Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan 10marifet.org'da: "Bebek örgüleri"

Etiketler: , ,

tekrar merhaba günlük,

arayı açmamaya çalışıyorum ama çok fazla da başaramıyorum sanırım.

evi tutmuştuk, bahsettim mi hatırlamıyorum. sonunda biraz merkezi ve düz bir zeminde bir eve taşınacağım kısmetse boyadan sonra 3-4 güne kadar. 7 yıldır bu kentteyim, ve ilk defa annemi davet ederken utanmayacağım bir yerde kalacağım mümkün olursa. hala temkinli yaklaşıyorum, çünkü ne zaman büyük konuşsam en kötü planımdan daha kötü bir planı yaşıyorum bu şehirde. o yüzden iddiasız ve dipten -sessizce- ilerlemeye gayret ediyorum dışarıdan bakıldığımda. içimdeyse, eskiden varlığından şüphelendiğim ama artık emin olduğum bir ilerleme hırsı var. "hırs" kelime olarak olumsuz anlamlı da olsa, benim hissettiğimde kötü bir şey yok. sadece yapabileceklerimi yapmaya ve içimde tutmamaya başladım sanki. ve tüm bunları, gül gibi işimden ayrılıp bir sürü borç alarak şirket kurmam başlattı. sonrasındaki hayatım da "mecbur kalınca her şeyi öğrenir/yapar/başarırsın" teorime göre devam ediyor. saçlarım beyazlamaya başladı ama sanırım değiyor. şimdi elimde kalansa, kafamdakileri yavaş yavaş -emin adımlarla- hayata geçirmek.

ev güzel, evet. sevilen de ev arıyor. ona da ev bakmam gerek. ama şu anda bile arkadaşın evinde kalırken bu biraz zor olacak. o hem iş değiştirdi. şu sıralar biraz yoruluyor evinden yeni işine giderken bu koca kentte. yaptığı bileklik de pek yakıştı bana, ama iş görüşmelerinde gömleğin kolundan fırlayınca komik bir panik alıyor beni kimbilir neden sebepsizce uzatılan bu biçare cümlenin sonunda alınacak bir sakin ve derin nefesi takip edecek olan o iki harfli kelimeye kadar: oh! kimse farketmedi.

iyiliksever (!) emlakçımızın aldığı o deli komisyon yetmezmiş gibi, boya yaptıracağımızı öğrenince bize ayarladığı boyacının söylediği fiyata -piyasayı hiç bilmeden bile- "ohaaa" diyebildik ikimiz de : 700 ytl. içimden "ya sen 700 ytl görmedin ömründe, ya da hiç dayak yemedin" demek geldi. ama 700 ytl görmüştü, evet (bkz: depozito :( ). ama anlaşılan o ki dayak yememişti şöyle adam akıllı! ve eski mahalleme gelip birkaç boyacıyla konuştuk 15 dk kadar. ardından yarı fiyatına işi bağladık! hem de aldığı parayı hakedecek gibi görünen bir boyacıyla. istanbul'da artık kalem alsam, 3 yerden fiyat soruyorum daha sonradan kendimi kazık yemiş gibi hissetmeyeyim diye. çünkü fiyatlar inanamayacağınız kadar değişken, özellikle meblâlar büyüdüğünde fiyat farkları astronomik olabiliyor.

ev boyandıktan sonra taşınma ve yerleşme işlemlerini de yaptığımda hayatım epey bir düzene girmiş olacak sanırım.

home-office'imi hafta başında boşaltıp arkadaşlarımın yanına taşınmıştım. şimdi yasal işlemleri de tamamlama vakti geliyor yavaştan. eski ortakla yolları tamamen ayırmak gerek. daha çok başımı ağrıtacak gibi görünüyor çünkü. özellikle dün gecenin bir yarısı arayıp yaptığı "sana bir işim düştü kardeş" konulu sohbetinden sonra. en nefret ettiğim şey birinin iş yaptırmak için sıcak davranıyor görünüp akrabalık belirten isim/sıfatlar kullanmasıdır. sanki karşındaki insanlar onu farkedemeyecek kadar salak! kendini zeki sanmanın bir kerte ötesi bu artık; aynı zamanda karşındakini de gerizekalı sanma durumu söz konusu. benim zaten 11 tane kardeşim var ve yeni birine -özellikle bu karakterdekine- hiç ihtiyacım yok. çünkü üvey kardeşlerim de olası bir "sülük" ihtiyacımda anında hizmetimdeler sağolsunlar. daha bir kaç gün önce -hangi okulu kaç senede ne şartlarla bitirdiğimi bile bilecek kadar benle ilgili olmayan- üvey ablam arayıp üniversiteden yeni mezun olan "görümcesinin oğlu"nun "sadece 3-4 aylığına" bende kalıp kalamayacağını sorması bile çok etkilemedi beni artık. eskiden kem-küm edip saçma sapan bir konuşma sonrasında eve almak zorunda kalırdım. şimdi doğrudan bile reddetmeyip "ev arkadaşlarımı" (bkz: 1 kişi) ve "oda sayısı"nın kıtlığını (bkz: 3 oda, 1 salon) bahane gösterip reddettim. insanlar ne kadar yüzsüz olabiliyorlar, anlayabilmiş değilim. ve artık çok da umurumda değil, çünkü onlar asla azınlık ya da yok olmayacaklar. sistemi değiştiremiyorsam, beni yaralamasına izin vermemeliyim.

evde sonunda bir balkonumuz var. biraz ufak, ama olsun. apartman manzaralı, ama apartmanlar uzak. sıcak biraz, ama akşamları oturabilirim. bir evi gerçekten güzel bir ev yapan şey, bence balkonu. nedeni de yine bilinçaltımda yatan "ufaklık anıları"m herhalde. ufakken yazları, yaşı bana en yakın abimle beraber balkondaki sedire oturup kayan yıldız sayardık battaniyeler altında. evet, yazın battaniye altında bile titrerdik ilçemde. ve o yüzden tahta eşyaları, çıplak sedirleri, kent ışıklarınca aydınlatılmamış ve olanca merakıyla gözlerini gözlerine dikmiş gökyüzünü, nevresimsiz keçe battaniyeleri, balkonları ve ailemi seviyorum hâlâ. ve hâlâ az insanın güzelliğini farkettiği şeylere dikkat edip genel-geçer olgulara papuç bırakmamaya çalışıyorum şuursuzca.

üvey annem hakkında hatırladığım epey fazla kötü hatıram var. ama hatırladığımda gülümsediğim anılar da var. ikincisine örnek olarak, balkondaki odun sobasında yaptığı yumurtalı ekmekleri verebilirim. kadıncağız kör haliyle sobayı yakar, malzemeleri hazırlar, kümesten tavukları çıkartıp (benim henüz içmediğim) yumurtaları toplar ve onlarla ekmek yapardı işte. böylesine bir inat, öz anneme yönelmişti uzunca bir süre -üvey annem ölene kadar-. ve annemin mutlu olmasını bu yüzden çok istiyorum, genetik bağlardan ziyâde "hak ettiği" için.

sanırım 25 tane yeğenim var. "sanırım" diyorum, çünkü 3 tanesi hariç diğerlerini hemen hiç görmüyorum. 3 tanesini de bayramlarda görüyorum. bilgisayar istiyor büyükler şimdi, karnelerini telefonda anlattıktan sonra. "hepsi pekiyi"ymiş, ablamın yetiştirdiği çocuklarda alışılageldiği üzere. bizleri de okul konusunda o yetiştirmişti genel olarak. ve tüm ufak kardeşleri ilkokula başlamadan önce okuyup yazabiliyordu. okuma/okutma konusunda bu kadar yetenekli olan tek öz ablam, arapça ismini çok sevdiğim "nehle" ablam. ve heyhat çelişkiye bakın ki, bu karakterdeki bir insan üniversite sınavında kazandığı "beden eğitimi ve spor öğretmenliği" bölümüne üvey anne ve ablaların babam üzerinde başlatıp ilerlettikleri "dansöz mü olacak oralarda okuyup da" konulu laf ebelikleri sonucunda liseden sonrasına hayalinde devam edebildi. ve üvey kardeşlerimin hepsi de -"dansöz olmamak için" herhalde- liseden sonra okumadı, şimdi felç geçiren ilkokul öğretmeni ablam hariç. ve öyle yoğun ki üvey kardeşlerime olan nefretim, hiç bir ameliyatlarında arayıp hal hatır sormayı içim kaldırmadı. çünkü ben hayatım boyunca, ya da kendimi bildim bileli gurbetteyim. ve babamın benim okumam için bıraktığı mal varlığına çöken üvey abim ve ona destek çıkan üvey ablalarım sonucunda paranın harcanabilir bir şey olduğunu çok geç öğrendim. hakkım olanın beni hayatta tutacak kadar ufak bir kısmını dâhi olsa almaya çalıştığımda ise "annemizi senin aldığın bağkur maaşı öldürdü" tepkileriyle karşılaşınca, bir insan silsilesinin ne kadar büyük çelişkilerle dolu olabileceğini farkettim gözlerimde hiddetimden doğan damlalar eşliğinde. ve öz abilerimin üniversite okurlarken üvey abimin onlara gönderdiğini söylediği parayı almak için gittikleri otogardan hiç bir şey bulamadan dönmeleri ve tüm bunların bile hapishane duvarlarında daha doğmadan yok olan mahkûm haykırışları gibi yitip sönüvermeleri, kinimi keskinleştirdi sadece. "kurallar sürekli benim lehime" düsturuyla oynayan bu tarz insanlar hep hayatımda olageldiği için olsa gerek, hepsine bir tanıdıklık besliyorum şimdilerde. ama olumlu hiç bir yanı yok artık bunun, sadece hiddetimi ufak ufak aralarında paylaştırıp bende "yutabildiğim kadar" kin bırakmaya çalışıyorum bundan böyle. ve yeterince bu kadar insan tanıyıp hepsiyle sözde hesaplaşmamı yaptıktan sonra, bende beni ayakta tutacak kadar nefret kalmasını umuyorum.

ve ağlamıyorum artık hatıralarıma: bir parça kin serpip devam ediyorum "hayatım"a...

Spacer
Spacer
impala
 | 0 yorum var 
 | 24 Haziran 2005 02:29 

üye olunpillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.

Bu Yazıyı Tutanlar

Beğendiğiniz bir yazıya "tuttum" demek için başlığın yanındaki yıldıza tıklayabilirsiniz.

Bu yazıyı rapor et. Kural dışı içeriğe rastladığınızda editörlerimize rapor ederek müdahale edilmesini sağlayabilirsiniz. (Hangi durumlarda rapor edebilirim?)
bildirgec.org bölümleri
pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

son yorumlar

bildirgecinfo

bildirgec.org içeriği kullanıcıları tarafından üretilen kolektif bir blogdur.

network siteleri

RSS Dosyası
pillikutu