Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan 10marifet.org'da: "şapkalar"

Etiketler: , ,

Niye yazdığımı bilmiyorum sanırım. Belki de biliyorum, yine yalnızlığım ve gereksiz cümleler arasındaki gezintim rahatsız edici bir boyuta geldi. Peki niye itiraf.com'a yazmıyorum. İtiraf edecek birşeyim yok ki. Bu salak dünyada itiraf edecek bir gerizekalılık yapamamış olmam ne komik aslında. Bir tür etkisiz eleman. Kendi içine doğru emilen varoluşsal bir karadelik. Gecenin bi yarısı buraya yazdığı bir kaç satırla rahatlamak isteyen bir zavallı. Galiba bu dünyadan kopamayacak kadar sıkıldım. Ölme isteğini bir noktaya yoğunlaştıramayan bir salaktan gece cümleleri oldu bunlarda. Saat 00:00 bile olmamışken hem de. Sadece diğer parçamı bulup bulamayacağımı bilseydim belki... Belki bu bile bir amaç olurdu, belki bu bile buraya yazmamamı sağlardı. Ekranın köşesindeki penguene bakan bir salaktan içeriksiz cümleler akar ve gece biter. İyi geceler.

Spacer
Spacer
 | 5 yorum var 
 | 04 Temmuz 2006 14:42 

« önceki yazı
ortega ve gaziantepspor

Yorumlar

Ölme isteğini bir noktaya yoğunlaştıramayan bir salak

bence başarabilirsin, biraz daha zorla. beceremezsen, daha anlamlı şeyler yazmayı dene. biraz oku ya da.

kahpecuce[pilli_silinen_hesap]  |  (0 puan) 04 Temmuz 2006 15:29

Bence olduğun gibi devam et. Bırak parmaklarını klavyenin üzerine ne yazacaklar diye düşünme ya da yazdıkları hoşuna gitmezse aldırma sakın ve değiştirmeye kalkma...

En güzel yazılar özgür parmakların doğal raksı sonucu klavye den ekranlara , bir kağıda kalemden dökülen kelimeciklerin oluşturduğu yazıdır.

sbaskentli  |  (0 puan) 04 Temmuz 2006 19:49
En güzel yazılar özgür parmakların doğal raksı sonucu klavye den ekranlara , bir kağıda kalemden dökülen kelimeciklerin oluşturduğu yazıdır.

gönül ister ki gerçek de böyle olsun ama sanırım gerçek biraz daha farklı. kişinin kafasında canlanan yazar/şair imgesinden sıyrılıp asıl şairlerin nasıl çalıştığına bakmak gerek.

kabul ediyorum, öyle söyleyince kulağa hoş geliyor. ancak, sanmıyorum ki hiçbir şair ya da yazar böylesine rahatça; sanki birisi kulağına fısıldıyormuşçasına yazsın. her yazılı eser üzerinde çalışmak gerekir ve zaten yazıyı da güzelleştiren odur.

yazabilme bir sanat olmasının yanında bir de zanaattır. yazılı bir eser ince işçilik ister ve üzerine düşüldükçe şekil kazanır. şimdi adını hatırlayamadığım bir ingiliz şair "dahi olmak yetmez, çalışmak da gerekir." derken bundan bahsediyor olsa gerek.

bu durumu bir örnekle açıklamak gerekirse de amerikan dilinin en iyi şiirlerinden biri -belki de en iyisi- kabul edilen, Edgar Allan Poe'nun The Raven adlı şiirinin nasıl yazıldığını, şairin yazarken izlediği yolu şuradaki "The Philosophy of Composition" adlı makalesinde okuyabilirsiniz.

size anlatıldığı gibi değil mi? olmayabilir. ama hala mükemmel.

kahpecuce[pilli_silinen_hesap]  |  (0 puan) 04 Temmuz 2006 20:16

Aklıma Orhan Pamuk'un bir röportajı geldi, bu cümlelerden sonra. Bende keşke ilhamla yazabilseydim, dediği; kurgunun yazılanlarının içindekini ister istemez boşalltığını söylediği; sonra aklıma John Fante geldi, Buk geldi, sonra yeniden Orhan Pamuk geldi aklıma, eğer bu kadar tanınmasaydım sanırım Ka gibi mutsuz, hüzünlü ve herşeyden nefret eden olurdum deyişi. Sonra düşündüm formülüze edilen yaşamların içinde kaybolmak mı yordu bizi bu kadar diye. Yazmanın bile bir formülü olduğunu öğrenmek, ruhun tarifini yapmak gibi geldi. Öykü Yazma Teknikleri Kitabını ilk okuduğumda yüzümde beliren sebepsiz gülümseme geldi ziyaretime ve finalde 'Ölme isteğini bir noktaya yoğunlaştıramayan bir salak' olduğum aklıma geldi yine. Ve gece oldu. Galiba hiçbirşeyin bir önemi yok. Bir yatakta debelenmekten başka.

janus96  |  (0 puan) 04 Temmuz 2006 22:33

öykü,senaryo,piyes yazma teknikleri...evet bu üçlemeyi bende okudum. Sık sık da sorarım kendime "niye okudum" diye. Formüller,kalıplar dolu kitaplar bunlar..Yararsız mı? Asla! Çok mu gerekli? Yine asla! Yanılmıyorsam Rousso idi, okuma yazmayı 16 yaşında öğrenen. Ama kabul edin yaşadığımız dönemde bile ve sonrasında da okunacak adam. Nietzsche'de "okuma,okursan özgünlüğünü kaybedersin" demişti. Orhan Pamuk mu? Dosteyevski'nin "Yeraltından Notlar"ını 18 yaşında okumuş ve çok etkilendiğini itiraf etmiş.....Teknikler, okumak, okumamak, akışına bırakmak, ya da kurgunun dışına çıkmamak....Aslında net bir cevap yok gibi görünüyor. Herkez içinden nasıl geliyorsa öyle yazsın, düşünerek ya da düşünmeyerek. Ben işin içinden çıkamadım.

deborahhh  |  (0 puan) 05 Temmuz 2006 01:55

üye olunpillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.

Bu Yazıyı Tutanlar

Beğendiğiniz bir yazıya "tuttum" demek için başlığın yanındaki yıldıza tıklayabilirsiniz.

Bu yazıyı rapor et. Kural dışı içeriğe rastladığınızda editörlerimize rapor ederek müdahale edilmesini sağlayabilirsiniz. (Hangi durumlarda rapor edebilirim?)
bildirgec.org bölümleri
pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

son yorumlar

bildirgecinfo

bildirgec.org içeriği kullanıcıları tarafından üretilen kolektif bir blogdur.

network siteleri

RSS Dosyası
pillikutu