hımm toplumsal tepki ve infaal. agabey04'ün yorumuyla en azından yazı tartışılacak kıvama geldi.
suya zam yapıldı, yakın zamanda. vergi oranlarını iyice artırdılar. istiklal caddesi'nin parkelerini de 3. defa bu belediye değiştiriyor. neden toplumsal tepki yok? neden eylem yapmıyorsunuz? ya da neden sadece ahlaki konularda eylem yapıyorsunuz. çünkü bunu gerçekleştiren kişi belli ki sapık. yani hasta. hasta olan bir kişinin tedavisi de belli. onu asıp da, kesemeyeceğimize göre mecburen psikolojik tedaviye yollanmalı. linç neyi çözecek? bu toplumdaki erkekler toplumsal cinsiyetle her gördükleri mini etekli kadına potansiyel fahişe muamalesi yapmıyor mu? buna cevap olarak bizim ahlakımız bozuluyor, kadınlar giyinmesin mi diyeceğiz? kim belirliyor ahlâkın normlarını. hadi popüler kültür üzerinden cevap vereyim, dağdaki çoban mı?
bu bahsettiğiniz öğretmene tecavüz olayını bilmiyorum. bir link ekleseydiniz keşke, öğrenirdik. çok üzücü, bir insanın hayatını karartılar. hakkaten çok üzücü ve acı. ama bunun çözümü kadınları daha geri noktaya düşürmek, ahlâka- kaba tabirle namusa sığınmak değil ki! bu tarz problemleri çözecek tek şey hukuktur, hak ve adalettir. siz o kişinin en ağır cezayı alacağını bilirsiniz. bizdeki temel problem adalete ve hukuğa inancımız olmaması ve kendi adaletimizi uygulamaya çalışmamzı. haliyle canı yanan insan, kalkar kendi canını yakandan intikam alır. bu yüzden de adliyelerde bolca karşılıklı silahlar çekilir. kendi mahkemelerimize güvenmiyoruz. adaletin olmadığını hepimiz biliyoruz. bütün bu problemleri de bunu samimiyetle söylüyorum. adalet ve hukuk çözer, başka yolu yok. tecavüz eden sapığın da, çalan çırpan adamın da yakalanıp en ağır cezayı almasını, devlet denilen kurum sağlamak zorundadır. çünkü devlet yapısına inanç da, eşitlik ve adalet duygusuyla gelişir.
fahişeye tecavüz eden adamlar bu ülkede hafifletici sebepten daha az ceza alıyorlar yahu. yürüyüş yapıp adamı linç etsek ne olur? İstanbul'da sokaklarda hergün kaç kadın tacize uğruyor haberiniz var mı? bu ülkede vakit biraz geç olduğunda, hava karardığında, evine giderken kaç kişi korka korka gidiyor biliyor musunuz? eee bunları yapanlar da bizim insanımız. biri sapık hadi, ikincisi de sapık, ya üçüncüsü, dördüncüsü......
kadına biçilen rol bu toplumda değişmediği, bizim erkeklerimiz eğitilmediği sürece, gördüğü her kadına taciz hakkı olduğuna inandığı sürece bu olaylar daha çok devam eder. çözüm onların hakkını gasp etmek değil, doğru düzgün yasalardır. adamlar kadın beni tahrik etti diyerek sıyrılıyorlar. insanoğlu akıl ve irade denilen şeye sahiptir. tahrik olsa bile bir kadına ya da herhangi bir canlıya tacizde bulunamaz, bu kadar basit. siz polise beni rahatsız ediyorlar diye şikayette bulunun, adamlar sizi ciddiye bile almıyor. nerde kaldı adalet? ancak milli maçlar sonrası böyle değil. çok ilginçtir öyle zamanlarda millet bir bacı kardeş muhabbetine giriyor. diğer zamanlarda ise aynı şeyleri tekrar yapmaya başlıyor. toplumsal iki yüzlülüğümüzün ve tırnak içinde namus anlayışımızın sonuçları bunlar. kadın hep kötüdür, hep o şeytandır, baştan çıkarır. oysaki bu toplumsal cinsiyeti yıksa birey, ilk önce karşıdakine insan olarak bakar.
avrupa ahlâksız, avrupa yozlaşmış lafları gırla. ama avrupa'ya gittiğinizde allahın bir kulu sizi rahatsız etmiyor. avrupa'nın köylü diye aşağıladığı yunanlılara bakalım: gecenin bir vakti korkmadan evinize dönüyorsunuz. kimse de bu mini etek giyinmiş, kötü kadındır; kadının bu saatte dışarda ne işi var demiyor. biraz artık şu ahlâk yapınızı sorgulayın.
daha geçen yıl değil miydi? van'da yaşlı bir turist kadına tecavüz olmuştu. ya da sulatanahmet'teki ispanyol kadına tecavüz olayını ne çabuk unuttunuz? kadın bağırmış, kimse yardıma bile gitmemiş. eee nerde kaldı, ahlâk. ya da yine bir hemşireye tecavüz olayı vardı. millet ayaklandı, yürüdü. sonra dönüp kadınlara sokakta laf atanlar da bu adamlar değil mi? uzaydan mı geliyor, bunu yapanlar? o kadar ahlaklıyız ki, vergimizi vermeyiz, orman arazilerini keseriz, çalar çırparız ama...
yeni yıldaki olayları zaten hiç hatırlamak istemiyorum.
klasik tabirle eğitim şart!