Bu alemin kapisina vardikca soru sormadan duramiyor insan. Insanin duyan dilleri olsun diye mi
verilmis acaba insana kibir? Kibir bir söylencedir. Kulaklari sagir edecek kadar kesif..vari
yoku..insanin kendi dengi.
Bence bunu en iyi anlatan da bu adamin siiri;
Dün sabaha karsi kendimle konustum
Ben hep kendime cikan bir yokustum
Yokusun basinda bir düsman vardi
Onu vurmaya gittim kendimle vurustum
Özdemir Asaf
Simdi gelelim mevzuya; yasadigimiz topraklarin kültürel dokusunu en iyi yasadigimiz yer sanal internet alemi.
Icimizde hissettiklerimiz, söylene gelmek üzere kopan cigliklar, sakli kalmisliklar, sirlar,
inanclar, bogazda dügümlenenler, acilar, daralmalar, bosalmalar, ferahlamalar, sinirsel bozukluklar,
heyacanlar, korkular, asklar, yetmezlikler, durmalar, yeniden baslamalar, inisler, cikislar,
coskular, cokluklar, azliklar, hüzünler, yavaslamalar, hizlanmalar, zitliklar, öteki olarak ifade
edilenler ve hic bir zaman erisilemeyenler hepsi bir arada.
Bakinca ilk göze carpan sey; cesitli yöntemler ve araclar kullanarak zidlarin tevhidi olan bir
olmayi ifade etmeye, nesneler dünyasi ile düsünceler dünyasini daha farkli bir görüntüye
dönüstürmeye calisiyoruz. Bir anlamda okyanusun derinliklerinde seyahat eden bir denizaltiya
benzetebiliriz. Sig ve ici gözükenden kacarak derinlerde sakli olana ulasmaya calisirken bir yandan
da sig ici gözükeni reddetmiyor, onu bir cikis noktasi olarak kabul ediyoruz.
Bu baglamda sanal internet alemi bir kimliksizlik durumu degil aslinda.., önce kimlillerin ortadan
kalkma ve sonra yeni kimlikle kimliklenme durumudur.
Biz önce bu yapiyi karistirarak, calkalayarak bulaniklastiriyoruz. Karisim dengesini buldugunda
damitiyor ve yeni bir dil ortaya koyuyoruz. Bu yeni dili hayata dair yeni acilan kücük bir nefes
boslugu olarak kullaniyoruz. Zamanla bu boslugu genisletip, ince cesitli sirlar gizleyerek ancak
deneyimlemis gözlerin okuyabilecegi bir hale dönüstürüyoruz.
Bu döngü sonsuza kadar böyle sürer gider. Bir bosluk kapanir yerine yeni bosluk acilir. Aynen
yildizlar gibi böylece nokta sonsuza devretmis olur.
Sonuc olarak bizler; insani, insan disinda kalan herseyi (bilineni, bilinmeyeni, potansiyel olarak
ileride bilinecek olani, belki de hic bir zaman bilinmeyecek olani) ve bu tümünün birlikte yasadigi
(sanal internet aleminde) hayat adi verilen yasam örgüsünü, bütünsel, sezgisel ve niteliksel olarak
algilamaya calisan, özgün rafinasyonunu da kavramsal sanat ve tasarim ile anlatmayi tercih eden bir
gurubuz. Sürecin hic bir zaman bitmeyecegini bilerek, her yeni basladigimizda herseyimizi yeniden
tanimlamayi tercih ediyoruz.
Ego, kibir, yorumlamadaki yönledirme ve algilamadaki bireysel olgu tercihi de isin denge unsuru.
Bu da degisimin bir baska yüzü.(-müdür acaba?)
- xNicox
- 1 yorum var
- 23 Ağustos 2007 10:00
« önceki yazı "Her "an" baska bir sandayim" |
sonraki yazı » Ya web 2.0 olsaydı nasıl olurdu? |
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.

