Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan ucandaire.org'da: "metropolis film setinden görüntüler"


1998 yılında odtü nün kurduğu tekno kent ile ilgili olarak televizyonlarda çıkan haberleri gördüğümüzde artık ülkemizde de bir silikon vadisi olacak diyerek çok sevinmiştik.

Odtü resmi kayıtlarında 1981 yılından itibaren tekno kent çalışmalarına başladıklarını 1996 yılında sanayi ve ticaret bakanlığının yayınladığı yönetmelikle 1998 yılında Türkiye’nin ilk tekno kentini kurduklarını belirtiyor.

Peki bu tekno kentler nedir? Dünya genelinde 4000 den fazla tekno kent bulunmakta ve bu mevcut teknoloji geliştirme merkezlerinin birçoğu özelliklede Avrupa da kuluçka sisteminin başlangıç noktası olarak değerlendirilmekte. Sıkı bir projesi yâda fikri olan kişilere, kurumlara destek olarak projelerini hayata geçirmelerine imkân tanımaktalar.

Kuluçka sistemi esas olarak hizmet odaklı fikirlerin ya da projelerin doğuş yerleridir. Bunun Türkiye deki ilk örneği zamanında Superonline genel müdürü Savaş Ünsalın önderliğinde Superonline bünyesinde başlatılmış proje yarışması yapılmış birçok ilginç fikir bir havuzda değerlendirilmiş ancak sonrasında kuluçka sistemi terk edilerek ortalıkta adı bile duyulmamış başarısız projeler miras olarak kalmıştır.

Dünyada kuluçka sistemleri yapı olarak içerisinde alternatif konu uzmanları olan, projeleri değerlendiren ve gelişimine katkı sağlayan uzmanların gözetiminde, kişi ya da kurumların fikir ve projelerini farklı bakış açılarıyla değerlendirip zenginleştirilerek hayata geçmesi için sıkı çalışmalar yapan merkezlerdir.

Mevcut kuluçka sistemi, özellikle yerel uygulamalar konusunda oldukça başarı sağlayarak yerel yönetimlerin kamu ve özel sektörün alternatif platformlar sayesinde teknoloji yatırım maliyetlerini düşürerek ulusal bir teknoloji politikası oluşumunda önder konuma gelmiş ve oldukça büyük istihdam alanları yaratarak teknoloji odaklı uzman ihtiyacını karşılar duruma gelmişlerdir.

Tekno kent ya da kuluçka sistemlerinin diğer büyük bir faydası ise oluşan proje çeşitliliği sayesinde oldukça kalifiye programcıların yetişmesini sağlayarak çok özel projelere ( askeri, istihbarat, kamu ) görev yapacak yerel uzmanlara sahip hale gelmişlerdir.

Türkiye de ne yazık ki kuluçka sistemi birkaç özel şirket tarafından denemeleri yapılmaya devam ediliyor ancak günümüzde gerçek anlamda kuluçka sistemi olan ve işleten bir ülke değiliz.

En ilginç durum ise bir tekno kentimizin olması ancak bu tekno kente fikir ya da proje sunmak neredeyse imkânsız. Bununla birlikte tekno kent içerisinde bir oluşum içine girmek tam bir ölüm süreci.

Zamanında üstatların biriyle yaptığımız bir sohbette teknoloji bürokrasiyi azaltır ancak bürokrasinin ticaret olduğu ülkelerde teknoloji gelişmez çünkü bürokrasi geçim kaynağını kaybetmemek için tüm imkânlarını seferber eder demişti. İşte bu noktada odtü tekno kent teknoloji geliştirme konusunda olmasa bile bürokratik engellerin kullanılarak teknolojinin gelişmesi nasıl baltalanıra güzel bir örnek olarak karşımızda duruyor.

Odtü tekno kenti ve katılım koşullarının incelenmesini tavsiye ediyorum ve bunu muhakkak arşivlemenizi ileride çocuklarımıza bakın babalarımız bize bunları miras bıraktı diyebilmemiz lazım.

Ancak bizim çocuklarımıza aynısını bırakmamız gerekiyor bunun içinde el birliğiyle bu konularda çalışmalar yaparak. Türkiye de teknolojinin gelişmesi yaygınlaşması için bir arada olmamız ve bir birimizi desteklememiz gerekiyor…

Evet Türkiye de bir silikon vadisi yok nedeni siyaset. Bürokrasi ve para üçgeni çok detaylandırarak dallandırmaya gerek yok, ama Türkiye de bir silikon vadisi yaratacak oldukça büyük bir beyin gücü fazlasıyla var.


  • seyyahname
  • 3 yorum var
  • 04 Ocak 2007 07:08

Yorumlar

Herhangi bir durumun olusmasi icin en az iki temel sartin var olmasi gerekir:

O durumu engelleyecek birseylerin olmamasi
O duruma sebep verecek ve devamini saglayacak seylerin olmasi.

Dunyadaki silkon-mekan’larin cogu bu iki temel sartin da ustunde, uc ana unsur ile bir araya getirilir: arastirmacilarin da bilimsel “iddia”lari, yerel “risk-sermayesi” (venture capital, VC), devletin bilim ve teknolojiye ust derecede onem veren “niyet”i.

Silikon-mekanlar devletin ARGE’ye hayati derecede onem vermesi ve bunun icin son derece yetenekli arastirmacilari yetistirip besleyen universiteleri kurmasi ile baslar. Arastirmacilarin urettikleri bilimsel iddialarin hem devlet hem risk-kapitalistleri tarafindan takip edilmesi, odullenedirilerek cesaret verilmesi; ve kuluckadan cikan en iddiali zihni mullkiyetin (Intellectual Property, IP) kucuk firmalar halinde universitelerden disariya acilmasi (spin-off), takip eden risk-sermayecileri tarafindan desteklenerek gelismesi ile kurulur.

Burada iki parametre var: 1) Zihni Mulkiyet (IP) 2) Risk-sermaye (VC). Iste bu ikisi anlattigim temel sartlarin icinde birbirini besleyen en onemli aktif ogeler. Hatta soyle dusunelim: universite=rahim, zihni-iddia= yumurta, risk-sermaye=sperm, zihni-mulkiyet=dollenmis yumurta, spin-off firma=bebek, devlet=dogumu yaptiran ebe, silikon-mekan=dogum bolumu.

Bastaki temel ogelere geri donelim: Olmamasi gereken durumlar nedir? 1)Mesela dort tarafi son derece tehlikeli, savas icinde komsularla cevrilmis olmak 2) Stratejik konum ve kaynaksal zenginlikler yuzunden isgal edilebilecek durumda olmak 3) Ekonomisi sicak paraya dayali olmak 4) Ic ve dis borclari cok yuksek olmak 4)Administrasyonun yaratici degil ticari olmasi 5) Devletin kuculmesi, geri kalmasi ve gelisememesi. Yani milli guvenligin, istikrarli ekonominin ve saglam bir devlet korumasinin olusmamasi. Sen istedigin kadar dunyanin en kirilmaz kriptosunu yap, eger guvenligin yoksa, dusuncen elinden alinir ve baska ulkelere mal edilir. Ya da elinde son derece vurucu bir fikir var, ispat etmede yari yola geldin ve sicak para piyasa hareketi yuzunden ARGE fonun bir anda cope gitti. Ne yapacaksin? Ya fikir gelistirirken devlet seni desteklemedigi icin bir Saudi/ABD/AB firmasina satmak zorunda kalirsan?

Peki olmasi gereken durumlar nelerdir ? 1)Cok fikirli Kultur: Silikon-mekanlardaki cok-cesitlilik (diversity) kulturu . Silikon-mekanlar dusuncenin sinir tanimadigi, cok- kulturlu, cok-cesitlilige son derece onem veren, her turlu yasamsal esitligin saglandigi mekanlardir. Cunku en iddiali fikirler karisik kultur, din, dil, irk, cins ayirimi olmadan bir araya gelmis insnalarin kaynasmasiyla cikmaktadir. Sen gazeteni, internetini sansurlemis, kendi dusunceni de gelisme caginda dogmalarla kaliplara sokmussan, kadinlarini degil bilim-teknolojide, okuma yazmada bile tas devrinde birakmissan, kafanda herseyi dogu-bati, siyah-beyaz diye ayiran dogmatik bir yapi varsa, risk sermayeni at yarisina yatir daha iyi olur. 2) Cokfikirli diyalog: Silikon-mekan tek basina olusamaz. Enetellektuel fikirler cok yetenekli ve egitimli kisilerin izole calismalariyla olamaz. Insnalarin yasadigi yakin-mekanlara “sizmasi” gerekir. Cevredeki insnalarla fikir alisverisinde olmasi. Birbirlerinden “fikir kapmasi”. Elit bir entellektuel kesim tek basina basaramaz bunu, cevrenin desteklemesi gerekir. Cevrende degisik egitimlerden gelen insnalarin goruslerine maruz kalmalisin. Sen Silikon-mekanindan cikip yemek almaya gittiginde bir kutuphaneye, bir muzeye, bir sergiye ugrayabilmelisin. Ya da yakin koylere trenle ugrayip koylulerle enerji kullanimini, orman korumaciligini konusabilmelisin. Buluslar her zaman “tepeden inme” olmaz. Buluslar bazen kumulatif olarak gelisir. 3) Acikfikirlilik: Dunyaya, insana, herseye acik olmak. Kaliplari kirmak, kurallari gormezden gelmek. Cocuksulugu korumak. Ne kadar tahammul ederiz karsimizdakinin fikirlerine? Nereye kadar anlariz ve anlasiriz? “Herkesin bir fikir hakki vardir” dusuncesine acik miyiz? Tartismayi, kisiden konuyu ayirarak, dinleyerek fikrimizi savunmayi; tartisarak ve soru sorarak ogrenmeyi, esnek olmayi, olayi degisik acilardan gormeyi, ve herseyden cok DOGMAdan kurtulmayi ne kadar basarabiliriz?

Ilk etapta akla gelenler bunlar. Turkiye’nin entellektuel yonden gelismesi icin bazi sartlar mevcut. Ama once durumu gercekci bir sekilde tespit edip, neler yapilabilicegini anlamak ve ortak noktalarda anlasmak gerekir. Zihinsel aktivitenin TV, medya ve bilgisayar oyunuyla tatmin edilmeye calistigi bu cahil-otesi donemde, kendimizi kandirmayalim. Turkiye gibi genc, dinamik, ust duzey beyin gucune sahip bir ulkede bir silikon-mekan kurmaya kalkisabilirsiniz. Ancak yukaridaki neredeyse ANAC yasam sartlarinindan bir tanesi bile eksikse senin tekno kentin tum zihinsel mulkiyeti ve arastirmacilari ABD gibi daha iyi arastirma ve yasama sartlari sunan ulkelere akacaktir (Beyin-gocu).

Clicia x | 07 Ocak 2007 17:45

bazı silikondan beyinler bazı mankenlerin silikonlarında olduğundan olabilir belki !

Clicia x

söylediklerine tamamen katılıyorum. bilerek yazıda fazla detaya girmek istemedim bütün yazdıkların doğru ancak içlerinde en önemlisi fikri mülkiyet hakkı meselesi bence ilk adım bu konuda olmalı..

katkılarından dolayı teşekür ederim..

üye olunpillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.

Bu yazıyı rapor et. Kural dışı içeriğe rastladığınızda editörlerimize rapor ederek müdahale edilmesini sağlayabilirsiniz. (Hangi durumlarda rapor edebilirim?)
bildirgec.org bölümleri
pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

pilli ilan

son yorumlar

pilli ilan

Tutulanlar Banner

bildirgecinfo

bildirgec.org içeriği kullanıcıları tarafından üretilen kolektif bir blogdur.