Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan kodaman.org'da: "kodaman.org'a hoş geldiniz."


Etiketler: ,

bir yazı dizisi hazırlıyorum, çevrede olan şeyleri ve olabilecekleri daha rahat kavramak için. reklamcı ve pazarlamacıların eline geçmesinden çok korkuyorum ama farkına varanlar arasında çok dolaşacak gibime geliyor. kapsamı; dijital ve analog ortamda verinin konumu, dijital ve analog ortamda verinin yayılımı, mim (meme) ve memetik, virütik pazarlama (viral marketing), büyük ve küçük virütik pazarlama örnekleri, mimler ve blog siteleri, türkçe içerikte blog siteleri ve kültürel evrim, semantik web google ve blog siteleri..

bazı yazılar sıkıcı olabilir, ama bir sonraki yazı için bazı tanımlamaların yapılması gerekiyor.

bu yazı dizisinin ilgilendirdiği muhtemel kişiler; tasarımcılar, yazarlar (blog sitesi sahipleri, basılı yayın yazarları, senaryo yazarları, reklam yazarları, best seller yazarları), malesef reklamcı ve pazarlamacılar, sinemacılar, televizyoncular, yaratıcı grup, internet kullanıcıları..

dijital ve analog yaşamda veri
günümüz yaşayışına bakarak hayatı ikiye bölelim bir süre; dijital ve analog hayat. dijital hayat bilgisayar başındayken, telefonla konuşurken, tv izlerken, internet üzerindeyken vs. deneyimlediğimiz hayat, diyebiliriz. analog hayat ise bedenlerimizin varolduğu, duyu organlarımızın tamamına hitap eden fiziksel gerçeklik tabanlı hayat..

veri dediğimiz şey, bir görüntü, ses, sözcük, fikir, söylem, yaşanmış bir olay, bir insan yaratımı, ticari veya sosyal bir mesaj, bir şey hakkında bir bilgi/veri olsun. bu verinin iki ortamda yayılımını karşılaştıralım:

erişilebilirlik (accessibility): dijital ortamda veri fiziksel özelliklerinden arınıyor ve bulunduğu medyanın sınırlarında hareket edebiliyor. internet hızı veya bulunduğu donanımın okuma/yazma hızı gibi.. analog ortamda ise veri coğrafi ve fiziksel esasların çerçevesinde yayılabiliyor. bu bazen avantaj bazen de dezavantaj olabilir.

örneğin; dijital ortamın avantajlarını kullanarak bir fotoğtafı dünyanın öbür ucundaki birine birkaç saniye içerisinde ulaştırabiliyoruz. ancak bazen ise bir divx filmi birkaç saatte download etmek yerine sokak satıcısından birden fazla filmi çok kısa sürede satın alabiliyoruz.

analog ortamın kısıtlamaları olduğu gibi dijital ortamın da farklı kısıtlamaları var diyebiliriz. bu nedenle veriyi iletmek için en uygun yöntemi seçiyoruz. farklı medyalar farklı kitlelere ulaşabiliyor. örneğin, gazete okuyucuları, internet okuyucuları veya radyo dinleyicileri gibi. yine veriyi dağıtacağımız/ileteceğimiz medyumu seçerken teknik nedenlerle birlikte alıcının da durumuna göre karar vermemiz gerekiyor.

kullanılabilirlik (usability): günümüz post modern hayatında dikkat dağıtıcı mesajlar (reklamlar, arkadaşlar, iş hayatı, politik propogandalar vs.) nedeniyle oluşan kirlilik de verinin hedefine ulaşabilmesi için aldığı yolun mümkün oldukça basitleşmesini gerektiriyor. örneğin; turistik bir harita veya rehber özelliği taşıyan bir broşür cebe sığabilecek şekilde hazırlanır. çünkü bir gezgin en kolay şekilde taşıyabileceği haritayı yanına alacaktır. yahut web siteniz eğer ana akışa hitap etsin istiyorsanız pek çok farklı çözünürlükte ve internet tarayıcısında doğru görülebilecek şekilde ve bilgisayar bilgisi az olanların da çabasız çözebileceği düzende hazırlanmalıdır.

günümüzde artık antropologlar, reklam ve pazarlamacılar, grafik tasarımcılar ve endüstri tasarımcıları birlikte çalışarak daha çok insana hitap edebilecek daha kolay araçlar üretmeye çalışıyorlar.

süreklilik (continuity): süreklilik tam karşılığını veriyor mu emin değilim. söylenmek istenen daha uzun ömürlü veriler. örneğin bir bilgiyi kağıda yazıp sakladığınızda 300 yıl sonraki insanlara bu kağıdın ulaşma ihtimali düşük olabilir. yine dijital ortamda da bazı sorunlar yaşanabilir. örneğin 10 yıl önce yaptığınız bir kısa filmi sakladığınız video formatı şu anki göstericiler tarafından gösterilemeyebilir. bu gibi sorunlarla karşılaşmamak için veri, en sürekli kalabilecek biçimde saklanmalıdır.

internet, sunduğu olanaklar nedeniyle analogtan dijitale geçişte hızlandırıcı olmuştur, diyebiliriz.

sürekliliğin önemini şöyle bir örnekle verebiliriz; mesaj içeren bir billboard ne kadar uzun süre yayında kalırsa, o kadar çok kişiye ulaşabilir.

bazı medyumlar da yapısı gereği kısa sürelidir. örneğin bir aylık dergiyi 1 ay süreyle zaman zaman okuruz ve ertesi ay arşive kaldırılır veya çöpe atılır. dolayısıya dergi reklamları ayda 1 güncellenebileceği bilinerek hazırlanır. gazete ise günlük tüketim ürünüdür. bir reklam ertesi gün kitlesinin tepkisine göre güncellenebilir. günlük gazete tüketildikten sonra çöpe atılır.

memetik yazı dizisine ait diğer yazılar


 | 15 yorum var 
 | 18 Ocak 2005 22:38 

« önceki yazı
çırak broadway'de
sonraki yazı »
CNBC-e'de yeni sezon

Yorumlar

aftermath özel bir adam...metinleri de özel..iletişimsel olanı bir VAROLUŞA dönüştürüyor yukarıda..Bu felsefi bir operasyon iletişimsel olan bir varlık olarak varoluşunu tanımlamış , tamamlamış ÖZNE iki tür tecrübeleniyor bu gündelik yaşam pratiğinde...Analog dediği Aslında Dijitalden geriye kalan..Sorun şu ..Filozof DELEUZE ..YPK dan çıkan Felsefe Nedir? in de İletişimsel olan Felsefi olamaz diyor niçin...Kavram üretimi olarak felsefe...halbuki..aftermath burada bu ayrımı MEMETİK denen bir disiplin açısından yapıyor..Bu disiplini anlatabilmek vs..Bu anlamda Günümüz insanı ^^Homo communicatus ^^olarak görmesi Deleuze bağlamının dışında ..Sonuçta Memetik denen bu disiplin Antropolojik olarak bir tanımlamaya çaktırmadan giderken.Felsefi bir operasyonaliteye sahip ...aftermath analog ve dijital bölünmeyi..Memetiğin Bilgi ve İnsan ilişkisini tanımlıyabilmek için Böylesine bir Antropolojik Felsefi operasyona girdiyse bizim de bu olayı ciddi almamız gerekmez mi derim...Çünkü ^^bizim memetiğimiz bize^^

yurtlanma.org |  (0 puan) 30 Ocak 2005 18:15

(bkz.mimesis)

maver |  (0 puan) 04 Şubat 2005 16:41

memecilik ..memeye eğilimli davranışların tümü..

liljestin |  (0 puan) 16 Şubat 2005 12:03

Turkcede misli gecmis zaman diye bir mim zamani var. Baska dilde var mi?

heyoka |  (0 puan) 16 Şubat 2005 17:35

mim zamanı nedir tam anlayamadım?

aftermath |  (0 puan) 16 Şubat 2005 18:56

sanırım "ahmet için şöyle böyle diyorlarmış" lafındaki mış ekinin memetik açıdan değerlendirmesi gibi. dedikoduları da bir mim olarak değerlendirince -ki genel olarak yüksek potansiyele sahip mimler onlarda- laf iyice anlaşılabiliyor gibi?

qb |  (0 puan) 16 Şubat 2005 19:24

hah, tamamdır.. evet dedikodular da mim yayılımının arı bir örneği..

aftermath |  (0 puan) 16 Şubat 2005 19:34

Evet ben de onu demek istemiştim ama sadece dedikodu değil, miş ile kurabildiğimiz bütün cümleler için. İlginç yanı Türkçe dışında bir dilde henüz bu çeşit bir fiil zamanı duymadım. Bizim gözle görülmemiş ama başkalarından duyulmuş kavramlar için bütün fiillerde kullanabileceğimiz bir zaman çekimimiz var. Öyle olmuş, böyle demiş, şöyle yapmış gibi. Mesal, bir mişli geçmiş kullanan cümleyi İngilizceye çevirsen ya öyle, böyle oldu ya da şu böyle söyledi dersin, öyle olmuşmuş etmişmiş diye çeviremiyorsun.

Özel olarak meyilliyiz bu mim işine yani. :)

heyoka |  (0 puan) 17 Şubat 2005 00:34

evet, süpermiş teori, çok hak verdim..

aftermath |  (0 puan) 17 Şubat 2005 06:08

:)

I heard that ile başlayan cümleler miş li geçmiş zamana yakın bir anlam veriyor ama tam karşılar mı bilmem...

I heard that, Joseph loves Jasmine.

türkçesi

Yusuf, Yasemin'i seviyormuş ya da Yusuf, Yasemin'e aşıkmış.

qb |  (0 puan) 17 Şubat 2005 17:05

Hocam onu baya bi denedim ben. Çevremde ingilizce konuşan insanlara türkçe düşünüp I heard ile başlayan cümleler kuruyordum. Önce mal mal bakıyorlar sonra ilk soruları kim söyledi oluyor, muhabbetin akışı değişiyor bir anda.

Kelime çevirisi olsa da kültürel bir çevirisi yok "Yusuf Yasemin'i seviyormuş" cümlesinin o iç gıcıklayan havasının

heyoka |  (0 puan) 17 Şubat 2005 23:22

:) türkçe'yi seviyorum yawww bir kanıt daha çıktı:)

qb |  (0 puan) 17 Şubat 2005 23:33

zaman kayması da cabası...
yarın gidiyorum diyorsun halbuki gelecek zamandan bahsediyorsun... gibi...

bildigimiz son sey |  (0 puan) 24 Ağustos 2006 16:04

güzel bir yazı. merakla okuyorum geri kalanı da... bir iki şey söyleyeceğim tabi.. ama son yazıya kalsın diyeceklerim. umarım unutmam..

flu |  (0 puan) 23 Aralık 2006 22:54

Merhaba ...
Teknoloji ve İnsan...
İşte ayrılmaz bir bütün burda da herşey ortada değil mi zaten ?

DrFox
DrFox |  (0 puan) 30 Temmuz 2008 00:37

üye olunpillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.

Bu Yazıyı Tutanlar

Beğendiğiniz bir yazıya "tuttum" demek için başlığın yanındaki yıldıza tıklayabilirsiniz.

Bu yazıyı rapor et. Kural dışı içeriğe rastladığınızda editörlerimize rapor ederek müdahale edilmesini sağlayabilirsiniz. (Hangi durumlarda rapor edebilirim?)
bildirgec.org bölümleri
pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

pilli ilan

son yorumlar

pilli ilan

reklam

bildirgecinfo

bildirgec.org içeriği kullanıcıları tarafından üretilen kolektif bir blogdur.

RSS Dosyası
pillikutu