
Keops, Kefren, Mikerinos
Uzun zamandır Mısır piramitlerini merak ediyordum. Bir zamanlar Mısır'a gitme gibi bir planım da vardı fakat son anda iptal olmuştu. Ben de bu geziyi iptal edip piramitleri araştırmaya koyulmuştum. Şimdi ise o araştırmayı biraz daha geliştirerek sizlere sunuyorum.
Mısır piramitleri insanoğlunun hala üzerinde kafa yorduğu muhteşem yapıtlar arasında yer alıyor. Piramitlerin yapımı aşamasında önce taş bloklar taşınmış ve yığılmış, ardından inşaaya başlanıp taşlar yerleştirilmiş, en son olarak da düzleştirme işlemi yapılmıştır. Keops piramidi için yaklaşık 3 milyon adet taş blok kullanıldığı, bu taşların her birinin yaklaşık ağırlığı 20 ton olduğu farzedilirse sadece yapımdaki taş blokların ağırlığının(yani piramitlerin boş ağırlığının) 60 milyon ton olduğu anlaşılıyor. Bununla birlike o ağırlıkta granit taşların bulundu taş ocağının ise yüzlerce kilometre uzaklıkta olması ayrı bir merak konusu. Ayrıca Mikerinos piramidinin taş bloklarının toplam ağırlığının 4.880.000 tondan daha fazla olduğu tahmin ediliyor.
Taş blokların ise nasıl yerleştirildiği hala tam olarak bilinememekte fakat bu konu hakkında çeşitli kuramlar üretilmektedir. Bu kuramlardan birine göre yapılan spiral şeklindeki bir rampadan çıkarılan taş bloklar üst üste koyuluyordu. Rampa çamur kaplanıp sulanıyor ve bloklar itilerek kaydırılıyordu.
Bir diğer kurama göre ise taş bloklar dev manivelalar sayesinde piramitlere yerleştirilmiştir. Fakat bu kuram pek geçerli sayılamamakta çünkü bunun için geçerli bir teknoloji son yıllarda ancak mevcut olabilmiştir.
Diğer bir kurama göre ise yine bir rampa yapılma söz konusu. Bu rampadan ise ağaç gövdelerinin silindir şeklinde kesilip taş blokların altına koyulup yuvarlanması sağlanarak yukarı doğru kaydırılmıştır. Fakat bunu sağlayabilecek ağaçların mevcut olabileceği orman ise o bölgede hiç mevcut olmamıştır. En yakın orman yüzlerce kilometre uzaklıkta bulunmaktadır.
Bu kuramlara göre ise ortalama olarak 20.000-30.000 arası işçinin 80 yılın üzerinde Giza’da çalışarak piramitleri yaptığı tahmin ediliyor.
Mumyalarda radyoaktif madde bulunduğundan mumyaları ilk bulan 12 bilimadamının kanserden öldüğü tezi ise çürütülmüş, bilimadamlarının ölüm sebepleri ise tıbbi olarak burada açıklanmıştır.
Piramitlerin hala tam olarak gün yüzüne çıkmamış sırları bulunmakla birlikte bilinen bazı özellikleri şu şekildedir;
- Piramit, kimin adına yapıldıysa, onun bulunduğu odaya, yılda sadece 2 kez güneş girmektedir. (doğduğu ve tahta çıktığı günler)
- Piramitlerin içerisinde ultra sound, radar, sonar gibi cihazlar çalışmamaktadır.
- Kirletilmiş suyu, birkaç gün Piramit'in içine bırakırsanız; suyu arıtılmış olarak bulursunuz.
- Ayrıca su beş hafta süreyle piramit içinde bekletilirse sonra yüz losyonu olarak kullanılabilmektedir.
- Piramidin içerisinde süt, birkaç gün süreyle taze kalır ve sonunda bozulmadan yoğurt haline gelir.
- Bitkiler Piramit'in içinde daha hızlı büyürler.
- Çöp bidonu içindeki yemek artıkları, hiç koku vermeden Piramit içinde mumyalaşır.
- Kesik, yanık, sıyrık gibi yaralar büyükçe bir Piramit'in içinde daha çabuk iyileşme eğilimi gösterir.

- Piramitlerin hala bazı odalarının içinde ne olduğu hakkında bir bilgi edinilememektedir.
- Piramitlerin içi yazın soğuk kışın sıcak olur.
- Büyük Piramit'in açıları, Nil’in delta yöresini iki eşit parçaya bölerler.
- Giza'daki üç piramit aralarında bir Pisagor üçgeni olacak şekilde düzenlenmişlerdir. Bu üçgenin kenarlarının birbirlerine göre oranı 3:4:5'dir.
- Büyük Piramit'in tabanının yüzeyi, anıtın yarısının iki katına bölündüğünde pi=3,14 sayısı elde edilir.
- Büyük Piramit'in dört yüzeyinin toplam yüzölçümü, piramit yüksekliğinin karesine eşittir.
- Büyük Piramit, dünyanın kara kitlesinin merkezinde yer alıyor.
- Büyük Piramit, dört ana yöne göre düzenlenerek inşa edilmiştir.
- Piramit dev bir güneş saatidir. Ekim ortasıyla Mart başı arasında düşürdüğü gölgeler mevsimleri ve yılın uzunluğunu gösterirler.
- Piramidi çeviren taş levhaların uzunluğu bir günün gölge uzunluğuna eşittir. Bu gölgelerin taş levhalar üstünde gözlenmesiyle günün 0,2419 bölümünde yılın uzunluğu yanlışsız olarak saptanabiliyordu.
- Büyük Piramit'le dünyanın merkezi arasındaki uzaklık, Kuzey kutbuyla arasındaki uzaklığa eşittir ve kuzey kutbuyla dünyanın merkezi arasındaki uzaklığa eşittir.
- Piramidin yüksekliğiyle, çevresi arasındaki oran, bir dairenin yarıçapıyla çevresi arasındaki oranın dengidir. Dörtkenarlar dünyanın en büyük ve çarpıcı üçgenleridir.
- Giza'dan geçen boylam, dünyanın denizleriyle anakaralarını iki eşit parçaya böler. Bu boylam ayrıca, kara üstünden geçen en uzun kuzey-güney yönlü boylam olup, bütün yer kürenin uzunluğuna ölçümünde doğal sıfır noktasını oluşturur.

Piramitlerin uydu görüntüsü için buraya, Piramitlerin sırrı çözüldü(Egyptian Pyramid Mystery Solve) isimli kitap için buraya, bu kitap hakkında önemli isimlerin yaptığı yorumlar için buraya, yıldızlar sayesinde piramitlerin sırrı çözüldü makalesi için buraya, piramitler hakkındaki tüm sayısal veriler için buraya, national geograpic'in konu hakkındaki sunumu için buraya, wikipedia'daki konu hakkındaki bilgiler için buraya tıklamanız yeterli.
« önceki yazı Zombi Salgınının Olabilmesi için 5 Bilimsel Neden |
sonraki yazı » Camtasia Studio'yu Ücretsiz Edinin Promosyonu |
Yorumlar
bilim teknik dergisinin bir sayısında bu taş blokların sırrının çözüldüğünü yazıyordu... tabi medyatik haber programlarımızda bunlar yayınlanmadığı için böyle bildirilerde halen sırmış gibi görünüyor...
efendim taş bloklar bilmem kaç km öteden öyle blok blok getirilmiyor, oradaki taşlar öğütülüyor öyle taşınıyormuş, daha sonra o taşlar nilden çıkarılan kil ve kendilerine özgü bir kaç teknik ile harç yapılıyormu ... her bir taşın bulunacağı yerde bir kalıp oluşturuluyor ve bu harç oraya dökülüyor ;) zamanının çimentosu yani... sonra bu harç donduğunda, o bilmem kaç km ötedeki kaya blogları ile aynı yapıya dönüşüyormuş... okuyunca vay canınaa demiştim, doğruya adamlar eşşek mi? :) şu radyo aktifliğe gelince, bilmem kaç bin yıl kapalı kalmış bir mezarda radyasyon bulunması bana doğal geliyor nedense ;)
| emsvizyon | |
|
|
(1 puan) |
|
| 25 Kasım 2007 14:00 |
- Kirletilmiş suyu, birkaç gün Piramit'in içine bırakırsanız; suyu arıtılmış olarak bulursunuz.
-Ayrıca su beş hafta süreyle piramit içinde bekletilirse sonra yüz losyonu olarak kullanılabilmektedir.
gibi iddialar icin kaynak rica ediyorum.
| noktafa | |
|
|
(1 puan) |
|
| 25 Kasım 2007 14:13 |
@noktafa
aralık 2001, remzi yayınevi
"Kah orada kah burada - bir rehberin anıları"
kemal suman
35 yılı aşkın bir turizmcinin bizzat mısır piramitlerini gezerken mısırlı bir bilimadamından öğrendikleri.
kitabı buradan edinebilirsiniz...
| sku | |
|
|
(1 puan) |
|
| 25 Kasım 2007 14:43 |
stage6.divx.com sitesinde bulunan harika belgeseli izlerseniz kafanızda bazı şeyler canlanacaktır. hala günümüzde bile oradaki taş ocaklarında o kocaman kayaların nasıl bu kadar iyi kesilebileceğini gösteren bölüme gelince haaaa diceksiniz. o taşları öylesine düz köşeli kesebilmek çok basit birşeymiş meerse.
taş ocakları abartılacak kadar da uzakte değil diye biliyorum. ama 100Km olabilir. ki çin seddinin toplamda ortalama 820 yılda tamamlandığını düşünürsek sanıyorum bu piramitler içinde o taşları sürükleye sürükleye getirilmesi o kadarda kasmasa gerek.
Uzaylı filan hikaye. ha yok demiyorum ama o çimento olayı sanıyorum sadece bir teori. ama yaptıysalar da en akıllıcası o olurdu herhalde.
| matasoy | |
|
|
(1 puan) |
|
| 25 Kasım 2007 15:53 |
Konu açılmışken, mısır pramitleri Türkiye'den kaçırılmış diyeceğim, bir de şöyle bir video vereceğim herkes kopacak :)))
| gazanya | |
|
|
(2 puan) |
|
| 25 Kasım 2007 15:56 |
@gazanya
Asıl buradaki linke bakılsa daha iyi olur.
linkte, senin verdiğin ropörtajların serisi mevcut...
| sku | |
|
|
(1 puan) |
|
| 25 Kasım 2007 16:00 |
piramitler ilgili türkçe belgesellerin linkini yazsanızda izlesek bizde
| dezayk | |
|
|
(1 puan) |
|
| 25 Kasım 2007 16:59 |
"Büyük Piramit'in tabanının yüzeyi, anıtın yarısının iki katına bölündüğünde pi=3,14 sayısı elde edilir." yazılmış. "Anıtın yarısının iki katına bölündüğünde" ne demek?
| ankebut | |
|
|
(1 puan) |
|
| 25 Kasım 2007 17:23 |
@ankebut
"yarısının" değil "yüksekliğinin" olacaktı o.
Düzelttiğin için teşekkür ederim.
| sku | |
|
|
(1 puan) |
|
| 25 Kasım 2007 17:28 |
Mütearifelerin, sansasyon konusu olarak lanse adilmesi iyi niyet eksikliğine değilsede popülist tutumlar olarak yorumlanabilir. Zaten modern dünyada ne kadar "ufo" ve "gezegende yanlız değiliiz" türünden laflar eden, amerika menşeili bir enflasyoncular bu konuyu kuramları üzerine dikkat çekmek için kullanmaktadır. Fİlmlerde uçan 'et'ler, amerikallılar tarafından otopsi yapılan "zuzaylılar", "neil armstrong" ay'a bayrak dikmesi pek de oturup "yaw bunlar da mı oldu" denilecek türünden laflar değildir. (Havasız ortamda o bayrak nasıl dalgalanır yaww, dünya gerzekler gettosuna döndü)
Ama sonuçta mütearifelerdir ve bunları çıkıpta gerçek ve yaşanmışlık olarak lanse edilmesi 16,5 yaşındaki teenager'lara göre bir davranıştır.*
*Not: Bu son söz İlber Ortaylı'dan alıntıdır
| Ampouble | |
|
|
(1 puan) |
|
| 25 Kasım 2007 18:58 |
nasil yani simdi piramitler kocaman birer yuz losyonu yapma aleti ve amerika uzaya gitmedi oyle mi? bu mu cikar tum burada yapilan yorumlardan?
| noktafa | |
|
|
(1 puan) |
|
| 25 Kasım 2007 19:06 |
Amerika'nın bu konuyu istismar etmesinden bahsediyorum. Uzaya gitmediği çoktan ispatlandı. Hatta rusların bile gitmediğini işleyen bir filmler vardır (Alexander Sokurov özellikle filmlerinde bu konuyu tii'ye alır). Bunun rejimlerin konsantresini artırmak için kullanılan bir stüdyolar savaşı olduğuna inanan insanların sayısı artmaktadır. En büyük karşı çıkış ise "bayrağın dalgalanması" olayıdır. Dünya iletişim altyapısının %98 elinde bulunduran bu rejimlerin resmi olarak kabul edene kadar bu konuların muallakta kalacağı kesindir.
Yüz losyonuna gelince o işten bende kıllandım ama kırılma noktası herhalde sığla yağı... Anadolu sığla ağacı olarak geçen ve akdeniz bölgesinde yetişen bu ağacın yağı kozmetik sektörünün şu anda %70 civarında kullanılmadır. (özellikle pahalı el vucüt ve kişişel bakım ürünlerinde) Kokusu itibari ile dominant olan bu ağaç mumya yağının (yani mumyalama işlemine başlamadan sürülen yağ) ana bileşenidir. Özellikle hititler anadolu'daki hakimiyetleri zamanında mısır ile savaşın olduğu zamanlarda yapılan mumyaların daha fazla dejenerasyona uğraması ve sığla yağına mumyalarda rastlanmaması ana vatanın orta ve batı ege olduğunu göstermektedir. Şu anda sığla yağı kanada ve amerika'da %99 oranında sterilize ve içindeki yabancı bileşenler alınarak yüz kozmetik ürünlerinde kullanılmaktadır. Herhalde piramitlerdeki buharlaşan sığla yağı suyun polimer yapısından ötürü suyu karışmakta bu da piramitlerin keşfedilği yüzyıl ve bilim altyapısı olarak inanılmaz kabul edilmektedir.
***Bence bütün bu sansasyonel olaylara insanların "bilinmeyen" den aldığı orgazmik zevk muhal vermektedir.
| Ampouble | |
|
|
(1 puan) |
|
| 25 Kasım 2007 19:26 |
gidip görmek lazım piramitleri
| CagriKirilmaz | |
|
|
(1 puan) |
|
| 25 Kasım 2007 20:25 |
@dezayk
Mısır: Sonsuzluğun peşinde belgeseli var Türkçe dublajlı...
Ayrıca buradan da bir arkadaşın verdiği mısır videolarını ve belgesellerini bulabilirsiniz.
| sku | |
|
|
(1 puan) |
|
| 25 Kasım 2007 21:39 |
Aslında piramitlerin inşası ile ilgilenmek piramitlerin gizemlerini biraz sınırlıyor. Olabilir o zamanın çimentosu ile yapılmıştır. Ama sonuçta bir teoridir. Asıl ilginç olan piramitlerin uzay ilişkileri... Örneğin piramitlerin dağılım şekilleri vb.
Uzaylılar konusuna gelince, ben bu uzaylıların yardımına inanıyorum. Nedenini hemen açıklıyım ki herkes üstüme çullanmasın.
3000 yıl önceki bir medeniyetin yaptığı çalışmalar hala çözülemiyorsa,
dünyanın yedi harikasından bir tek piramitler günümüze kadar ulaşıyorsa,
3000 yıl önce uzay gemisi, gemi, uçak vb. vasıtaların resimleri hiyerogliflere çizilmişse,
mumyalar hala şekillerini bozmadan bu zamana kadar ulaşabiliyorsa ben bu işin içinde başka şeylerin olduğuna inanırım.
Aslında bu zamanda kullandığımız parfümlerin, ojelerin vb. her türlü makyaj aletlerinin kökünün Eski Mısır'a kadar dayanmasıda ayrı bir konu.
Yani tek cümle ile özetlemek gerekirse, Eski Mısır felaketler ile birlikte sırlarınıda alıp götürdü ve bu sırlar ebediyen çözülememiş sırlar olarak kalacaktır.
| ahmetkucukoglu | |
|
|
(1 puan) |
|
| 25 Kasım 2007 21:50 |
Piramitlerle ilgili safsata bilgilerle aklinizi doldurmadan once, SOZDEBILIM uzerine yazdigim notu suradan okumanizi tavsiye ederim.
Fransiz firmasi Dassault Systèmes'den bir grup muhendis Khufu Piramit'in nasil yapildigina dair "Rampa teorisi"ni one surdu ve yazilimlariyla yil yil piramidin insaat sahfalarini anlatan su raporu sundular. Boylece pramitlerin uzaydan gelen ustun bir irk ve uzay teknolojisi ile yapildigini iddia eden bir takim spiritualist akimlarin da hizaya getirilmesi saglandi.
Lutfen, bir sey su an aciklanamiyor diye cozumu paranoya ekseninde aramayin.
| Clicia x | |
|
|
(1 puan) |
|
| 25 Kasım 2007 22:29 |
Uzaylıların (Gerçekte varmı bilinmez) yaptığı söyleniyor da, şu soruyu sormadan duramayacağım...
Milattan önce, 3000 li yıllarda ki takribi 5000 yıl önce... Bu uzaylılar dünyaya gelip, bir takım inşaalar yapıyorsa, bu varlıklar neden günümüzde bizimle beraber değiller... Hadi gizlice geliyor gözlemliyorlar diyelim... Bu adamlar o kadar geri zekalımı 5000 yıldan beri bizi çözememişler. dediğimiz fark, 10 - 20 yıl değil beş bin yıl...
"Hey Dünyalı, biz dostuz" demeyi bırak, bizimle alış-verişe bile çıkmaları gerekmez miydi?
| gazanya | |
|
|
(1 puan) |
|
| 25 Kasım 2007 23:08 |
@ahmetkucukoglu
Günümüze kadar ulaşması doğaldır, efendim. Çölün ortasında, rodos anıtı niye ulaşmadı. Babil bahçeleri niye ulaşmadı.
Açı üzerinden konumlandırmaya gelince bu son zamanlarda fırlayan bir akım. Tapınak şövalyelerinin devamı bugünkü cizvit papazlarının magdalale meryem'in isa'dan çocuğu olduğunu ve magdalale meryem'in naaşının tapınak şövalyeleri tarafından fransaya getirildiği bu kutsal kilisenin milimetrik olarak stigma oluşturan fransadaki 8 kilisenin ortasında magdalale meryem'in yattığı ve bunun bir işaret olduğu şeklinde iddialarıda var. Ama bunlar sonradan zorlama kuramlar... Ama sonuçta o kilisenin fare deliğine kadar bakıldı ne bir hazine ne de bir mezar bulundu. Sadece yaşlı bir erkek cesedi bulundu. Ama bu da İsa'nın oğlu olabilir mi diye hz. İsa'nın olduğu tahmin edilen bütün DNA örneklerine bakıldı, örtüşme olmadı. Eski tahrir defterlerinde eski bir zagoçun kilisenin altına gömüldüğü ortaya çıktı.
İnsanların 4500-5000 yıldır yıldızlara bakarak konumladırma ve açı bildikleri tahmin ediliyor. Zaten ilkbaharda taşan nil ırmağının etrafındaki tarlaların sahipleri tarla sınırları için açı kullandıkları, yıldızlara bakarak tarla yerleri belirledikleri bir ciddi bir tez. Bunun piramitlerde uygulanmış olabileceği ciddi bir ihtimal. Fenikeliler ticarette bu kadar büyümeleri gemiciliği ve yıldızlara bakarak konumlandırmayı bilmerine dayanıyordu. Fenikeliler tarih sahnesine m.ö. 2500'de çıkmışlardır.
| Ampouble | |
|
|
(2 puan) |
|
| 25 Kasım 2007 23:35 |
piramitlerin çölün ortasında bulunması bir bahane değil. o piramitler o kadar çok top atışına tutulmuş ki hala nasıl yerinde duruyor bunu düşünün birde isterseniz.
| ahmetkucukoglu | |
|
|
(0 puan) |
|
| 25 Kasım 2007 23:50 |
habu konuyu keşke ben yazsaydım ya :D hehehe
stage6.divx.com da olması lazımdı ben indirdim dvdlerde duruyo ama ingilizce.
Adı da "Diggin For The Truth" diye bir programın adı. Yakışıklı bi uşak sunuyo.
tekrar aradım bulamadım.
Yukarda bi arkadaş gizemli şeylerden alınan hazınnbuna neden olduğu söylüyo çok haklısın kardeşim. haz alanlar yok uzaylılar yok atlantis vs.
| matasoy | |
|
|
(1 puan) |
|
| 26 Kasım 2007 00:21 |
Sayin inatci ve safsata fetisli batil inancli vatandaslarim, verdigim linklere bakmadiniz sanirim!
D'assault Systemes firmasinin Muhendisleri Khufu piramidinin nasil yapildigini 3D simulasyonlarla aciklamislar. Su sayfada bir teaser vermisler ve dort teori (biri bilmsel olmayan uzayli-Atlantis safsata sacmaligiyla cok fena dalga gecen) tek tek 3D animasyonla aciklanmis. Active X icin Dassault Sytems'da bir plugin indirmeniz gerekiyor. Plugin i indirdikten sonra teaser otomatik basiyor. Burada o bahsedilen 3 teori ve bir safsata inanc curutuluyor (dort secenekten her birini tek tek seciyorsunuz). Animasyonun devamini gormek ve tartismalara katilmak icin siteye uye olmaniz gerekiyor. Ama uye olmadan da Onceki sayfadaki linklerden piramitlerin nasil yapildigini aciklayan bir rapor linki var, oradan ogrenebilirsiniz.
| Clicia x | |
|
|
(1 puan) |
|
| 26 Kasım 2007 00:54 |
Piramitlerin içi yazın soğuk kışın sıcak olur.
Bu tas binalarin genel ozelligidir zaten ve piramitler kumtasindan yapilmistir.
Ayrica bazi basit olarak nitelendirebilecegimiz hesaplamalar misir zamaninda da yapiliyordu, ve pi sayisi veya uzakliklarla ilgili olan islemler tam olarak dogru sonuclar vermiyor. Ayrica Umberto Eco'nun Foucault Sarkaci adli kitabini da referans vermek gerekirse bunla ilgili cok daha fazla soz de bulunabilir ama sonrasinda kendisi de ekler ki insanoglu baktigi yerde birsey bulmak ister bulur. Ayrica kitapta gene bununla ilgili de hemen akabinde guzel bir ornek veriyor.
Birde taslarin kizaklar uzerinde tasinirken kum uzerinde kizaklarin onunun islatilmasi bu kizaklarin buz uzerinde kayar gibi ilerlemesini sagladigi da biliniyor.(bununla ilgili su an kaynak veremiyorum cunku nerede okudugumu hatirlamiyorum).
Ayrica bu bina da kullanilan taslarin omru yaklasik olarak 30-40 bin yil olarak belirtiliyor. History Channel'in lost worlds serisinde Misirda kullanilan bazi yapim teknikleri ile de ilgili olarak bilgi veriliyor.
| Curmudgeon | |
|
|
(1 puan) |
|
| 26 Kasım 2007 01:42 |
neden şuna inanmak istemiyorsunuz.geçmiştede insanlar en yüksek medeniyet zirvesine ulaşmış olmazlarmı yani sadece 20 yüzyıldamı akkıllı insanlar çıktı isterseniz birde buna bakın
| martraks | |
|
|
(1 puan) |
|
| 26 Kasım 2007 08:21 |
piramitler insan yapısıdır, zamanının mühendislik harikasıdır... taşlar ilk yorumumda da dediğim gibi, kesilip biçilip kilometrelerce öteden taşınmamıştır!
bir tür çimentolama tekniği uygulanmış ve her blok yerinde oluşturulmuştur! ilk yorumu okuyun ve safsataları bırakın arkadaşlar... başka şeyler ile uğraşalım ;)
| emsvizyon | |
|
|
(1 puan) |
|
| 26 Kasım 2007 09:54 |
İnsanoğlu olarak bilinmeyene her zaman korku ve şüphe ile merak ile yaklaşmışızdır. Piramitler oha lan manyak bunlar tarzında ve vay be heriflere bak 5000 yıl evvel neler yapmışlar tarzı konuşmalarımıza neden olsalarda şu anda bile yuh be elin amerikalısı kaç kmlik tüp geçit yaptı veya oha ve uçak havada bir uçtan bir uça gidiyor gibi kelamlar duymak içten bile değil. Lakin piramitlerin yapılışından bile daha ilginç olan uzaya çıkma veua uçakların uçması. Uzağa gitmeyin bi kablo ile dünyaya bağlanmanız, ya onuda geçtik kablosuz elektronik teknolojisi bile varken piramitlere hayran kalmak bana boş geliyor. O zaman şartları ile yapılmış en mükkemmel insan işi o piramitler. Şimdiye bakalım geleceğe yönelelim derim.
| electro | |
|
|
(2 puan) |
|
| 26 Kasım 2007 10:41 |
@tanınmayan 94903 cevaben=)
Kullandığın "niye bu zamana kadar yapılamadı" sorusunun mihvali aslında bir deyimle açıklanabilir.
"Çarıklı harbiye erkanı ayağı"
Determinist bir tutum olup, tartışılan konuyu cözümsüzlüğü ulaştırmak için kullanılır. Aslında yanlış us'a vuruma yönlendirmek için kullanılır.* *Not: Son zamanlarda siyasette sıklıkla görülen bir tuutm oldu.
| Ampouble | |
|
|
(1 puan) |
|
| 26 Kasım 2007 12:11 |
hmm.. uzun uzun cevaplar yazmıştım da site göçtü bütün yazdıklarım gitti.. özetle, @taninmayan 94903 wikipedia'da modern piramitleri bulabilirsin
@emsvizyon dediğin yanlış değil ama sadece çimento yok ortada.. kesinlikle kesilen ve taşınan taşlar da var.. mesela 70 ton üzerindeki granit bloklar
uzaylı teorisini çürüten, the guardian'da yayınlanan bir yazı, bir de bir akademisyenin oldukça uzun bir yazısını bulmuştum.. kısacası, uzaylılara deli gibi inanmak istemediğiniz sürece bu teorinin elle tutulur bir yanı yok
| normandy | |
|
|
(1 puan) |
|
| 26 Kasım 2007 13:20 |
uzaylilara "inanmak" da cahilliklerinden ne yapacagini bilemeyen gariban vatandasinyeni dini oldu. Cahillik en buyuk dusmanimiz ve iyi egitilmemis, bilim yoksunu safsataci yetiskini yeniden egitmek icin muhtemelen ABD nin savunma butcesineden daha buyuk paraya ihtiyac var.
| Clicia x | |
|
|
(1 puan) |
|
| 26 Kasım 2007 14:02 |
benim okuduğum bir yazıda da piramitlerin nuh tufanından önceki büyük ve gelişmiş bir medeniyetin inşa ettiği söyleniyordu. Tufandan sonra tabir-i caizse dünya resetlendi fakat piramitler gibi eserler yeryüzünde kaldı. Bu teorinin uzantısı olarak piramitleri yapanların, tufandan önce çok büyük bir medeniyete sahip olan Mu kıtasından Mısır a gelmiş olan insanların olduğu söyleniyor.
| never | |
|
|
(1 puan) |
|
| 26 Kasım 2007 14:19 |
uzaylılara inanmanın cahillikle bir alakası yok. eğer bunun cahillik ile alakası olsaydı bu işi için oluşturulmuş birimler olmazdı. ben elimdeki kanıtlara bakarım körü körüne inanmam. istersen şöyle google dan biraz araştırma yap ondan sonra gel konuş buradan arkadaşım.
| ahmetkucukoglu | |
|
|
(1 puan) |
|
| 26 Kasım 2007 14:22 |
Hic bir zaman "WE ARE NOT ALONE" cu kucuk yesiladam meraklilariyla tartismaya girmem. Irrasyonal insanlarin cahil insanlardan farki yoktur.
Eskiden insanlar kutsal kitaplardaki fantastik mucizelerle kendilerini kandirirlar, guya "huzur" bulurlardi; simdi internet devrinde bunlara inanmak daha zor geliyor, "inanc" takintisini New Age safsatalariyla masajliyorsunuz.
| Clicia x | |
|
|
(1 puan) |
|
| 26 Kasım 2007 14:27 |
@ahmetkucukoglu
"istersen şöyle google dan biraz araştırma yap ondan sonra gel konuş buradan arkadaşım."
sen araştırmaya tenezzül etmio musun? tembel bi insanın fikirlerine neden değer verilsin? burdaki bazı tartışmalar gerçekten yoruyor beni..
| normandy | |
|
|
(1 puan) |
|
| 26 Kasım 2007 15:49 |
ama bir kitapta okumuştum uzaylı denilen safsata bir amerikan oyunu olduğunu yazıyordu.insanları uzaylı fikrine alıştırıp sonra yaptıkları araçları dünya üzerine salacaklar ve sonra kendi silahlarıyla o araçları vurup dünyayı kurtardık diyecekler.
*Gayet tabi olabilirler martaks, lakin siz insanlara yönelttiğiniz sorgunuzda inanmak tarzında ziyadesi ile kudretli bir kelime kullanıyorsunuz.
Adamlar, bilimsel açıdan cümle doneyi sunmaya/bilgilendirmeye çalışıyorlar lakin işin içerisine inanç girdimi, kişinin hiçbir teori/bilimsel ispata ihtiyacı kalmıyor elbette.
Salt inanç bazına indiğinizde (ki dünyadaki gizemler sizin verdiğiniz listeden kat kat fazla, dolayısı ile açıklanamayan konulara sadece fiziksel değil, metafiziksel olarak da yorumlar aranması elbette olağandır ve tarih boyunca da böyle olmuştur), kimse sizi inanıyorsunuz veya inanmıyorsunuz diye sigaya çekemez/çekilemez şüphesiz. :)
proksima arkadaş işin içine inancı katmıyorum birilerinin insan beyinlerini koyun sürüsü gibi bir tarafa çekmesine inanmak istemiyorum
| neguvon | |
|
|
(1 puan) |
|
| 26 Kasım 2007 16:15 |
DÜNYANIN 10 GİZEMLİ NESNESİ
İnsanoğlu her ne kadar uzaya çıksa da bundan binlerce yıl öncesine ait bazı nesnelerin üzerindeki esrar perdesi hâlâ aralanamıyor. İngiliz bilim ve teknoloji dergisi Focus da son sayısında bugünün teknolojisiyle bile üretilmesi zor olan gizemli nesnelerden bazılarını tanıttı...
Geleceği gören harita
Coğrafya ve harita uzmanı ünlü Türk denizci Piri Reis'in 1513'te çizdiği Afrika, Amerika ve Güney Kutbu'nu gösteren harita, ortaya çıkarıldığı 1929 yılında ortalığı karıştırdı. Çünkü Güney Kutbu'nun keşfi, haritanın çizilmesinden çok sonra, yani 1818'de gerçekleşmişti. Dahası, Piri Reis'in haritası, kıtanın buz altında kalmış sahil kesimlerini de gösteriyordu. Ancak kıta üzerindeki buzlar, haritanın çizilmesinden tam 6 bin yıl önce erimişti.
2000 yıllık pil
Alman arkeolog Wilhelm Konig tarafından 1938'de Irak'ın başkenti Bağdat'ın yakınlarında bulunan 2 bin yıllık pil, bilim adamlarını şaşkına düşürdü. Konig, 13 santimetre boyundaki toprak bir kabın içine monte edilmiş bir bakır silindir, onun etrafındaki demir çubuk ve testinin ağzını kapatan asfalttan oluşan bu nesneyi "dünyanın en eski pili" olarak tanımladı. Pilin 2 volt enerji ürettiği saptanırken, 1800'lü yularda modern pili icat eden Alessandro Volta adlı İtalyan kontunun da şöhretine gölge düştü.
Antik çağ bilgisayarı
1900 yılında Girit açıklarındaki bir batıkta araştırma yapan bilim adamları ilginç bir cisme rastladı. Tahta bir muhafazanın içine yerleştirilmiş bir dizi bronz dişliden oluşan bu garip nesnenin kasası, yüzeye çıkarıldığı anda dağıldı ve cihazın içindeki karmaşık yapı ortaya çıktı. Yapılan çalışmaların ardından, bu aygıtın Ay, Güneş ve diğer gezegenlerin konumlarını hesaplamak ve istendiği anda bunların pozisyonlarına yönelik tahminlerde bulunmak için geliştirildiği anlaşıldı.
Kristal kuru kafa
Maya dönemine ait 1000 yıllık bu kristal kuru kafa, tek bir blok kristal üzerine oyma olarak yapılmış. Nasıl yapıldığı hala anlaşılamayan kuru kafanın altından tutulan ışık, doğrudan göz çukurundan yansıyor. Bu teknolojinin bugün bile mümkün olmadığı söyleniyor.
Generalin kemer tokası
M.S. 300'lü yıllarda ölen Çinli general Çou Çou'nun mezarında 1956 yılında bulunan kemerin tokası, yüzde 85 oranında alüminyumdan yapılmış. Ama doğada sadece bileşik olarak bulunan alimünyumun diğer maddelerden ayrıştırılarak tek bir madde olarak kullanılabilmesi ilk kez 19. yüzyılda mümkün olmuştu.
1000 yılda yapılan kent
Pasifik Okyanusu'ndaki Mikronezya adası yakınlarına kurulu antik Nan Madol kentinin inşası, M.Ö 200'de başladı ve 1000 yıl sürdü. 250 milyon tonluk dev bazalt bloklar kullanılarak yapılan bu kent, 100 yapay adayı kanallarla birbirine bağlıyor. Bu kadar bazaltın bölgeye nasıl getirildiği ise hâlâ sır.
Uzaylılar için iniş pisti
Peru'nun Pampa sahilindeki 450 kilometrekarelik alan üzerine çizili motifler, M.O. 300 üe M.S. 600 arasındaki dönemi kapsayan hayvan ve bitki şekillerini resmediyor. Nazca medeniyeti tarafından yapıldığı düşünülen bu garip motiflerin, uzaylılar için bir iniş pisti vazifesi gördüğü öne sürülüyor.
Concorde'un atası
M.Ö 200'de yapıldığı sanılan bu nesne, 1898 yılında Mısır'da bir lahitte bulundu. Ancak gerçek uçaklar icat edilene kadar ne olduğu konusunda kimse bir fikir beyan edememişti. 1972'de arkeolog Halil Mesiha bunun bir model uçak olduğunu, mükemmel bir aerodinamiğinin bulunduğunu ve kanatlarının Concorde'u andırdığını iddia etti.
Kayaya gömülü çekiç
Tahta sap ve demir tokmaktan oluşan bu çekiç, 1936'da Teksas'ta 400-500 milyon yıllık bir kayanın içine gömülü olarak bulundu. Modern bir aletin tarih öncesi bir kaya kütlesinin içine nasıl girdiği bir yana, çekiçte kullanılan demirin günümüz demirlerinden bile saf olması bilim adamlarını hayrete düşürdü.
Harçsız taş set
Peru'nun Cusco bölgesindeki bir İnka kalesinin etrafını 360 metre boyunca zikzak yaparak saran 9 metrelik setlerin yapımında, tanesi 300 tona varan kireçtaşı blokları kullanılmış. Ancak hiç harç kullanılmamasına rağmen bu kayalar, arasına bıçak bile sokulamayacak kadar mükemmel yerleştirilmiş
peki bunlara ne diyeceksiniz
| neguvon | |
|
|
(1 puan) |
|
| 26 Kasım 2007 16:17 |
@neguvon bu cümlelerine katılıyorum.
Salt inanç bazına indiğinizde (ki dünyadaki gizemler sizin verdiğiniz listeden kat kat fazla, dolayısı ile açıklanamayan konulara sadece fiziksel değil, metafiziksel olarak da yorumlar aranması elbette olağandır ve tarih boyunca da böyle olmuştur), kimse sizi inanıyorsunuz veya inanmıyorsunuz diye sigaya çekemez/çekilemez şüphesiz. :)proksima arkadaş işin içine inancı katmıyorum birilerinin insan beyinlerini koyun sürüsü gibi bir tarafa çekmesine inanmak istemiyorum
| ahmetkucukoglu | |
|
|
(1 puan) |
|
| 26 Kasım 2007 16:33 |
@neguvon
valla ben de allah derim ama bi de üstüne kaynak isterim.
Antik bilgisayar benim ilgimi çekti. Demekki gökyüzüne bakarak ile konumlandırma sisteminde bir alet kullanıldığı öğrendim.
Pil konusu burayı pek bağlamaz. Kimyanın temelleri bağdatta atılmışsa bunun garipsenecek değil şaşırılacak buluş olduğuna inanırım.
Bazalt konusuna gelince ünlü "Tüfek, mikrop ve çelik" yazarı Jared Dİamond sonraki kıtabı "Çöküş"te bu konuyu uzun uzadıya işler. Bazalt konusunu "tüketilmiş" olarak açıklar. Teksas'daki eski yerleşkeler yok olmuş üstün medeniyetleri işlerken asıl sorunun "ilkel komünizm"den çıkış doğal kaynakları tüketene kadar kullanılması olduğu belirtir.
Piri Reis'in Haritasına gelince osmanlı donanmasının açık denizlere çıktığı hatta ve hatta bering boğazına ulaştığı ile ilgili tezler. Haiti yerlelileri arasında yapılan dil araştırmalarında arapça ve farsça kelimelerin yaygınlığı ve benzerliği yepyeni bir tez olarak osmanlı donanmasının Amerika'yı keşfettiği fakat farketmedemeyip, hindistanın güney doğusundaki adacıklara vardığı zannetmesi şu anda hipotez babında tartışılan konular.
Uzaylılar için yapılan pist konusunu "Çöküş" kitabında jared diamond açıkça incelemiştir. Kitabın ana konusun "Medeniyetler nasıl ayakta kalır veya yıkılır" açıklayabilir. Bunun genç bakire kızları adak olarak tanrılarına adadıkların tanrıların geldiğinde yaşaması için tapınaklar yapması bu konuyu açılayabilir. Gökyüzünden geleceği inanılıyordu.
Leonardo da Vİnci'nin italyan olması, italyanların sicilya'ya yerleşen arap medeniyet ile ilişkileri cenevizliler ve venediklilerin doğu ile ticaret ilişkileri üzerinden geliştirilen ve baya bir paye bulan bir tezde arap bir bilginin teorisi olan helikopter prototipi bulunmuştur. (Herhalde bağdat kütüphanesi yok edilmeseydi ve 1204'de 4. Haçlı seferinde aç gözlü Latinler Doğu Roma'nın el yazmalarını yok etmeseydi - Katolik kilisesinin işi denir- bu konular bu kadar muğlak kalmazdı. ) İbn-i Sİna (Batıda bilinen adıyla Avecenna) kanın bütün hastalıların sebebi olduğunu 11. yüzyılda açıklamıştır. Sonradan batıda 16. veya 17. yüzyılda yeni buluş olarak lanse edilmesine rağmen ibni sina yazmaları açıklığa kavuşunca olay açıklığa kavuşmuştur. Önceden kan alma ile hastalanma riskinin azaltılması teorisi ona aittir.
Genellikle "gizemli" olarak nitelendiren bu konuların aslında eski medeniyetlerin korkunç tüketim alışkanlıkları ve maddecilik bileşkesi ile açıklar. Ayrıca Alev Alatlı'nın "Or'da kimse var mı?" dörtlemesinde nekrofilya (ölü ile cinsel ilişki) konusuna dikkat çeker. Biyofilik (yaşamsal, yaşayana ait) davranmak yerine nekrofilik maddeye ve nesneye duyulan korkunç aşk mihvalinden açıklar.
Not: Bu alimünyum kafama takıldı. 3000 santigrat dereceye dayanabilecek kaplar yapılmışmıydı ki.
| Ampouble | |
|
|
(1 puan) |
|
| 26 Kasım 2007 17:02 |
Bilimin "kutsal inek" olmağı batıda 1950'lerden itibaren anlaşılmıştır. İnançsal boyutları değil nedensel metalar işlenmektedir burda. Kuantum açıklanamayan şeyler konusunda "bilinememezlik" olarak açıklamaktadır. İnanılçak bir şey ile neden-sonuç bileşkesini birbirine karıştırmamak lazımdır. Anlamak için bu gereklidir. Kuran da açıkça ayet "Biz herşeyin müessibül esbabıyızdır" der ez cümle "Biz nedenlerin yaratıcısıyız" der.
| Ampouble | |
|
|
(1 puan) |
|
| 26 Kasım 2007 17:07 |
mezar odalarındaki radyasyon granit bloklarından kaynaklanıyor olabilir. graniti ne kadar derinden çıkarırsanız o kadar çok radyasyonlu olur ve çatlaksızdır ama çok fazla derinden çıkarırsanız yerin altındaki basınç çok fazla olduğundan çatlayabilir. ayrıca granit kaplı bir oda yaptığınızda içerideki radyasyon dışarı tam sızmaz içeride birikir (amerikada bir otelde yapılmış). mısırlıların granit bloklarını kesme olayı güzeldir. graniti bakır ile kesmişler günümüzde elmas uçlu testerelerle dakikalarca uğraşılmaktadır. graniti kesmek için topraktaki kuvars minerallerini kullanmışlar. granitin üzerine biraz toprak serpmişler bakır testereyide sürterek dümdüz kesmişler. iki granit blok arasına kredi kartı sıkıştıramıyorsunuz o kadar düz.
| juni | |
|
|
(1 puan) |
|
| 26 Kasım 2007 17:12 |
insanlar aslinda sizofren olmus maymunlar olduklarindan, ve zihinsel evrimlesmeleri hala devam ettiginden, kendi kendilerine "gizem " yaratmaya bayilirlar. Bu hayalcilik insanlarin ilkelliginin bir parcasidir. Halbuki bu causal evrende, herseyin devami bir onceki duruma gore belirlenir ve hersey "seamlessly" birbiriyle alakalidir. Her ne kadar Schrodinger her seyin bir "belirsizlik" bulutu icinde oldugunu savunsa da, cogu olayin aciklamasini yeteri kadar bilgimiz olunca bulabiliriz. Bulamadagimiz zaman zihnimizi kendi icinde donen spirallere sokmamiza gerek yok.
Eger egitimin yeteri kadar bilimsel idiyse ve hala safsatalara inaniyorsan, sen bir sey ogrenmemissin demektir. Bilim engelli bir egitim almissan, gerceklere kor gozlerle bakarsin ve her tur yalan ve safsataya inanma olasiligin cok daha yuksektir.
Bilemem anlatabiliyor muyum.
| Clicia x | |
|
|
(1 puan) |
|
| 26 Kasım 2007 17:40 |
senin de maddeden olustugunu anlaman icin olmen gerekiyor, o zaman anlarsin hanyayi konyayi diyecegim ama oldugun icin zaten anlama fonksiyonu kalmayacak ve hic anlayamayacaksin.
kendi kuyrugunu kovalayan kopek yavrulari gibi don bakalim.
| Clicia x | |
|
|
(1 puan) |
|
| 27 Kasım 2007 18:43 |
benzetmen hakaret boyutlarına variyor dikkat et .ayrıca sen darvinciysen bana ne .görmek istemeyen insanlara gösteremez duymak istemeyenlere duyuramazsın sende kör ve sağırsın olurmu
| martraks | |
|
|
(1 puan) |
|
| 27 Kasım 2007 19:23 |
Darwinci mi? nereden cikardin? bira zonce sildigim dinozor linklerindne mi? neden etiket takmaya meraklisin? olan bir seyi aciklayan bilimle ilgili link verince darwinci mi olunuyor? cok cahilce, refleks gibi bir tepki. ben bir kopek yavrusunun kuyrugunu kovalamasini kisir donguye girmis insnalar icin kullanirim. Once kullanilan metaforu anlama tenezzulunde bulun, ayrica (eger baska nick altinda otmuyorsan)baskalarinin avukatligina da soyunma.
| Clicia x | |
|
|
(1 puan) |
|
| 27 Kasım 2007 19:27 |
Geçmişi çözebilmek çok zor.
Ayrıca buranun inanç tartışmak için uygun biryer olduğunu sanmıyorum.
| hyro | |
|
|
(1 puan) |
|
| 27 Kasım 2007 21:50 |
adamlar bu uzayli masallarina sanki kutsal kitap emri gibi muthis bi inatla takinti yapmislar. Onune bunun aciklanabilecegini gosteren hesap kitap getiriyoruz hala "odunum da odunum " diyor. egitimsizlik bi milleti bu kadar geri kafali ve hurafe-tapan yapar miymis, evet yaparmis.
Raelean propaganda sehitleri sizi...
| Clicia x | |
|
|
(1 puan) |
|
| 27 Kasım 2007 22:12 |
o değil de bunları ülkemizden çalmışlar, ben esas ona üzülüyorum =p
bence uzaylılar bunları önce anadolu'ya inşa etmişlerdir, sonra bizimkiler onlara taş attı diye kızıp mısır'a kondurmuşlardır; sonra ver elini firavunlar zenginlik falan. zimbrikamosya elementiyle yapılmış o piramitler! bu elementin %99'u nerede? Ülkemizde! O zaman sorarım size nereden bulmuş o Mısırlılar o elementi de yapmışlar he? Bizden çaldıkları, yani çaldırdıkları apaçık! Hemen Mısır'a savaş açalım derim!!!!
(bazen saçmalamak zevkli oluyor da...)
| Ege | |
|
|
(1 puan) |
|
| 27 Kasım 2007 22:31 |
ege dikkatli ol sacmaliklarini ciddiye alacak kadar kacik insanlar var burada.
hyro, demek bana SUS demek istiyorsun? gercekleri soyleyince moralin mi bozuluyo...
| Clicia x | |
|
|
(1 puan) |
|
| 27 Kasım 2007 23:39 |
Sordugun soruya bak! sen kacinci haliysen oyum. Soru sormayi da bilmiyor.
| Clicia x | |
|
|
(1 puan) |
|
| 27 Kasım 2007 23:44 |
Uzaylılar vardır ya da yoktur, orası ayrı bir tartışma. Ama olayı direk olarak uzaylılara bağlamak çok yanlış...
Çünkü mimar sinan'ın da bazı eserlerinin özellikleri de yeni yeni keşfediliyor. Hala öğrenilememiş özellikleri bile var.
Örnek olarak;
Mimar Sinan’ın Selimiye Camii'nin kubbesini o genişliğe oturtmak için 13 bilinmeyenli bir denklemi matematiğin bilinen 4 ana işleminden farklı beşinci bir işlem yaratarak çözdüğü söylenir. Ayrıca minarelerin şerefelerine çıkanların yolda birbirlerini görmemeleri ise büyük bir dehanın ürünüdür. Almanlar ayni sistemi meclislerinin önündeki dev kürede kullanmışlar.Mimar Sinan bu sistemi 2 metre çapındaki minarelere yüzyıllar önce monte etmiştir.
Selimiye camiinin zemini gevşek olduğundan dolayı minarelerinin yakın zamanda yıkılacağı fark edilmiş. Uluslararası bir grup bilim adamı toplanmışlar. Nasıl kurtarırız bu tarihi minareleri diye kafa kafaya vermişler. Sonuçta en son teknoloji olan metal kelepçelerle minarelerin temellerini sabitlemenin en iyi çözüm olduğuna karar vermişler. Minarelerin temellerini açınca, koymayı düşündükleri kelepçelerin aynısıyla karsılaşmışlar.
1950-60 arası bir tarihte inşaat mühendisi, mimar ve jeofizikçilerden oluşan bir Japon heyeti Türkiye’ye gelmiş. Heyet İmar ve Iskan Bakanlığı’ndan izin alarak ülkemizdeki tarihi yapıları incelemeye başlamış. Ayasofya’yı, Yerebatan Sarnıcını filan gezdikten sonra sıra Sinan'ın kalfalık eseri Suleymaniye Camisi'yle Sinan’ın öğrencisi Mimar Davut Ağa’nın eseri Sultanahmet Camisi'ne gelmiş. Japonlar bu camiler üzerinde günlerce inceleme yapmışlar. Her geçen gün şaşkınlıkları daha da artıyormuş. Çünkü Japonlar daha ilk incelemede camilerin gevşek bir zemin üzerine inşa edildiğini anlamışlar. Ama bunca yıl, bu camilerde bir çatlak dahi olmamasına akil sır erdirememişler. Bunun üzerine Türkiye programının gerisini tamamen iptal edip, bu iki cami üzerine yoğunlaşmışlar. Araştırmalarının sonucunda herhangi bir sarsıntı sırasında bu iki caminin sabitlenmediğini aksine yerinde oynayarak yıkılmaktan kurtulabildiği ortaya çıkmış. Minareleri incelediklerinde ise dumurları ikiye katlanmış. Minarelerin çok daha gelişmiş bir raylı sistem mekanizması üzerine oturtulduğunu ve her yöne yaklaşık 5 derece yatabildiğini görmüşler.
Daha derin araştırma yapmak için Edirne'ye, Sinan’ın ustalık eseri Selimiye Camisi'ne gitmişler. Oradaki olağanüstü sistemleri görünce iyice dumur olmuşlar. Selimiye'nin tüm sırlarını aylarını harcayarak çözmüşler. Japonya'ya döndüklerinde ise Sinan’ın sırlarını uygulamaya sokarak şehirlerini Sinan’ın kullandığı sistemlerle kurup muazzam gökdelenler dikmişler. Yani su an gelişmiş ülkelerin gökdelen yapımında kullanıldıkları çoğu sistem, yüzyıllar önce Sinan’ın geliştirdiği mekanizmalardan esinlenerek yapılmıştır.
Bundan dolayı geçmişte yapılmış üstün zeka ürünlerini direk olarak uzaylılara bağlamamak gerek... (tabii ki bence.)
| sku | |
|
|
(1 puan) |
|
| 27 Kasım 2007 23:59 |
Bundan dolayı geçmişte yapılmış üstün zeka ürünlerini direk olarak uzaylılara bağlamamak gerek... (tabii ki bence.)
sku; peki ya sinan uzaylıysa? ınının! =p
| Ege | |
|
|
(1 puan) |
|
| 28 Kasım 2007 00:47 |
eğer dünya uzayda bir gezegense, hepimiz uzaylıyız demektir bu. :D şaka bir yana.. gizem denen şeylerin büyük bir çoğunluğu yalandır, uydurmadır, turist çekmek için uydurulmuştur genelde. pilli'de mythbusters ekibi oluşturup, kapsamlıca bi yazı yazmak lazım bu şehir efsaneleriyle ilgili aslında.
| ers | |
|
|
(1 puan) |
|
| 28 Kasım 2007 01:01 |
pilli'de mythbusters ekibi oluşturup, kapsamlıca bi yazı yazmak lazım bu şehir efsaneleriyle ilgili aslında
uçan daire ne güne duruyor?
| Ege | |
|
|
(1 puan) |
|
| 28 Kasım 2007 01:05 |
uçan daire tabi olur ama bu türden bi yazı hafif ve/veya bildirgeç'te yayınlanırsa daha çok insana ulaşmak mümkün olur.
| ers | |
|
|
(1 puan) |
|
| 28 Kasım 2007 01:12 |
ya öyle kaptırmışsınız ki yukarıda "uzaylılardan" daha farklı bir yorum getirmiştim olaya. kimse üzerinde durmadı bile.
| never | |
|
|
(1 puan) |
|
| 28 Kasım 2007 12:18 |
teşekkürler @never gerçekten bu teori'yi hiç duymamıştım. Ve gerçekten nuh tufanı bu olayın düğümlerinden biri....
| Ampouble | |
|
|
(1 puan) |
|
| 28 Kasım 2007 13:44 |
ben teşekkür ederim farkettiğin için:)
| never | |
|
|
(1 puan) |
|
| 29 Kasım 2007 01:26 |
@dezayk
Umarım faydalı olur.

building the great pyramid
DVDRIP Belgesel
http://rapidshare.com/files/36896661/BuildGreyramid.part1.rar
http://rapidshare.com/files/36900010/BuildGreyramid.part2.rar
http://rapidshare.com/files/36903494/BuildGreyramid.part3.rar
http://rapidshare.com/files/36906954/BuildGreyramid.part4.rar
http://rapidshare.com/files/36910610/BuildGreyramid.part5.rar
http://rapidshare.com/files/36914401/BuildGreyramid.part6.rar
http://rapidshare.com/files/36918346/BuildGreyramid.part7.rar
http://rapidshare.com/files/36920468/BuildGreyramid.part8.rar
Şifre : azeri
Türkçe altyazı dosyanın İçindeymiş
| sku | |
|
|
(0 puan) |
|
| 23 Aralık 2007 16:27 |
adına üzüldüm, harcadığın vakite de üzüldüm.
| mnc | |
|
|
(1 puan) |
|
| 23 Aralık 2007 21:08 |
ilerde şöyle birkaç yüz milyar param olursa çölün ortasında mısır piramitlerine bin basan birkaç piramit yaptıracağım, hepinizin sesini keseceğim! baygınlık geçiriyorum artık bu mısır piramitlerinden.
| Alpharabius | |
|
|
(1 puan) |
|
| 23 Aralık 2007 23:32 |
Rivayet odur ki Dünyanın en büyük bilim adamlarından biri olan EL-BİRUNİ (Abu'l-Reyhan Muhammed Bin Ahmet El-Biruni El-Harizmi ) ye bir gezgin piramidleri anlatır. EL-BİRUNİ çok şaşırmıştır ama gidip görmek bi türlü kısmet olmamıştır. O yollardan gelenlere hep piramidleri sorar hatta bi kaç talebesini oraya salıp inceletmiş. Talebelerin söyledikleri akıl alır gibi değilmiş. Sonra çok güvendiği bi ailme danışır, o da EL-BİRUNİ ye yakında sana bi hediye göndericem diye kendisine cevap verip aklında bin bir soru ile geri evine yollar. Çok süre sonra bi EL-BİRUNİ ye bir hediye ulaşır gelen bir avuç çöl kumu, bir tutam öğütülmüş kuru ot, bir kap da acı su. EL-BİRUNİ bunları birbirine karıştırıp bi kaç saat güneşte dinlendirimce o harcın donup en çetininden bi kaya olduğunu görür.
kadim uygarlıklar insanların ilgisini oldu olası çekmiştir, zaten bizde burda (bildirgec de) meraklıları severiz. eline sağlık güzel olmuş.
| ustaninduasi | |
|
|
(1 puan) |
|
| 18 Mart 2008 02:27 |

İnsanoğlunun yaptığı eserlere bu derece hayranlık duyanlar Allahın yarattığı dağlara hiç bakmazlar mı? Dağların üzerinde yaşayan bitkilerin nasıl büyütüldüğünü hiç görmezler mi, üzerinde yaşayan hayvanatın rızkının nasılda karşılandığına hiç şaşırmazlar mı?
“Ey insanlar ! Size bir misal getirildi, şimdi onu dinleyin. Sizin Allah’tan başka dua ettiklerinizin hepsi toplansa bir sineği yaratamazlar.Sinek onlardan bir şey kapsa onu da geri alamazlar. İsteyen de güçsüz, istenen de” (Hacc 73) bir anlam ifade etmez mi ?
Piramitlerle kıyaslanamayacak şekilde daha sanatlı daha büyük olan dağlar ve üzerindeki nebatat ve hayvanat daha çok düşünülmeye değer değil mi?
Ya da şöyle mi denmeli ;bu heybetli dağları ve üzerindekileri yapmaya kadir olan var mı birileri?
Yoksa neyi düşünmeli neye şaşırmalı?
| hedemonia | |
|
|
(-1 puan) |
|
| 02 Haziran 2008 14:57 |
hedemonia konumuz dağlar yada allah değil.Allah isterse en iyinin en iyisini yapabilir. konumuz "insanların" yaptığı piramitler. sırf bir şeyler yazmak için yorum yapıyorsunuz.
| COMPUTER06 | |
|
|
(2 puan) |
|
| 26 Aralık 2008 11:50 |
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.
İlgili Yazılar
Bu Yazıyı Tutanlar
Beğendiğiniz bir yazıya "tuttum" demek için başlığın yanındaki yıldıza tıklayabilirsiniz.


