Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan zamazing.org'da: "Basit Yaşayacaksın Basit*"


İlk bakışta vergi sistemimizin dört genel problemi var: Birincisi, devletin topladığı vergileri ne derece etkin değerlendirdiği. (2) Vergi oranlarının yüksek olması, ülkemizdeki kayıt dışı ekonominin genişlemesine neden olmakta. (3) Artan oranlı vergimiz olan şahsi gelir vergisinde marjinal oranın yüzde 5 olması, insanların elde ettikleri gelirleri vergiden kaçırmalarına yol açıyor (Marjinal oran: Vergi tarifesinde artan gelire göre vergi oranının artma derecesi). (4) Vergi hasılatı içerisinde dolaylı vergilerin payı, dolaysız vergilere kıyasla oldukça fazla. Bu dört problemin her biri sebepleri, sonuçları açısından etraflıca irdelenerek gün ışığına çıkarılmalı. Bense bu yazımda söz konusu problemlerin sonuncusu üzerinde duracağım.
Vergiler birçok bakımdan tasnif edilebildikleri gibi, maliye literatüründe üzerinde en çok durulan sınıflandırma dolaylı-dolaysız (doğrudan) vergi ayrımıdır. Dolaysız vergiler grubuna gelir vergisi ve kurumlar vergisi girer. Devlet bu vergileri toplarken vatandaşın şahsi ödeme gücünü dikkate alır. Özellikle kişisel gelir vergisindeki artan oranlı tarife, vergi adaletini ve vergi esnekliğini elde etmede çok önemli bir araçtır. Ayda 800 YTL geliri olan Ahmet Beyle, aylık geliri 800.000 YTL olan Ali Bey elbette aynı oranda vergi ödememelilerdir. Zira aynı oranda ödedikleri takdirde aylık geliri çok daha düşük olan Ahmet Bey'in katlanacağı fedakârlık, Ali Bey'in katlanacağı fedakârlıktan çok daha fazla olurdu, böylece adaletsiz bir tablo çıkardı ortaya.
Katma değer vergisi, özel tüketim vergisi, gümrük vergisi,... gibi vergiler dolaylı vergiler grubuna girer. Her gün aldığınız çikolatadaki katma değer vergisini düşünelim. Ödediği KDV, zengin Ali Bey'e hiç dokunmuyor olabilir ama aynı KDV, görece daha düşük gelirli Ahmet Bey'in alım gücünü ciddi biçimde etkileyebilecektir. İşte dolaylı vergiler de adeta adaletsiz bir tablo meydana getirmek için varlar. Vatandaşın ödeme gücünü dikkate almayan dolaylı vergiler, vergi adaletsizliğini günbegün derinleştirmekteler. Ama dolaylı vergiler kaynakta alındığı için mükellefte psikolojik bir rahatsızlık yaratmaz (vatandaş gelir vergisinde olduğu gibi ayrıca bir vergi ödediğini düşünmez), ayrıca dolaylı vergileri kaçırmanız çok güçtür; bu nedenlerden ötürü gelişmekte olan ülkeler vergi sistemlerinde dolaylı vergilere daha fazla yer verirler böylece vergi sistemlerindeki adaletsizliği körüklerler.

İki alternatif var

Şimdi de son on altı yılda toplam vergi hasılatımızın ne oranda dolaylı vergilerden oluştuğuna bakalım. 1990'da yüzde 48.0 olan oran, 1993'te 51.5'e; 1994'te 60.7'ye yükseliyor. 2000 yılına geldiğimizde yüzde 59.1 iken, söz konusu oran 2001'de 59.5, 2002'de 66.3, 2003'te 67.0, 2004'te 66.8 ve 2005'te 67.3'e ulaşıyor. 2006 yılındaki performansımızı değerlendirebilmek için 2005'in ocak-mayıs verilerine bakmakta fayda var (yüzde 65.1). 2006'nın aynı dönemindeyse bu oran 66.7'ye yükselmiş. Velhasıl 1990'dan 2006'nın ilk beş ayına geldiğimizde yüzde 48.0'dan 66.7'ye doğru ciddi bir artış (yüzde 39'luk) var. Rakamlar, vergi yükünün yüksek gelirlilerden ziyade sokaktaki orta hâlli vatandaşa daha çok bindiğini gösteriyor.
Bu durumu bertaraf edebilmemizin iki alternatifi var: Birincisi, gelir vergisi oranları ve şahsi gelir vergisindeki marjinal oran düşürülmeli, vergi tabanı genişletilerek bir yandan vergi kaçakçılığı kontrol altına alınabilir (elbette bu noktada daha sıkı bir mali denetim politikasından da bahsedilmeli), bir yandan da devletin vergi gelirleri artar, vergi sistemimiz daha adil bir yapıya kavuşur.
İkincisi, devletimiz tahsilat kolaylığı nedeniyle mükellefin karşısına daha fazla dolaylı vergi çıkarmamalı, kanımca mevcut dolaylı vergilerin oranları kademeli olarak düşürülmelidir.
Adil bir vergi sistemi ayrıca mükelleflerin vergi öderlerken kendilerini daha iyi hissetmelerini sağlayacak, bu şekilde de kayıt dışılığın önüne geçilebilecektir.

Not: Uygun görürseniz aşağıda vereceğim verilerden bir grafik oluşturmanız anlamlı olacaktır (ben maalesef grafik oluşturmayı bilmiyorum).
Veriler: Toplam vergi hasılatı içinde dolaylı vergilerin payı:
1990 - 48.0
1991 - 47.8
1992 - 49.6
1993 - 51.5
1994 - 60.7
1995 - 59.3
1996 - 60.7
1997 - 59.4
1998 - 53.4
1999 - 54.6
2000 - 59.1
2001 - 59.5
2002 - 66.3
2003 - 67.0
2004 - 66.8
2005 - 67.3
2006 (Ocak-Mayıs) - 66.7


 | 4 yorum var 
 | 18 Mart 2007 23:52 

Yorumlar

bildirgeç'te kamu maliyesi üzerine bir yazı okumak, güzel..

asenasoykan[pilli_silinen_hesap] |  (0 puan) 18 Nisan 2007 09:42

2007 ilk çeyrek rakamları da eklenseymiş keşke yazıya!!

canerkupkok[pilli_silinen_hesap] |  (0 puan) 18 Nisan 2007 12:16

ama haklı yazar, dolaylı vergilerin payının düşürülmesi gerek hem de acilen

canerkupkok[pilli_silinen_hesap] |  (0 puan) 19 Nisan 2007 10:15

acaba vergi hasılat rakamları brüt mü yoksa safi tutarlar mıdır keşke o da belirtilseymiş

canerkupkok[pilli_silinen_hesap] |  (0 puan) 20 Nisan 2007 09:53

üye olunpillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.

İlgili Yazılar

Bu Yazıyı Tutanlar

Beğendiğiniz bir yazıya "tuttum" demek için başlığın yanındaki yıldıza tıklayabilirsiniz.

Bu yazıyı rapor et. Kural dışı içeriğe rastladığınızda editörlerimize rapor ederek müdahale edilmesini sağlayabilirsiniz. (Hangi durumlarda rapor edebilirim?)
bildirgec.org bölümleri
pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

pilli ilan

son yorumlar

pilli ilan

reklam

bildirgecinfo

bildirgec.org içeriği kullanıcıları tarafından üretilen kolektif bir blogdur.

RSS Dosyası
pillikutu