Değerli yorumcular,
Öncelikle birçok kişinin, eleştirmek istediği türden kişilerin yerine düşmekten kurtulamadığını belirtmek istiyorum. Bu yazıya yorum yapanların çoğu, belki de ilgili yerliğe girmeden ahkâm kesmişler. Sahibi ve tek koruyucusu Türkler olan kutlu bir dili yüceltmek adına canla başla çalışan genç kardeşlerimizin, ağır sözlerle eleştirilmeye çalışılması, gerçekten beni üzdü.
Bu konuda düşüncelerimizi belirtmeden önce şunu kesinlikle göz önünde bulundurmalıyız: İlgili ağ kümesi, 10.000 ~ yıldır işlenerek günümüze kadar gelen güçlü ve köklü bir dili korumak amacıyla açılmıştır. Yani oradaki kişiler, Türk ulusunun temel taşlarından olan Türk Dili'ni yüceltmek adına çaba gösteriyorlar. Yalnızca bu duruşa sahip olmaları bile, onlara saygı göstermemiz gerektiğini ortaya koymaktadır. Ayrıca bu arkadaşların yaptığı bütün çalışmaları destekleyecek, önerdikleri sözcükleri kullanacaksınız diye bir şey yok. Hem birçok "saçmalık" diye nitelendirdiği sözcüklerin çoğu, atalarımız tarafından kullanılmış ve bugüne gelene kadar Anadolu Türkleri'nce unutulmuştur. Yani oradaki sözcüklerin büyük bölümü, uydurma falan değildir.
"Ah, nerede o günler?" diye iç çekip toplumumuzdaki bazı değerlerin ve ilişkilerin artık çok zayıfladığını söyleyen bizler, neden dilde özleştirme yapan kişilere karşı "yıkıcı" eleştiriler yapıyoruz? "Yazışmalıkmış, peh..." gibi ifadelerle, niçin bir yabancının bile yapamayacağı biçimde dilimizi küçümsüyoruz?
Sömürgeci devletlerin baskısıyla dilimize giren binlerce yabancı sözcük karşısında duruşumuz kesin olmalıdır. Madem ki bu dil bizim ve artık apaçık yürütülen bir emperyalist dalga var, bizim yapmamız gereken şey bütün değerlerimize olduğu gibi dilimize de hakkıyla sahip çıkmaktır. Dilimize sahip çıkarken de ölçülerimizi tutarlı hâle getirmek, yapacağımız işi anlamlı kılar.
Ziya Gökalp'in Türkçeleştirme üzerine güzel bir dörtlüğü var:
Uydurma söz yapmayız,
Yapma yola sapmayız,
Türkçeleşmiş Türkçedir,
Eski köke tapmayız.
Bu dörtlük, yapmaya çalıştığımız her şeyi özetliyor. Yalnız, "Türkçeleşmiş" sözcüğünü iyi kavramak gerekiyor. Eğer siz, kendini "aydın" göstermek adına, anlamını doğru düzgün bilmediği yabancı sözcükleri sıralayan aciz insanların kullandıkları "irrite olmak, trip yapmak" gibi ne olduğu belirsiz söz öbeklerini Türkçeleşmiş sayıyorsanız, biraz daha düşünmeniz gerekiyor. Türkçeleşmiş derken, dilimize "deyimlere girecek kadar" yerleşmiş sözcükleri kastediyoruz. Böyle sık kullanılan ve Türkçede karşılığı bulunmayan sözcükler, artık Türkçeleşmiştir ve bunları dilden atmaya çalışmak doğru değildir. Doğru olan, Türkçe kökenli olmayan bütün sözcükler karşısında her zaman Türkçeden yana olmak; fakat bunda abartıya kaçmadan dili kısırlaştırmamaktır.
Özetle, Türkçenin bizden başka koruyucusunun olmadığını bilerek, Türkçenin özleştirilmesi gibi hassas bir konuda sırf birilerinin ilgisini çekmek için düşünmeden yorum yapmak, çok yanlıştır. Burada ilgili yerliğin çalışmalarını "saçma" bulanlara diyeceğim şudur: Türkçeyi korumak adına ahkam kesmeden önce, gidip kendilerine 'Türk'çe bir takma ad alsınlar.
Esen kalın...