kırkı aşkın yorum olmuş, rekor sayıda yorum sanırım. bu rekorun dindarlık-din karşıtlığı, elitizm, ve en sonunda evrim ve anti-darwinism in hepsine birden değip geçen bir bildiriye ait olması tesadüf değilse bile allahın inayetidir en azından.
Burada bildirgec ile sınırlı olmayan bir mesele var. bunu yazmamak için kendimi tutamıyorum, gevezelik etmekten çok korkarım üstelik. bu adnan hoca denen zatın (ve benzerlerinin) sahiplenilmesi, korunması, saygı ve onur bahsedilmesi hep bu muhafazakar,dindar olan insanlara dusuyor, ona yuklenen kotu sıfatlar, kendilerine yuklenmis gibi hissediyorlar, bunun sonucunda turkiyede muhafazakar,- yada dindar diyelim- bir entelijansiya yani aydın kesim ortaya cıkmıyor, daha dogrusu kimse dindar ama acık goruslu onyargısız ozelestiri becerisine sahip insanların olabilecegine inanmıyor.
burada bile -bildirgecte-, bu adamı en cok lanetlemesi gereken adam ben degil dindar olanlar iken, tersi oluyor, herhalde bizden -dindar olmayanlardan- konusan cok, onlardan konusan az oldugundan, bu az konusanları bari sahiplenelim diyerek adnan hoca gibi bir adamı, neler yaptıgı bu kadar acıkken, yazdıklarında soylediklerinde hicbir ilgi cekici sey yok iken koruyorlar, ve kendi kisiliklerine gostermeyecekleri alınganlıgı gosteriyorlar. Eğer dindarlar, bizi destekleyen ne kadar çok kelime olursa o kadar harika diye düşünüyorlarsa beni çok hayal kırıklığına uğratırlar,zira hem yazıda hemde bilimde önemli olan nicelik değil niteliktir.
ben bir turlu anlayamıyorum bunu, bunu yaparak, şeytanın avukatı olmanın çekiciliğine mi kapılıyorlar, bu yazanlar harun yahya nın gerzek tezleri, en az charles darwin'in tezleri kadar, doğal secilim kadar, hipokampüs tartışması kadar muhimdir diyerek kendilerini gülünç düşürüyorlar, en azından şuna neden oluyorlar: ben, bunları gordukce okudukca dinledikce hem evrim karsıtı olup hemde onyargısız, bilimsel yöntemlere baglı bir adam goremiyecegime inanıyorum. en azından tanıma onuruna erişebileceğim bir adam diyelim. allah aşkına bu adamlar ateizm'i -tersi kanıtlanmadıkça- kalbinden vuran, dinsel inancın kaynağı bilinemezliği yücelten(yada kanıtlayan mı diyelim?) kuantum teorisi ile ilgili tezler ile, önüme gelmiyorlar, önüme getirdikleri ve kuantum teorisi dedikleri, anlamından kaybetmiş, konunun özünden ve kesinlikle bilimsel nitelikten uzak ortaokul öğrencisi kompozisyonları oluyor, ve şuna emin olun ki -ve edebiyat hocam nilgün hanım da bilir ki- ben ortaokulda çok daha iyi şeyler yazıyordum.
internet aleminden olupta pek sevdiğim insanlardan olan, sağduyu sahibi bir adam olarak anımsadığım 'aptal' beyinde benzer bir yanılgıya düştüğünü görüyorum, buna çok üzüldüm. bana kalırsa sitenin hak sahibi olarak aftermath bey, bu bildiriyi onaylamayabilirdi, bu tartışmalar hiç gündeme gelmezdi. Kaldıki bildirinin yazarı sayın 'unutulan' bu linkleri binbir yerden toplamamıştır, belliki tek bir siteden topluca taşıma rahatlığına sahiptir. Üstelik site içeriği bana kalırsa ancak ve ancak sosyoloji kapsamı dahilinde -bilimsel- olabilir.O da bir özne olarak değil ancak bir nesne olarak. Biyoloji,zooloji ve fizik bilimi açısından doğru cümleler çok sınırlı, yaratıcı ve değerli olanları ise hiç yok gibi.
Bunların dışında bana dokunan başka bir mevzu daha var, batı-hristiyan memleketlerinde, din; tabi bilimler dahil, birsürü açıdan değerli ve heyecan verici birşey iken, din (teoloji) okuyan insanlar heyecan verici derin insanlar iken Türkiye'de adının başında Prof yazan zatlar, rekonstrüksüyon demeyi bir başarı sayıyorlar dahası bir antik yunan filozofundan alıntı yaparken adamın kullandığı metaforu yağmalayarak 'dere' yerine 'su' diyorlar, ve herkesten saygı görüyorlar. Çok üzücü ve içkarartıcı görünüyor bana, herşeyden daha çok.