Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan zamazing.org'da: "Mobil Mutfak"

İngiliz the economist dergisi, Türkiye' de sanat ve sanatçıya olan olan hoşgörüde azalma olduğunu belirten bir yazı yayınladı..

\
Bu tespiti yaparken de, ‘Huysuz Virjin' tiplemesiyle televizyonda şov yapan Seyfi Dursunoğlu'nu örnek gösterdi. Dergi; virjinin televizyondaki başarısı Türkiye'nin İslam ve laikliğin harmanladığının açık bir kanıtı olarak öne çıkıyordu'' diye vurguladı. Bilindiği üzere bir süre önce yeni bir yarışma programına başlayan huysuz virjinin kanal tarafından kadın kılığında program yapmaması istenmişti. Buna mukabil huysuz virjin; yükselen muhafazakarlığın kurbanı olduğu yönünde açıklamada bulunmuştu.

Dergi ayrıca Fazıl say' ın yakın geçmişte yankı uyandıran açıklamasını da hatırlatarak,

\
Say' ın AKP hükümetini eleştirdiğini ve özgürlüklerin yok olduğu yolundaki endişelerini dile getirdiğini yazdı.

Spacer
Spacer
 | 29 yorum var 
 | 12 Ocak 2008 17:04 

Yorumlar

bu tür bir algı betimleyenler ile bazen aynı ülkede mi yaşıyoruz diye sanrıya düşmüyor değilim... Ama bu su katılmamış pozitivizm bazen beni kendindem bile şüphe ettirebildiğine göre demek ki "modernleşme" olgusu bir hedeften çıkıp vaka'ya dönüştü demek........

Ben mi kendi adacığımda yaşıyorum yoksa "isimlendirme" aşkına doneler müphemleştiriliyor mu ??

Türkiye ne zaman muhafazakar değilmiş ki şimdi çok yükselmiş'imiş. Taşrada ki merkeze taşınıyor. Ortaya çıkan yeni bir şey mi var ki.........!!!!!!!!

Ampouble  |  (0 puan) 12 Ocak 2008 17:14

Huysuz kadın kılığında program yapsa ne olur yapmasa ne olur önemli olan yaptığı bel altı espiriler.

nehuse  |  (0 puan) 12 Ocak 2008 17:53

Fazıl'ı bir kenara koyuyorum "kendini" Nazım ile bir tutacak kadar "egosu" tavanda -ki Nazım'ın tırnağı ancak olabilir. Ama huysuz başka. Uzun yıllar izledim, güldüm, eğlendim. Bu saçma sansürü anlamıyorum. Kimse Huysuz'a özenip karı kılığına girmedi. Ayrıca madem böyle bir çekince var Bülent Ersoy her hafta televizyonda resmen anırıyor. İkircikli, saçma, anlamsı, tuhaf, "bencilce" ve çıkar kokan "baskılar" bunlar. Bunlar örümcek kafalıların işi değil arkadaşlar bunlar "örümcek kafalılara" yaranmak için çabalayan, ses çıkarmaya çalışan yalakaların işi...

vbalikci  |  (0 puan) 12 Ocak 2008 18:34

rtük vur deyince öldürüyor, kraldan çok kralcıların işi bu!

gaykedi  |  (0 puan) 12 Ocak 2008 19:20

türkiye'de yükselen şey muhafazakarlık değil siyasal islamdır. kendimizi kandırmayalım, biraz açıp türkiye'de siyasal islam'ın tarihini okuyalım ve akp tarafından durum gereği liberalizmle birleştirilip ılımlı bir şekilde muhafazakarları bünyesine kattığını görelim. bu muhafazakarlığa karşı en ufak bir duruş "sen müslüman değii misin?!" payesiyle ödüllendiriliyor(!) caanım memleketimde. muhafazakarlık deseniz türkiye'de yıllardır mevcut ve hatta mütedeyyin kesim de ancak huysuz virjin'i beğenen izledi beğenmeyen "cık cık" çekip kanal değiştirdi? peki ya muhafazakarlık aynı muhafazakarlıksa şimdi değişen ne?

balcis2  |  (0 puan) 12 Ocak 2008 20:38

29 şubat'ın gelişi 28 şubattan bellidir.

zee  |  (0 puan) 12 Ocak 2008 21:56

ya ne biçim bir yorumdur..
fazzıl say kendini nazım sanıyor diye..
bide tırnağı olmazmış töbe töbe okumadan bilmeden konuşmak ne kadar kolay...

erasy  |  (0 puan) 12 Ocak 2008 23:56

The Economist saçmalamış sanki. Sanata gösterilecek hoşgörüye sahip olması gerekenler sadece belli bir kitle midir? Sanat bir kısım topluluk için midir yoksa herkes için midir?

Hadi Fazıl Say'ın yaptığı sanata girer tabi ki ama Huysuz Virjin tiplemesi, sanatın hangi alanına girmektedir bunu anlayamadım. Heykel? Müzik? Resim? Tiyatro? Sinema? Ya sanat çok ayağa düşmüş ya da sanatın kapsamı bayağı genişlemişte haberimiz yok...

positive  |  (0 puan) 13 Ocak 2008 01:50

zenne
tezata bak.. eski ortaoyunlarından kültürümüze malolmuş bu sanat, muhafazakarlara yaranmaya çalışılarak bastırılıyor.. tam tersi olması gerekmez miydi? çok kafalar karışmış..

Who wills, can.. Who tries, does.. Who loves, lives..
normandy  |  (0 puan) 13 Ocak 2008 02:27

Fazıl ibibiğinin meselesine ve onun bastığı 3 notayı dahi dinlemeden hatta yaptığı müziğe on dakika katlanamayacak kadar yabani olan kitlenin, sanat ve Klasik Müzik üstadları gibi onu sanat ilahı haline getirme çabalarını hiç kále almıyorum ama Huysuz olayı çok saçma geliyor bana. Yıllarca Fatih Ürekler, Kuşum Aydınlar Bülent Ablalar TV şovları yaptı ama Huysuzun zamanında kanalarını kapatmaya sebep olan davranışı o sakıncalı olduğu iddia edilen kıyafeti değildi. Ben çocukluk ve ilk gençlik dönemlerimin belden aşağı espri literatürünü bir kısmını ondan öğrenmiştim ve kullandığı bazı "uç" ve küfürlü kelimeler hep başına bela olurdu, kıyafeti değil. Bugün bir ara kanalına göz attığım kadarıyla da yine kadın kıyafetleri ile yayın yapıyordu. Acaba dedim, geçen yaz başında belediyeye reklam vermek için başvurmadığı sonradan anlaşıldığı halde belediye reklamımı yayınlamıyor diye TV'lerde beleş reklam yapan mayo firmasının taktiğini bu kez bu TV kanalı yapıyor olmasın?

Anthro  |  (0 puan) 13 Ocak 2008 05:57

@vbalikci

Fazıl'ı bir kenara koyuyorum "kendini" Nazım ile bir tutacak kadar "egosu" tavanda -ki Nazım'ın tırnağı ancak olabilir.

ve

@anthro

Fazıl ibibiğinin meselesine ve onun bastığı 3 notayı dahi dinlemeden hatta yaptığı müziğe on dakika katlanamayacak kadar yabani olan kitlenin, sanat ve Klasik Müzik üstadları gibi onu sanat ilahı haline getirme çabalarını

tarzi ifadeler, Fazil Say hakkinda yorum yapabilme gibi bir lukse sahip olmayanlar icin ne kadar da kolayca soylenivermis laflar.

aranizdan hanginiz Fazil Say kadar cok konser verdi (sanat degeri yuksek olmak kaydi ile), ya da hanginiz onun kadar cok odul aldi? hanginize "Turkiye'nin Mozart'i!" dendi? hanginiz bir konserine gidip canli performansini izledi?

Fazil Say hayatini, hatta herseyini sanatina adamis bir sanatci. onun hakkinda bu kadar rahat atip tutamazsiniz, kusura kalmayin ama buna hakkiniz yok.

okckilinc  |  (0 puan) 13 Ocak 2008 09:26

alıntıladığın cümlemi bir de okumanı tavsiye ederim sevgili @okckilinc. Fazıl Say'ın sanatı ve teknik başarısından ziyade, cephesinin onu adeta kendi sancağı yapmaya çalışmasına ama bu kitle içindeki pekçok zevzek kişinin aynı zamanda onun sanatı ile bugüne kadar hiç alakadar olmamasını eleştiriyorum. (müthiş bir sanatçı olduğunu söyleyen hemen hemen çoğu tartıştığım kişinin hiçbir çalışmasını dinlemediğini kendim test ettim. farazi konuşmuyorum.) Ben iki sene önce Ankara'da Say'ın konserine gittim. Doğrusu daha çok minimalist piyano çalışmalarından hoşlanırım ve bu konseri o kadar da beğenmemiştim ama klasik batı müziği konusunda yetkin bir abimin konser sonrasında onun hakkındaki yorumları ile başarılı bir piyanist olduğuna kanaatim var. kalkıp ben de otoriteymişim gibi yüceltmiyorum/yermiyorum. Fakat bu son tartışmalardan da önce onun verdiği bazı röportajlarında farklı konulardaki (modernleşme, doğu-batı kavramları vs gibi) yorumlarını okuyunca onun iyi bir "teknik adam" olduğunu ama kaliteli bir entellektüel sanatçı olmadığına kanaat getirmiştim. Zaten en son meşhur dergi röportajını da internette ilk gördüğümde hiç umursamadan es geçmiştim. Linç edilmesi de, bayraklaştırılması da bana çok şaşırtıcı geldi. Sonuçta adam bir Baudrillard yada Sartre değil ki söylendiği bu kadar ciddiye alınıyor yada tepki görüyor.

İbibik lafını ise son günlerde tv'de yaptığı iyice düzeyini düşüren lafları için kullanıyorum. Çok pespaye bir düzeyde konuştuğuna şahit oluyorum.

Sonuç olarak bir insanın sanatına değer vermek başka şey söylemlerini kabullenmek başka şey. Ben kim söz konusu olursa olsun tartışırım. Hiçbir insanı da tabu haline getirmenin kimseye faydası yok. Ne yani, şimdi Hakan Şükür'de Türk futbolunun gördüğü en büyük başarılara imza attı diye senden onun her dediğini kabullenmeni mi bekleyeceğim?

Anthro  |  (0 puan) 13 Ocak 2008 11:08

bu arada makaleci, bildiri konularında dikkatimden kaçmıyor değil. hep kızıştıracak konuları seçiyorsun ve bende bile bile bundan hoşlanmadığım halde oltana atlıyorum :)

Anthro  |  (0 puan) 13 Ocak 2008 11:16

Samimi konuşmak gerekirse mesele şudur :
Keser döner, sap döner ; gün gelir hesap döner.
Gerisi teferruattır efenim.

AhmetAli  |  (0 puan) 13 Ocak 2008 11:23

fazıl say huysuz virjin'i döver mi? hangisi sanatçı, ben bu ülkeden gideceğim mevzularını bir kenara bırakıyorum. Ki Fazıl Abimiz gitmek istiyorum-u gidesim vara çevirmiştir. O nasıl bu ülkede yaşamak istemiyorum deme hakkına sahipse bir başkası da "çek git" deme hakkına sahiptir. önemli olan bundan sonra olanlara bakmaktır. fazıl say bütün çığırtkanlığıyla linç kampanyası başladı, beni yaşatmayacaklar, sanat şu halde bilmem ne olaylarına başladı. evet seni ülkede yaşatmazlar. çünkü genelin beğenisi dışında bir müzik yapıyorsun. ama bizi de yaşatmazlar. ben de taksime gidip yılbaşında dağıtmak istiyorum, olmuyor ama. veya gecenin 4'ünde evime korkmadan dönmek istiyorum, taciz olmasın diyorum. beni yaşatmazlar dediğimde kimse beni sallamaz ama. bu tarz olaylar aynı zamanda popüler kültürün dışında olduğunu söyleyen insanlara da bir popülerlik sağlar. hele kendini ezilen konumuna aldığın an- avrupa bağrına basmak da gecikmez. siyaset ve sanat birarada süper olur. ama siyaseti benim sanatımı engelliyorlar diye kullanırsan boktan olur. ekonomist sağolsun dış basının görüş uzmanı nilüfer narlı'dan da görüş almayı ihmal etmemiş. oysa onun yerine nilüfer göle ile konuşmaları gerekirdi.

Huysuz Virjin'e yasak getirenin de murdoch'un televizyonu olduğu gözden kaçmamalıdır. çünkü kanal d'de huysuz virjin olarak çıktı. rtük ile mi alakalı bilmiyorum. benim bildiğim fox'un böyle bir sansür gerçekleştirdiği. sebebi de türkiye'ye bakış açılarıdır. son derece oryantalist, bizi kara bıyıklı, başörtülü, haremlik selamlık gördükleri için olmasın. çünkü kanlaın yayın politikası da gayet muhafakazar.

Türkiye'de siyasal islam yükselmiyor. üstüne bir de tarih okuyun diye öğüt vermeniz garip olmuş. üsteik kendiniz söylemişsiniz. yükselen şey muhafakazarlıktır. üstelik bilinenin aksine sadece sağ kesim için değil, sol içinde muhafakazarlık vardır. bir kitap önerisi yapayım da pazar pazar ahkam kesmek dışında da iyi bir şey yapmış olayım. muhafakazarlık kötü bir şey değildir. bu kadar korkmanızı gerektirecek bir şey asla değildir. burada yapılan politikaya bakmak gerekir. mesele muhafakazarlık değil, demokrasi noktasında yaptığı açılımlardır.

sahi kim muhafakazar?

paranın ve ahlâkın kimde olduğunu asla bilemezsin.
nevdalist  |  (0 puan) 13 Ocak 2008 11:25

@nevdalist

O nasıl bu ülkede yaşamak istemiyorum deme hakkına sahipse bir başkası da "çek git" deme hakkına sahiptir

yani öyle bir karıştırmışsınız ki pes, adam memleketini eleştiriyorsa ayrı mevzu ancak verdiği bir karar; gitme kararı olsun kalma kararı olsun kendisinin alabileceği bir karardır, başkasının ona "çek git" deme; yani onun yerine karar verme hakkı yoktur, bu nasıl bir kısasas kısas mantığı anlamış değilim. o "giderim" der ve gider veya gitmez sonuçta sözlerini gerçeğe çevirir veya çevirmez yani bir anlamı vardır ama siz veya başkası ona "çek git" derse bir anlamı yoktur çünkü onun yerine karar verme hakkımız yok bilmem anlatabiliyor muyum? burada karşıt fikrim anlamsız demiyorum yanlış anlamayın onun yerine karar vermediğimiz için "çek git" dersek boş konuşmuş oluruz demek istiyorum. çek git deme hakkımız yok kimseye; "ya sev ya terk et" diye bir şey yok.

balcis2  |  (0 puan) 13 Ocak 2008 12:57

yerine karar vermek ne demek pardon?
kimse kimsenin yerine karar vermiyor, isteğini söylüyor. çek git yerine daha kibarca gitmek istiyorsan git denirse problem yok mudur yani? o eleştiri yapabilir, ancak bir başkası onu eleştiremez öyle mi?

herkes düşüncesini ifade edebilir. çek git derken kalkıp da eylem yapılıyorsa, fazıl say tehdit ediliyorsa durum tabii ki farklılaşır. ancak bunun dışında karşı cevap verilebilinir, normal buluyorum.

ayıraca çok rica ediyorum, "ya sev ya terket" ile karıştırmayın. çünkü o cümlenin sevgi boyutunda farklı kavramlar, istekler, öteki gibi durumlar, miliyetçilik vardır.

neyse fazıl say ile ilgili aklıma gelen bir şeyi de ekleyeyim. şimdiye kadar herhangi bir politikliğini görmedik, herhangi bir yerde ülke sorunlarına dair açıklamsı yok. nazım ile kıyaslaması ise hakkaten saçmalık. onun yaptıklarının binde birini gerçekleştirsin, eyvallah.

offf konuyu uzatmayayım, ben bile kendimden sıkıldım:))

samimiyetsiz ve yapmacık buluyorum, kısaca.

paranın ve ahlâkın kimde olduğunu asla bilemezsin.
nevdalist  |  (0 puan) 13 Ocak 2008 14:34

çek git fazıl çek gitt
ne olcak dövecekmisiniz

tarihini,geçmişini reddedip onlara küfür eden alay eden gerici yobaz diyen suratları kıçıma benzeyen dangalakların yüzüne tükürmeyi çok gören adam
hikmeturka  |  (0 puan) 13 Ocak 2008 14:35

@nevdalist

çek git yerine daha kibarca gitmek istiyorsan git denirse problem yok mudur yani?

eğer ben "fazıl say madem öyle diyor bu görüşlerine göre gitmelidir" dersem başka bir şey, "fazıl say çek git" dersem başka bir şey. tabii ki eleştirilebilir eleştirilemez ne demek, ama memleketteki durumu eleştirirken ağzından ölçüsü kaçmış bir laf olarak; bir sitem olarak çıkmış bir söz, ve hemen yallah fazıl yallah..

bu arada üslubu "ne olacak dövecek misiniz?" diye sokak ağzına çeken arkadaşa da bravo, seviye klişesine girmeyelim de böylesine düşüklük de düşman başına, ben de diyorum ki "fazıl say gitme", sen beni dövecek misin? ya da gitmedi diye onu mu döveceksin? nedir yani??

balcis2  |  (0 puan) 13 Ocak 2008 21:42

anthro, tespitin için ve bu tespitteki katılımcılığın için teşekkür ediyorum:)

Fazıl Say; beğenin beğenmeyin dünyanın kabul ettiği bir sanatçıdır. Kendisi ile röportaj yapılması anında ülkesi ile ilgili düşüncelerini belki bilerek belki söylemek istediğinden fazlasını paylaşmıştır. Sonuç; herkes sen kimsin bunu söylüyorsun? senin kaç kasedin sattı bu memlekette? git gideceksen çocuğum! gibi oldukça sığ noktalarda tartışmaya çalıştılar bu sanatçıyı...

Ama kimse bu adam bunu acaba neden söylüyor? Bir ayağı zaten avrupa' da olan bir adam bizim yerimize de endişi ediyor olmasın??? elbette kendisi de dahil...

Huysuz virjin; bu sanatçı (evet kendisi bence sanatçıdır, tiyatral ve müziğe dayalı bir sahne performansı yapmaktadır) engellenmemelidir, herkes onu öyle kabul edip, sevmiştir, kötü örnek olduğunu düşünenlerin, diğer kanallarını ivedilikle temizleme operasyonuna girişmek zorundadırlar...

my way or the highway!
makaleci  |  (0 puan) 14 Ocak 2008 10:56

Eleştiri yapmak için 4 yıl okul okudum. Televizyonda Fazıl'ın kendini Nazım'la bir tutan bir sohbetini dinledim. Kendilerinin daha ne olduğunu bilmeden "üstün" değerlere bürünmeye çalışıyor. @okckilinc arkadaşım ayrıca "konser" vermeden eleştiri, o konu hakkında yorum yapamam mı? Anlamadım, Fazıl'ı eleştirmek için piyanoya mı başlayacağım? TV'de izledim konserlerini, dinledim. İşte de yorumum. Saçma sözler söylemeden bir düşünün isterseniz. İstediğimi "hakaret" sınırlarının bilincinde eleştiririm. Okulda Shakespeari'de eleştirdim ve kusura bakma 30 tane oyun yazmadan yaptım bunu. Yani "kriterleri" bilerek. O yüzden Kendini Nazım'la bir tutacak kadar kabalaşan Fazıl'ı da eleştiririm.

vbalikci  |  (0 puan) 14 Ocak 2008 12:31

şu lanet olası kendini mozartmı sanıyor NE piyanistiymiş Bu

sissymbolrote  |  (0 puan) 14 Ocak 2008 12:37

kendini birşey sandığını nereden çıkartıyorsunuz?? ona paye veriliyorsa, tüm dünya tarafından bahşediliyor zaten...mozart' ı çok iyi yorumlaması onun kendini mozart sanması illizyonunu yaratmamalı, nazım hikmet ile ilgili bir performans sergilemesi de o' nun nazım ile bir tutacak bir konumda olduğunu göstermez.

birilerini kabullenmek, o' na büyük ve değerli diyebilmek niçin bu kadar zor?

my way or the highway!
makaleci  |  (0 puan) 14 Ocak 2008 13:43

"birilerini kabullenmek, o' na büyük ve değerli diyebilmek niçin bu kadar zor?" Kişiden kişiye değişen anlayış, yorum ve bilinç düzeylerinden dolayı, senin "büyük" dediğin bana "küçüktür..." Benim büyük dediğim sana küçük...

vbalikci  |  (0 puan) 14 Ocak 2008 20:53

o dediğiniz apayrı bence, burada konu; dünyanın kabul ettiği, klasik müzik gibi popüler olmayan bir alanda kendini ispatlamış bir sanatçıya sanatçı demek ve doğal olarak o' nu dinlemek neden bu denli zor demek istedim.

my way or the highway!
makaleci  |  (0 puan) 15 Ocak 2008 15:44

bu ülke Atatürk'ü bile kabullenememiş daha, fazıl say'ı mı kabullenecek?

eburhan  |  (0 puan) 15 Ocak 2008 15:52
bu ülke Atatürk'ü bile kabullenememiş daha, fazıl say'ı mı kabullenecek?

Ne yazıkki aynen öyle bizi yabancı ülkelerin sömürgelerinden kurtarıp bağımsız bir devlet kuran Atatürk'ü içki içiyormuş diye sevmiyenler kişiler bile tanıyorum...
hotr1de  |  (0 puan) 15 Ocak 2008 21:48

evet ya! Atatürk' ü kabullenemeyenleri nasıl oldu da unuttum ben? Beğenin beğenmeyin, birisi çıkmış bu ülkeyi işgalden kurtarmış, senin, benim, onun 'özgürce' konuşabileceği bir bağımsız devlet yaratmış, hâla sindirilemesin, anlamıyorum dediğiniz gibi

my way or the highway!
makaleci  |  (0 puan) 16 Ocak 2008 13:21

sana göre küçüktür, sana göre küçüktür.

sen değerini bilmiyorsan, değerinden bir şey kaybetmez.

http://hergin.blogspot.com
Hergin  |  (0 puan) 16 Ocak 2008 13:58

üye olunpillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.

Bu Yazıyı Tutanlar

Beğendiğiniz bir yazıya "tuttum" demek için başlığın yanındaki yıldıza tıklayabilirsiniz.

Bu yazıyı rapor et. Kural dışı içeriğe rastladığınızda editörlerimize rapor ederek müdahale edilmesini sağlayabilirsiniz. (Hangi durumlarda rapor edebilirim?)
bildirgec.org bölümleri
pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

son yorumlar

bildirgecinfo

bildirgec.org içeriği kullanıcıları tarafından üretilen kolektif bir blogdur.

network siteleri

RSS Dosyası
pillikutu