş yapmak zannediyorlar.(kendi sektöründe büyümeyi hedefleyen hangi firma günü kurtarmak üzerine iş planı kurar ki?)..bu durum tabii ki hem ajans çalışanlarına iş yükü olarak yansıyor hem de müşteri gözünde işin değerini düşürüyor(e kimse aptal değil nasıl iş yapıldığını herkes görüyor sonuçta..)
kısacası müşteriye yansıtılan "web ajansı" imajının buradaki asıl sorun olduğunu düşünüyorum..müştei ilişkilerinde, saatler süren toplantılarda, karşılaşılabilecek sorunları önceden görebilen, sorunlara anında müdahele edebilecek yetenekte kişilerin söz sahibi olması ile birlikte müşteriye "bu işi biz biliyoruz, siz de bize bunun için ödeme yapıyorsunuz" düşüncesi aşılanabilirse bu sorunların büyük kısmı ortadan kalkacaktır.sonuçta bir 10 yıl daha bu iş böyle sürmeyecek(10 yıl önce de farklıydı), ama önümüzdeki 10 yıllık sürecin mimarı bugünkü interaktif ajanslar olacaktır.
| jinx | |
|
|
(2 puan) |
|
| 15 Nisan 2009 12:04 |
Yani en basitinden, müşteri rizeli diye yapacağınız sitenin renkleri yeşil mavi olmak zorunda oluyor.
Bu tip, sadece müşteriyi tatmin etme üzerine kurulu işler devam ettiği sürece gerçekten ilerleme adına birşeyler kaydedemeyiz.
Günü kurtarma konusunda çok haklısın jinx standartlardan veya işlevsellikten vazgeçerek bir çok tasarımın ve kodun çıktığını görüyoruz.
| TeArS | |
|
|
(2 puan) |
|
| 15 Nisan 2009 12:14 |
ne kadar sorun yaşasak da bu işi bilen her ürününe güzel kampanyalar güzel siteler yaptıran büyük firmalar var. biraz biraz kavranmaya başlandı. üstelik başarılı siteler de var içlerinde. hem de bi çok webmastera teklif dahi edilmeyecek olan işler. biraz da kendimizi eleştirelim burada.
| vectro | |
|
|
(1 puan) |
|
| 15 Nisan 2009 12:40 |
Çok sağlam bir yazı olmuş, kendimi ve şirketimi gördüm:
Üzerinde çalıştığımız son tasarım "patronumuzun sevdiği renklere göre" yapılıyor. "Web siteleri ile ilgilenen" ben "gündelik işlerimden arta kalan vakitte web siteleri ile ilgilenmeye teşvik ediliyorum." (Ki zaten iş ortada kalınca ve benim internetle ilgilendiğim fark edilince üzerime atıldı. Seve seve aldım gerçi, ama durumu ne de güzel anlatıyor değil mi?) "Hedef kitlemiz herkes" diyemeyeceğim çünkü üzerinde konuşulmuyor bile. Ve "içerik, elenmeden ve sadeleştirilmeden" oluşturulduğu için şimdiden kontrolden çıktı bile. Zaten benim dışımda kimsenin de pek umrunda değil, çünkü henüz durumu anlayamadılar. Daha bir sürü şey.
Bahsettiğiniz bilinç seviyesi, bana "muasır medeniyet seviyesi" gibi muğlak geliyor içinde bulunduğum bu tarz şirketler için. Yakındır, "web stratejisi" lafını patronlar ve komiteler de öğrenir ve hemen o gün içini boşaltırlar. Ben pek umutlu değilim gördüğünüz gibi.
| denizingokyuzu | |
|
|
(1 puan) |
|
| 15 Nisan 2009 12:42 |
bence bu konuda iddalı laf edenler koysun kendi projelerisi denizingokyuzu gerçekten hangi kurumsal müşterilere iş yaptınız çok merakktim.
| vectro | |
|
|
(1 puan) |
|
| 15 Nisan 2009 12:48 |
@Vectro. Eklemeyi unutmuşum, anlaşılmamış olabilir. Ben reklamveren tarafındayım, müşteriyim. Bu taraftaki sorunlardan bahsederek yazının işaret ettiği sorunların ne kadar gerçek olduğunu dile getirmeye çalıştım.
| denizingokyuzu | |
|
|
(0 puan) |
|
| 15 Nisan 2009 20:09 |
Bende çok merak ettim yapılan işleri. Herkez en iyi yaptığı siteyi yazsın, bizde henüz bu yolun başındayken ilham alalım hem.
| daglien | |
|
|
(0 puan) |
|
| 16 Nisan 2009 00:02 |
Yazı derdimize tercüman olmuş. Ben de bu sorunları çok yaşayan biri olarak şöyle bir çözüm uygulamaya çalışıyorum;
Öncelikle çalıştığım veya sitesini yapacağım kurumda site ile ilgili fikir beyan edecek ve/veya içerik sağlayacak herkesle bir toplantı düzenleyerek tasarım, özgün içerik sağlama, kullanılabilirlik, erişilebilirlik, ziyaretçiler(imiz)in site(miz)den beklentileri, kurumun siteden beklentileri, sitede ne olmalı, ne olmamalı vb. gibi konularda kısa süreli (hızlandırılmış da diyebiliriz) bir seminer vererek herkesi site ile ilgili makul, özgün, ziyaretçiye ve site sahibi kuruma fayda sağlayacak isteklerde bulunmaya ve siteden böyle bir beklenti içine girmeye ve bu doğrultuda çalışmalar yapmaya hazırlamaya çalışıyorum.
Tabi böyle seminer, kaltılan herkesde istediğim etkiyi göstermiyor hatta bazen böyle bir organizasyon yapılamıyor bile (yaa boşver semineri sen yap bi' şeyler sonra bakarız, işimiz çok diyerek geçiştiriliyor) ama seminer gerçekleşirse, en azından ufku geniş olan insanlar bana hak veriyorlar ve proje süreci daha az sıkıntıyla atlatılıyor.
| mcdream | |
|
|
(3 puan) |
|
| 17 Nisan 2009 12:15 |
İnternet Kültürü oluşmamış bir toplumda bunun olmasını beklemek biraz hayalperestlik bana göre, şuan değil ama muhakkak bir şeyler yerine oturacak. Umarım geç olmaz :)
Paylaşım için tşk.
| 3roglu | |
|
|
(0 puan) |
|
| 04 Mayıs 2009 22:58 |
buda benim yaptığım ve hala üzerinde emek verdiğim kurumsal sitemiz,
www.bilforce.com.tr
| Zeybek | |
|
|
(0 puan) |
|
| 03 Ağustos 2009 15:49 |
Bu güzel makale için teşekkürler.
Çeviriyi siz mi yapıyorsunuz? Eğer öyleyse tekrar teşekkür etmek isterim.
| SdtKmc | |
|
|
(0 puan) |
|
| 24 Eylül 2009 15:41 |
Çok başarılı bir çeviri ve faydalı bir bildiri olmuş. Eline sağlık pinkfloyd.
Ayrıca zeybek, siteni inceledim. bir tasarımcıdan çok yazılımcı olduğun açıkça belli oluyor. çizgilerdeki ve görselin genelindeki gelişigüzel ve demode efektler, imaj dosyalarının kalitesiz kaydedilerek kullanılması, hatalı konumlandırma vs vs.
Sanırım bu da "Yazılımcıların kazancı ikiye bölmemek için tasarımı da kendilerinin aradan çıkartmak istemesi" hakkında yeni bir tartışma konusu doğuruyor.
| siriusbee | |
|
|
(0 puan) |
|
| 24 Eylül 2009 15:57 |
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.
İlgili Yazılar
- Web Tasarımcıları için 21 Popüler Blog (0)
- ilham alınacak 50 harika iş odaklı web site tas... (6)
- 47 adet webmaster aracı (5)
- Yatay Web Site Tasarımları (5)
- Japon Web Tasarım Galerileri (7)
- Web Tasarımında Karikatür Kullanan 30 Müthiş Örnek (2)
- 30 İlham Kaynağı Karanlık ve Pürüzsüz Web Tasarımı (3)
- JQuery ile 20 Müthiş Site (5)
- 35 kore web sitesi tasarımı (4)
Bu Yazıyı Tutanlar
Beğendiğiniz bir yazıya "tuttum" demek için başlığın yanındaki yıldıza tıklayabilirsiniz.




