öncelikle herkese merhaba.
yıllar önce bildirgec.org'u ilk bir forumda görmüştüm. iyi bir paylaşım, bilgi sitesi olduğunu kanaat getirip, kendimi bu ailenin bir parçası haline getirebilmek için üye olmuştum. önceleri sadece yazılanları okuyor, çok nadirde olsa yorumlar yaparak geçiştiriyordum. daha sonra siteden gün geçtikçe faydanlamaya, sitede bahsedilen ilgi alanımda olmayan şeylerle ilgilenmeye başladığımı gördüm. bu benim için gerçekten umut verici birşeydi. günler günleri kovalamadı ki, kendimi artık tamamen bu ailenin bir parçası olarak görmeye başlamıştım. fakat, birşeylerin eksikliğini her defasında kendimde bulmuyordum desem, yalan söylemiş olurum. evet, yazmıyordum. çünkü, daha hayatın jargonunu öğrenmemiş küçük bir çocuk gibi hissediyor, "acaba yazdıklarım bir katkı sağlamazsa?" diye düşünmekten kendimi alamıyordum.
bir gün cesaret edip, kendimi bir şeyler karalamaya çalışırken buldum. evet, hiç beklenmedik bir anda, bildirgec.org ailesine yazarak da katkı sağlamalıyım diye düşündüm. zaten siteden aldığım her yeni bilgiden sonra içten içe teşekkür ediyordum, lakin bunu da bir tek ben biliyordum.
ilk yazılarımı hatırlıyorum da şimdi, "bu çocuk gerçekten azimli, en azından çabalıyor." cinsindendi. o zamanlar tabii şuanki formatından daha uzaktı bildirgec. aklınıza düşenleri, önünüze çıkanları paylaşabiliyordunuz. taa ki, sistem yenilenene kadar..
önceleri yadırgamakla meşguldüm. sürekli yadırgıyor, asla bildirgec'e söz vermiyordum. sonra alışmaya başladığımı hissettim. daha sonra ise seve seve (!) kabullendim. çünkü, bildirgec büyümüştü. daha olgun, daha kültürlü , daha ciddi bir duruşa bürünmüştü. hayatın silselerini yiyenlerin sadece insanlar olmadığını kanıtlar gibiydi.
artık daha bonkör olmaya başladığım da, önce derin bir nefes aldım, sonra da dedim ki, "keşke bunu yapmasaydın." "hatalardır insanları düzelten" ama en önemlisi "tecrübelerdir, insanları büyüten.." çünkü, bonkörlük her zaman kaliteyi yükseltmez. çünkü, bonkörlük her zaman hedefleri büyütmez. nerde bonkör birisi varsa, önce çevresine bakmak gerek, sonrada gerisi düşünmek.
işte bu benim bildirgeç hikayemin sadece bir kısmı. hızlı yenen yemek gibi, hepsini paylaşmak istemedim. ama n'olursa olsun, bildirgeç'in bizi her anlamda (!) doyurmaya çalıştığını da unutmadım.
unutmadan, "ben zeki, ama çalışmıyor"culardanım. ne zaman bir yardım isteği düşerse aklıma, düşünmeden yardım ederim. gerektiğinde de ederim, gerekmediğinde de. ettikçe edesim gelir. çekirdek gibi de bağımlılık yaparım.
teşekkürler..