uykumu almış gibi kalktım yataktan, birşeylerden arınıyormuş hissiyle yıkandım, fönü bozulan saçlarıma,fön çekiyormuş gibi yaptım, daha önce giymemiş olduğumu düşündüğüm pantalon ve tişörtümü geçirdim üstüme, servise yetişme kaygım yokmuşçasına kırıtarak çıktım evden. servis gelmiş, 5 dakikadır beni bekliyormuş, herkes benim için beklemek önemli değilmiş gibi ''günaydın''dedi sırıtarak, keyfi geciktiğim servise,nefes-nefese kalmışım gibi bindim. çok umurumuzdaymış gibi trafiğe söylendik, çok komikmiş gibi yapılan bütün esprilere gülüştük, bayılıyormuşçasına iş yerimize geldik. genel müdür yine hepimizden önce gelmiş, bıkmış olduğum halde simit-poğaça-açma üçlüsünden tırtıkladım, 2.sigarayı içmezsem büyü bozulacakmış gibi,içtim masama geçtim. en sevdiğim! mesai arkadaşım gülümseyerek (öldürecekmiş gibi bakarak) yanıma geldi, ''günaaaydııın canım''dedi,en sevdiği arkadaşıymışım gibi, ben duymamış gibi davrandım, işlerle boğuşuyormuş havası verdim kendime, o da ordan geçiyormuşçasına toz oldu. yine patronlarım(konsorsiyum olunca köpek sürüsü kadar oluyor),bütün gemileri batmış edalarında yarım yamalak selam verdiler(üstelik bütün gemiler benim yüzümden batmış gibi)...
ben yazarken sıkıldım,neden böyle yapıyoruz?ne yapmalı?gerçi sıkılma sebebim öncelikle bu mış-muş'ların en azını yapmaya çalışmamdan ileri geliyor galiba.sıkıldığını hemen belli eden bir yapım var,bu da beni somurtkan yapabiliyor.e somurtunca bu defa herkes ilgileniyormuş gibi yapmaya başlıyor;
-neyin var canım? -bişeye mi canın sıkıldı? -hasta mısın?
ne bu yaaa...çok da şeylerindeydi sanki.bugünü farklı kılan bir durum olmadı diğerlerinden.yalnız şunu biliyorum ki;mış gibi yaşamak istemiyorum.yaşamın her anını değerli kılmak yine de bizim elimizde.bugün yaptığım en büyük üçkağıtçılık;akşama kadar o site senin, bu site benim dolandım,durdum ama herkes benim çok çalıştığımı düşündü.hatta ''yaza yaza bitiremedin,günah sana yaaa'' şeklinde yorumlar aldım.olsun ben işimi aksatmadım,görevlerimi yaptım,kalan zamanı da iyi değerlendirdim diye düşünüyorum.üstelik son zamanlarda işten çıkarılan arkadaşlarımı düşündükçe(bugün 2 kişi daha),az bile diye de düşünmeden edemiyorum. ne kaaa...ekmek,o kaaa...köfte...
« önceki yazı doğallık ve medya ilişkisi |
sonraki yazı » madem kural yok... |
Yorumlar
boyle mutsuz mutsuz yasadiktan sonra aaa birde bakiyorsun, gelmissin belli bir yasa, artik hic hareket edemiyorsun, sen bu iste kaldikca da sorumluluklarin buyumus, kendine bakma sorumlulugun, bakmakla yukumlu oldugun diger kisilerin sorumluluklari gibi, hayatini devam ettirmek zorudasin, artik mis gibimi baska bi sekilde mi cok onemli degil, sadece bu alanlar icinde kalmaya mahkumsun. cok acimasiz yaziyorum, cunku vaktinde bunun onlemini almak gerektigine inaniyorum. biseyleri degistirebilmek icin mudahale gerekiyor...bunu yapmayan bir suru tanidigim senin gibi hayatlarini mutsuz sekilde devam ettiriyorlar...ayrica hic bir sey icin gec degil, yakinmak yerine kosullari gozden gecirip, riskleri goze alarak ve biraz da yorularak bir seyleri degistirebilirsin...bence en kolay degistirebileceginiz sey kendinizsiniz...
| yagmurbaz | |
|
|
(0 puan) |
|
| 01 Haziran 2005 19:46 |
sevgili yağmurbaz; senden çok farklı şeyler söylemediğim umarım açıkça anlaşıl-mış-tır.zaten bu kısır döngüdür beni mutsuz eden,bunların önlemini almak diye birşey var mı gerçekten?sen mış gibi yaşamasan da çevrende sıklıkla karşılaşıyorsundur.bu seni de mutsuz etmiyor mu?ister istemez kendimizi bunların içinde bulabiliyoruz.farkındalık ise başka bir şey.ben yabancılaşmak istemiyorum ne kendime ne başkalarına.aynada yalan söyleyen bir çift göz görmek istemiyorum.mış gibi yaşamak istemesem de dahil oluyorum bir şekilde.kaçımız bundan sıyırabiliyoruz kendimizi.acımasız olan sen değilsin,gerçekler...hem genel anlamda çok mutluyum(ne demekse!),özellikle yalnız olduğumda kendimi mutlu edecek, hatta şımartacak çok şey yapabiliyorum.ama yalnızlık tanrıya mahsus..yorumuna teşekkürler.
| cebrailiye | |
|
|
(0 puan) |
|
| 02 Haziran 2005 09:56 |
tabii acikca anlasiliyor soylediklerin, ben de zaten bunlara ek olsun diye yazmak istedim. ayrica gercekten onlemini almak diye bir sey olduguna inaniyorum, ben de dustum cunku ayni cikmaza bir zaman ve biraz cesaretle bir seyleri goze almakla kismen siyrildim bu durumdan. tamamende bitmis degil mucadelem, ama hicbir sey yapamayanlar o cikmazda hala, hemde yolun en basinda...biraz insanlari yureklendirmek derdim anlayacagin, ne kadar az olursa olsun degistirebildiklerimiz onlari yapmak icin yinede cabalamaliyiz bence. cunku kucuk mutluluklar bizi ayakta tutabilir....
| yagmurbaz | |
|
|
(0 puan) |
|
| 02 Haziran 2005 17:39 |
katkın için teşekkür ederim.nedense senin şairlikle bir bağlantın olduğunu düşünüyorum.rumuzun da buna sebep olmuş olabilir.gerçekten böyle birşey varsa paylaşmanı isterdim.ben de bie öneride bulunayım mutlulukla ilgili;aza kanaat etmeyelim :))
| cebrailiye | |
|
|
(0 puan) |
|
| 03 Haziran 2005 10:59 |
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.
Bu Yazıyı Tutanlar
Beğendiğiniz bir yazıya "tuttum" demek için başlığın yanındaki yıldıza tıklayabilirsiniz.


