« önceki yazı Gökhan Yorgancıgil Röportajı |
sonraki yazı » Eski klavyelerinizi atmayın cüzdan yaparsınız |
THY'nin kurumsal blogu ile ilgili detaylı incelemeyi Webrazzi'de yayınlamıştım.
| akutsal | |
|
|
(0 puan) |
|
| 04 Nisan 2007 14:11 |
ben "seyir defteri" hakkında blog`dan ziyade ziyaretçi defteri terimini uygun görüyorum. Bunun dışında tipografik olarak uyumsuzluğu, yazıların genelde "iyi deneyimler" oluşları vs. kurumsal bir blog fikrini sanırım yanlış anlamışlar ya da yanlış değerlendirmişler.
| ceyhun aksan | |
|
|
(0 puan) |
|
| 04 Nisan 2007 14:25 |
acaba olumsuz yazılarıda yayınlıyorlarmı ? ...
hep teşekkur hep teşekkur
| TuruncuYengec | |
|
|
(0 puan) |
|
| 04 Nisan 2007 14:52 |
Evet burda bir blog'dansa yıllarıdır kullanılan bir ziyaretçi defteri söz konusu değil mi?
Bir süredir açık olmasına rağmen olumsuz yorum olmaması da ilginç tabii, hele söz konusu firma thy olunca. inandırıcı gelmedi bana.
| binyatisa | |
|
|
(0 puan) |
|
| 05 Nisan 2007 03:59 |
amerikan havayolu şirketleri (özellikle united ve american) ile karşılaştırılınca THY havacılıkta kusursuz bir hizmet sunuyor. yurt dışında yaşayanlar bunu daha iyi gözlemlemiştir sanırım.
Aslında yolcunun seyir defteri blogdan çok ziyaretçi defteri gibi olmuş, umarım bu yanlışlarından erken zamanda dönerler. Belliki blog yazmayan hatta şirket blogu nedir bilmeyen birilerinin parmağı var bu işte.
eğer gerçekten blog yazacaklarsa, faliyetleri ile ilgili haberleri, güncellemeleri, promosyonları duyurmalılar ve thy severler de RSS ine abone olup thy'nin sitesine gitmeden günlük olarak güncellemelerden, promosyonlardan haberdar olsunlar.
| eminkeles | |
|
|
(0 puan) |
|
| 06 Nisan 2007 09:07 |
Bende Sevgili Arda'nın kaleminden okumuştum bu haberi, bu tip kullanıcı mektuplarının olumlu olumsuz tamamını yayınlamazsanız. Ağızdan ağza kötü bir imaj yayılmaya başlar, Olumsuz görüşleri yayınlanmayan müşteriler başka mecralar arar ve bulurlar.
| magnetic | |
|
|
(0 puan) |
|
| 06 Nisan 2007 10:05 |
sıradan bir ziyaretçi defterinin kolektif bir blogdan ne farkı var? ben size söyleyeyim; bir farkı yok.
blog illa ki yenilikler, haberler ile eş değer değildir. blog internetin bir alt kültürüdür ve bence oldukça güçlü bir iletişim mecrasıdır. bu mecra da farklı uygulamalar ile internetteki birden çok grubu birbirine bağlar. burda da kurumsal bir kimlik etrafında müşteriler ile potansiyel müşterilerin birbirine bağlanması hedeflenmiş olabilir. o yüzden, "ehaha şuna bak ziyaretçi defteri bu ya" demek oldukça yüzeysel bir yaklaşım olur.
ne zaman ki bu mecranın kullanımı geneli ilgilendirecek düzeye gelir işte o zaman bloglar alt kültür olmaktan çıkar, internetle beraber yer alır. ama bugün iran cumhurbaşkanının blogu olması bu alt kültürün ne derece yaygınlaştığının işareti olsa gerek.
| passion | |
|
|
(0 puan) |
|
| 06 Nisan 2007 13:05 |
sıradan bir ziyaretçi defterinin kolektif bir blogdan ne farkı var? ben size söyleyeyim; bir farkı yok.
eğer oluşturulmaya çalışılan şey şirket bloguysa çok farkı var. internette iletişim için şirketler tarafından kullanılan 2 çeşit yöntem vardır, bunlardan biri push yani e-posta gibi araçlar vasıtasıyla içeriği kullanıcının gözünün içine sokmaya ve bir bağ oluşturmaya çalışmak, ikincisi ise pull yani kullanıcıyı sitenize çekerek bir takım şeylerden haberdar etmek aradığını bulmasını sağlamak.
RSS denen olay aslında tam da ikisinin arasında bloglar sayesinde daha da yaygın hale gelmeyi başarmış bir teknolojidir. Kullanıcılarınızın web sitenize gelmesini, içeriğinizi beğenmesini ve abone olmasını beklersiniz. Şirketseniz ve resmi bir blog sahibiyseniz kullanıcılarınızın sizin için içerik üretmesini bekleyemezsiniz (şirketinizin adı google ise durum farklı olabilir tabi) içeriği siz üretirsiniz ve RSS aracılığla kullanıcılarınıza sunarsınız.
türkiye de sadece bir kaç şirketin bloglara gereken önemi verdiği düşünülürse THY'nin yaptığı girişim gerçekten önemli ancak sunmaya başladığı bu servisin formatı dışında blogu çağrıştıran hangi özelliği var acaba?
ayrıca dünya üzerinde 70 milyondan fazla blog varken bu olaya alt kültür demek ne kadar doğrudur onu da bilemiyorum.
| eminkeles | |
|
|
(0 puan) |
|
| 06 Nisan 2007 15:10 |
biraz sosyoloji üzerine ihtisas yaparsanız neye alt kültür demenin doğru olacağını öğrenirsiniz. bunu tartışmak anlamsız.
uygulama şekli olarak kolektif blogların ziyaretçi defterinden farkı yoktur demiştim. çıkış noktası olarak basit fikirler ama bloglar uygulama şekliyle daha güçlü birer araç haline geliyor.
promosyonları duyurmak için kurumsal blog oluşturmak oldukça sığ bir düşünce doğrusu çünkü bloglar bundan çok daha güçlü işler için kullanılabilecek bir araç.
haberleri, güncellemeleri, promosyonları duyurmak için ana sayfada Haberler / Duyurular kutusu var zaten. blogun iletişimde daha farklı bir mecra olduğunu anlamak gerekir ve bu bilincin yerleşmesi de kaliteli blogların gelişmesi açısından oldukça önemli. malesef görüldüğü üzere bu pek anlaşılamamış.
| passion | |
|
|
(0 puan) |
|
| 07 Nisan 2007 00:21 |
hmm ilginc, peki bi sosyoloji uzmanı olarak neyin hangi kriterlere göre nasıl alt kültür olarak tanımlandığını yazabilir misin acaba? [burada uzatmanın anlamı yok ama, e-posta olarak gönderirsen seve seve okurum]
promosyonları duyurmak için kurumsal blog oluşturmak oldukça sığ bir düşünce doğrusu çünkü bloglar bundan çok daha güçlü işler için kullanılabilecek bir araç.
push, pull ve RSS; önceki yorumumda, blog sayesinde ürününüze, hizmetinize sadaket ile bağlı müşteri kitlesi oluşturmada, elinizden kaçırmamada blogların nasıl faydası olabileceği açık sanırım. dünyada ki örneklerine bakmak yeterli sanırım bunu kavrayabilmek için.
fikir vermesi, THY'nin blog açma fikrinin ne kadar doğru olduğunu göstermesi ve blogosferin nereye gittiğini anlatması açısından açısından aşağıda ki bilgiler faydalı olabilir;

| eminkeles | |
|
|
(0 puan) |
|
| 07 Nisan 2007 07:02 |
sosyoloji uzmanı değilim ama sosyoloji konusunda size kitap önerebilirim. fulcher'in sosyoloji'ye giriş niteliğinde 1000 sayfalık oldukça doyurucu bir eseri var. kitap oxford yayınlarının.
neden her şeyi karşı taraftan bekliyoruz? wikipedia'yı bile açıp okusanız öğrenirsiniz. eğer aşağılık kompleksine kapılmak yerine açıp 2 satır okusanız bırakın blogları, internetin bile alt kültür olduğunu öğrenebilirdiniz. her neyse bu konuyu tartışmak anlamsız, sizin bilgi eksikliğiniz sizi ilgilendirir. ama daha kötüsü var ki bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak!
boşuna bu kaynakları kopi-peyst etmişsiniz kuzum, en azından yanlış kişiye. bırakın türkiye'yi dünyada bile blog kavramı yokken, muhtemelen henüz blogger evan'in aklındaki bir fikirken ve o zamanlar belki de bilinçsizce bu işin içine girmiş bulduk kendimizi. dolayısıyla blogların nerden nereye gittiği konusunda az çok fikir sahibi sayılırım. neyi kanıtlamaya çalıştığınızı anlamış değilim.
hayır o değil de, yeterince bilgi sahibi olmadığınızın dışında işin kötü yanı okuduğunuzu anlamada çok ciddi sıkıntı içinde olduğunuzu görüyorum ya da bunlar bir şaka olmalı. çünkü nerde thy'nin blog açma fikrinin doğru olmadığını söyledim? aksine bunun umut verici ve güzel bir gelişme olduğu düşünüyorum.
benim lafım thy'ye değil. thy, blogunda promosyonlarını duyursun, yeniliklerden bahsetsin, oley oley oley! serzenişlerinde bulunan kesimeydi. bunun için ana sayfada haber kutusu ve haber bülteni var, haberiniz yok galiba. söyleyelim bir de rss eklesinler, siz de mutlu olun, herkes mutlu olsun. size de mutluluklar diliyorum..
hayat sadece push'n'pull değil, bloglar çok farklı konseptlere hizmet edebilecek esneklikte aslında. thy de bunun için güzel bir adım atmış, tebrik etmek lazım. thy'nin uçuşlarda aylık dağıttığı ücretsiz dergilerini blog konseptiyle harmanlayarak online olarak sunması da bu başlangıç için güzel bir ikinci adım olurdu. fakat thy bundan sonra oraya 1 bilet alana 2. bedava yazısı girerse yüzünü arkaya çevirmiş olacaktır.
| passion | |
|
|
(0 puan) |
|
| 07 Nisan 2007 14:28 |
en azından bir konuda anlaşabildiğimize sevindim.
thy de bunun için güzel bir adım atmış, tebrik etmek lazım. thy'nin uçuşlarda aylık dağıttığı ücretsiz dergilerini blog konseptiyle harmanlayarak online olarak sunması da bu başlangıç için güzel bir ikinci adım olurdu.
| eminkeles | |
|
|
(0 puan) |
|
| 07 Nisan 2007 14:43 |
benim lafım thy'ye değil. thy, blogunda promosyonlarını duyursun, yeniliklerden bahsetsin, oley oley oley! serzenişlerinde bulunan kesimeydi. bunun için ana sayfada haber kutusu ve haber bülteni var, haberiniz yok galiba. söyleyelim bir de rss eklesinler, siz de mutlu olun, herkes mutlu olsun. size de mutluluklar diliyorum..
bahsi geçen sayfayı bir blog olarak tanımlamak imkânsız. Her türlü deneysel çalışmaya açık olan kişisel bloglardan tutun, şirket bloglarına kadar, kimin veya hangi kurumun yazdığına bakmaksızın bütün blogların içerikleri bellidir:
Blog, teknik bilgi gerektirmeden, kendi istedikleri şeyleri, kendi istedikleri şekilde yazan insanların oluşturdukları, günlüğe benzeyen web siteleridir.İngilizcedeki "web" ve "log" kelimelerinin birleşmesinden oluşan weblog kavramının zamanla yaygınlaşmış adıdır.*
Eğer sadece "kendi istedikleri şeyleri, kendi istedikleri şekilde yazan insanların oluşturdukları yazı dizileri" şeklinde tanımlarsak, dünyadaki bütün yazı dizilerine blog diyebiliriz.
Öyle yapsaydık, bazı yazı dizilerinin "ziyaretçi defteri", bazılarının "şikayet kutusu", bazılarının da "yorum listesi" gibi isimlerle adlandırılması da gereksiz olurdu ve hepsine blog der, geçerdik.
| Ege | |
|
|
(0 puan) |
|
| 07 Nisan 2007 16:28 |
wikipedia tr'deki blog tanımı oldukça eksik ve yanlış görünüyor. bunu baz almamanızı tavsiye ederim. wikipedia ing'deki tanım gerçeğe daha yakın duruyor.
neyin imkan dahilinde olduğunu ölçmeniz için yabancı kaynaklar ile değerlendirmek daha akılcı olur. blog konusunda türkiye'deki kaynaklar malesef çok yetersiz, olanların da büyük bir kısmı yanlış bilgi veriyor.
| passion | |
|
|
(0 puan) |
|
| 07 Nisan 2007 16:54 |
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.
Beğendiğiniz bir yazıya "tuttum" demek için başlığın yanındaki yıldıza tıklayabilirsiniz.
bildirgec.org içeriği kullanıcıları tarafından üretilen kolektif bir blogdur.