Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan torpilli.com'da: "link vermek ve imaj eklemek"


ilk transistörün kopyası
ilk transistörün kopyası

Şu sitede transistörün 60. doğum yılını kutladığına ilişkin bir haber yer alıyor. Bundan altmış yıl önce 16 Aralık’ta Bell laboratuarlarında çalışan William Shockley, John Bardeen, and Walter Brattain (ki bu üçlü Transistör efektinin bulunuşu ve yarıiletkenlerin icadı için
1956 yılında Nobel fizik ödülünün de sahibi olmuşlardır) yoğun çabaları sonucunda dünyayı değiştirecek önemli bir buluşa imza attılar.

bir 2N2222 transistör
bir 2N2222 transistör

vakumlu tüp teknolojisinin hantal ve yüksek enerji talep etmesi nedeni ile (ilk vakumlu tüplü bilgisayarlar 28 tonluk 170,000 Watt güce ve birkaç operatörün desteğine duyan makinelerdi) Bell laboratuarlarında elektronik bir anahtar üzerine çalışılmaya başlanıldı. Transistörlerin hayatımıza girmesi ile işlemler tahmin edilebilir, kararlı, ucuz, hızlı ve daha küçük hacimli cihazlarla yapılmaya başlandı. Günümüz PC’lerinde kullanılan en harcıâlem işlemcilerin içerdikleri milyonlarca transistör ve ulaşılan GHz hızlar mukayese edildiğinde katedilen yol hiç şüphesiz inanılmaz…

Nice yıllara transistör :)


  • proksima
  • 10 yorum var
  • 08 Aralık 2007 10:26

« önceki yazı
5651 Tartışılıyor

Yorumlar

nice yıllara =) transistörün bulunması ve onu yapabilmeyi akıl edebilmek gerçekten muhteşem bir olay.

Do you know the relation between your two eyes? They blink together, they move together, they cry together, They see things together and they sleep together. Even though they never see each other.... Friendship should be just like that!

ben oldum olası bu bell laboratories işini anlamamışımdır.. açın bakın son 50 yılda dünyanın çehresini değiştiren elektronik buluşların hemen hepsi oraya aittir.. nasıl bi yerdi bu bell laboratories de durmadan buluş yumurtladılar?

Who wills, can.. Who tries, does.. Who loves, lives..

normandy, aynı şey benim de aklıma geldi, özellikle lisans 1. sınıfta okutulan genel fizikde 20yy ikinci yarıya ait karşınıza gelen ne varsa, işin altından Bell çıkıyordu...

insanın aklına "nasıl&neden" sorusu takılıveriyor hakkatten...

muhtemelen bell labaratuarları zamanı gelen uygulamaların halka arz ediliş noktası olması gerek... esasında transistörün 1945 değilde, atıyorum 1890'da bulunmadığını nereden bilebiliriz?

günümüzde böyle yer yerinden oynatacak icatları görmememizin bir nedeni de, giderek artan rekabet nedeni ile teknoloji üreten firmaların "araştırma" dan çok "geliştirmeye" yönelmeleri olabilir mi?
mesela, senelerce işlemci pazarında transistörler boyut olarak daha da küçültülerek tek yongaya daha fazla transistör sığdırılma yarışına gidildi, sonra çoklu çekirdek teknolojileri geldi...fakat yukarıdan baktığınızda bunlar yepyeni icatlar olarak (en azından transistörün, lazerin icadı ile kıyaslandıklarında) alınabilir mi bilemiyorum. bana daha çok, firmaların varlıklarını sürsürebilmek için ihtiyaç duydukları kaynağı sağlayacak ürün geliştirmeleri gibi geliyor...yoksa şu anda onbinlerce çalışanıyla ArGe yapan firmaların Bell'den entellektüel açıdan bir farkı var mı? zannetmiyorum...Bell'in bir güzel avantajı da bu görüş açısı ile bakıldığında rakipsizlik, pazar kaygısının olmaması olarak da tezahür ediyor sanırım...

Ee ben de öyle bir tekel kapatsam. Neler bulmam ki.. Tabii bu işin kuralı bu, ünlü zenginlerimizden rockefeller'lar lincoln'un isteği ile FED'i kurdular. Ve halen %42'sine sahipler. Geri kalanı borsaya açık. Morgan & Stanley ile de dünya üzerinde milletin artırımından ekonomik ve dolayısıyla siyasi güç oldukları..... Arka sıralardan biri Liberalizm dedi, hahahaa gülüyüm bariiiii

şurada adamların verdiği tam sayfa bir ilan var vakti zamanında kıtalar arası konuşma yapmanın hayal olduğu...

sevgili ampouble, verdiğiniz linkteki haber bir Alfred Hitchcock filmindeki gerilim misali inceden inceye yayılıyor insan yüreğine...
adamların bu kadar kapsamlı bir hakları olduğunu bilmiyordum doğrusu, hele ki ABd gibi bir ülkede...onca araştırma faaliyeti/icat için gereken değirmenin suyunun nereden geldiğini ifşa eden açıklama için çok teşekkürler :)

hamiş: lakin yine de yiğidi öldür hakkını yeme diye düşünüyorum...şöyleki, bizim Turk Telekom'umuzda bir tekel, her bir konuşma, telekom hatlarından geçmek zorunda, kablosuz haberleşme ile (misal bir baz istasyonundan bir diğerine aktarım yapa yapa) iki farklı şehir arasında iletişim kurmak dahi suç üstelik; bu kadar güç, bu kadar iktidar...lakin elle tutulur bir buluş/icat/geliştirmesini görmek hiç kısmet olmadı...bundan sonra da olmaz da herhalde...ihaleler açılır alet/edavat hazır gelir, takılır, bizimkiler de fiber kabloları kesip vakit öldürürler :) çok pis genellerim, layıkı ile çalışan yekün görevlileri şol sözlerimden tenzih ederim efendim.

Efendim türk telekom, fukarasının suçu yoktur. Halkla alakalıdır, tembel, hımbıl, uyuşuk, hellalliğini sözlerde arıyan - dikkat derim,

"türk, öğün. çalış, güven"

ilk önce öğünüyoruz. Örnek vermek gerekirse biz de patent kurumunu açılmasından bu yana yani 1880'den 2002'e kadar başvurulan patent sayısı amerika'da bir günde "alınan" patent kadardır. Devletin türk telekom firma mahiyeti kazandırdığı 2008'de başka bir telekom firması kurup onu da rekabet açısından özelleştirecekleri vakidir. (Türkiye'nin ithalat üzerinden servetler kazanan sonra da "cari açıktan" şikayet eden "özel sektörü" utansın. Hiçbiri devlet garantisi olmadan bir iş yapamıyorlar. O zaman neresi özel sektör oluyorsa...)

Yatırım konusununda da "özdemir sabancı"yı hatırlatırım. Herhalde dünya'nın önemli balistik merkezlerinden belçika'nın fehriye erdal'ı elinden kaçırmasına raslantı olarak bakmak, fazla safdillik olur.

Aman efendim fransız "şuursuz"larından öğrendiler bi haltmış gibi kablo kesmeyi..

Ayrıca türk telekom'un boyunun ölçüsünü şimdiden sonra görcez....

Haşiye: Tekelleşme yada tröstleşme olunca ilerleme sayılmaz. 1930'ları hatırlatırım...

haşiyeye haşiye :)

Tekelleşme yada tröstleşme olunca ilerleme sayılmaz.
üstad lakin, PC'ler, lazerler, cep telefonları...
bunlar ilerleme tanımınız dışında mı? Ya da ilerleme nedir? Zira benim zihnimde canlanan teknolojik ilerleme, yukarıda örnek olarak verilen donelerle paralellik arzetmektedir.

telekomda çalışan muhtelif arkadaşlarım var sevgili ampouble, üzerlerine sinen devlet ataleti sebebi ile sinek avlama mevzuunda kayda değer başarıları olduğunu onlar da hali hazırda zikretmekteler...sizinle şu konuda hemfikirim, evet bu durum telekomun suçu değildir, lakin suçlu mahiyeti ile yaklaştığınız halkın da bir günahı olmadığını, olayın yegane sorumlusunun devlet mekanizması ve bu mekanizmayı bu hantal hale getirenler olduğunu düşünmekteyim...
kaldı ki, örnek mahiyetinde zikrettiğiniz söz
"türk öğün çalış güven" bir vecize olup, halk tarafından zikredilmemiştir...burada halkı nasıl suçlayabiliriz?

patent konusu ise bir ayrı hülahasa zannımca zira, senede alınan patent adedi olarak bir bosch/whirpool gibi dünya devi ile yarışan koş grubu şirketleri, yeri gelince tek bir artı tarafını dahi dillendirmeden yerden yere vurmaya bayılıyoruz...patent adedi konusunda sahip olduğumuz merakı nereye konuşlandıracağız peki bu ateş dilli eleştirilerimiz yanında...

söz uzar....
ezcümle, kim bulmuş olursa olsun, ne zaman icatlanmış olursa olsun nice senelere transistör,
seni, seni seviyoruz :P

ya lütfen allah aşkına,
"beko" niye kuruldu. Arçelik'in ilk çamaşır makinesi diye millete dünyanın parasına kaktığı, o "gezici" enteresan aletin patenti'ni geçtik, parçaları için kaç ay beklendiğini söylememe gerek var mı? Bu inanılmaz fiyatlara satılan aletlerin getirdiği kazanç n'oldu. Bu tekel ve "sorumluluktan men" anlayışın nereyi düştüğünü söylemeye gerek var mı? Efendim "beko" ve "arçelik"i çok başarılı "yahudi" yöneticileri adam etti. Grunding de zaten türk yahudisinindir. Burda başarı olarak sayılabilecek isim "zorlu grubu"dur. Ama tabii ellerinin altındaki çok ciddi mali destek ile. Efendim alıntılamadır.Eski türkiye bakır işletmeleri başkan yardımcısının sözüdür.

"Avrupa insan maliyetlerinin artması ve hammadde temin edilemesinde karşılanan sorunlardan ötürü 'gemi inşaatı' ve 'beyaz eşya'dan üretimini maliyetlerin daha rantabl kabul edildiği bölgelere kaydırmaktardır. Çünkü artık cep telefonu üretimi varken bunlarla uğraşmak akıl karı değildir."

-bunlara siz saydığınız ekonomik aletleri ekleyebilirsiniz-. Koç grubunun büyümesi ve yayılması dikkat edilirse avrupa'dan aldığı fabrikalar ile olmaktadır.

Cep telefonu ve pc'ler tarafından bakarsak,
Kongo'da tantal yüzünden devam ettirilen şavaşın durumunu incelemek isteyenler 'Klaus Werner' ve 'Hans Weiss'in "markaların kara kitabına" bakabilirler. Buna karışan telefon firmaları, "bayer" firmasının alt kuruluşları da cabası. Telmihi sömürye anlayışından ötürü büyük karların olmadığı yerlere girmezler. Bizimkilerden - biraz ağır bir tabir ama- çöpçülüğünden gayrisine talip değiller. (Mevcut koşullar içinde) İsterseniz niçin migros'un bu konuma getrilip sonradan da karıştığı fatura usulsüzlüğü "hazine bakanı" tarafından açıklandığında -isim vermeden- , satmak için niçin alece edildiğini ve "wal-mart"ın neden girmediğini açayım...

üye olunpillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.

Bu Yazıyı Tutanlar

Beğendiğiniz bir yazıya "tuttum" demek için başlığın yanındaki yıldıza tıklayabilirsiniz.

Bu yazıyı rapor et. Kural dışı içeriğe rastladığınızda editörlerimize rapor ederek müdahale edilmesini sağlayabilirsiniz. (Hangi durumlarda rapor edebilirim?)
bildirgec.org bölümleri
pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

pilli ilan

son yorumlar

pilli ilan

Tutulanlar Banner

bildirgecinfo

bildirgec.org içeriği kullanıcıları tarafından üretilen kolektif bir blogdur.