Reklam alanları ve ölçü oranları geçmişten günümüze kadar her daim sorun olmuştur!
Kesin bir çözüm olmamakla beraber, sıkça kullanılan, en etkili çözüm olan, daha da önemlisi reklamcılık mantığını doğru kılan uygulama; Alan, ölçü ve ayrılan yer konusunda tek yetki ve söz hakkı "reklamı yapan kuruluşa" ait olmalıdır.
Bu aitliğin bir değil birden fazla sebepleri vardır, örneğin;
1- Reklamlar haricinde ki tüm içerik size aittir, çok gerekirse değiştirebilir, kaldırabilir, ekleyebilirsiniz, bu durumda alan yada yer sıkıntınız yaşamazsınız. Ancak reklam verenin reklam metnine, görseline, iletişim bilgilerine dokunamazsınız, öyleyse standartısazyon şart!
2- Reklam veren her zaman kendi reklamını hazırlamak gibi imkanlara sahip olamaz, oysa sizin bu reklamdan gelir elde ettiğinizi hesaba kattığımızda, ister kendi bünyeniz isterseniz dışardan olmak üzere reklam verene bir reklam zaten hazırlamanız gerekir, bu durumda reklamlar hazır bile gelse oran yada uymama sıkıntısı pek yaşanmaz.
3- Reklamın doğasında olan maddi kazanç arzusu aynı zamanda etik ve eşitlik olgularıyla dizginlenmeli ve reklam verenin ödediği para karşılığını alması sağlanmalı, bu durum aynı ortama, aynı ölçülerde reklam veren iki farklı şirketi huzurlu kılmalıdır, o yüzden standardısazyon şart!
4- Son olarakta reklamların önemi, yayıncı kuruluş tarafından çok iyi bilinirken, para kazanma arzusu ile yayın içeriklerinin azalması hatta reklamlardan nerdeyse okunamaz hale gelmesini engellemek için yine yayıncı kuruluşun kendine getirmesi gereken bir standardısazyon gereklidir..
Tüm bu olguları hesaba kattığınızda sorunuzun cevabı açıkca ortaya çıkıyor.
Yayıncı kuruluş bir şablon hazırlar, bu şablonda reklamların yerleri belli, ölçüleri kesin olur, her alan ve ölçü için bir ücret belirlenir, geriye kalan yerler ise içerik, haber vs. olarak yayıma geçilir.
bir yanlış yapacaksan, bari onu doğru yap!..