Ben çok özledim...
Binbir pişmanlıkla kavurduğum tenimi,son bir vaha bulmak umuduyla sunduğum onlarcanızdan dönüşte,çatlamış gördüğümde anlıyorum bunu.Dokunulmazlığını her hücremin,sinek kovar gibi hızlı bir hamleyle elimin tersiyle savurduğumda düşünüşüm...Her seferinde acı yemek..Buna rağmen sadistleşmiş dilimin damağa yakın kısmına hayranlığımı gizlemek yıllardır.."Bu son" deyip en kolayını seçtiğim..Sonra neden kekremsi denildiğini anlamadığım tuzlu suları tam yerine aksınlar da yalayım diye başımı eğişlerim,yön verişlerim..."Bu son"larıma inanamayışlarım ve sırf bu yüzden duygu zamanzingosu kalbimi red edişlerim..."Zaten"le başlayan cümlelerim "Keşke"ye dönüştüğünde hala bilmeyişim;yaşımı mı düşündüm acımı mı???Bunu hiçbir zaman anlayamayacak oluşlarım da çabası.
Derdim;her geçen gün tek tek öldürdüğüm hücreleri -ki asla yenilenmiyorlar- acemi bi ressam tarafından bile çizilebilecek komik kıvrımları,en sert kemik tarafından gardlanmış bir stratejik konumu olan dehşetengiz organım beynimi,bir süreliğine durdurabilmek.Durmazsa yaşayamadığımı ,durmazsa taşıyamadığımı bildiğimden değil...Neyse beynim dursun çok özledim!!!!
Bir de hologramiyi red etmek var!!!Alın beynimi korkusuz materyalistler!!!
İşte saçmalığın dikalası..Ne olacak şimdi?
ah!!!

