Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan hafif.org'da: "Şebnem Ferah"

Etiketler: , ,
E.coli bakterisine saldıran bakteriyofajlar
E.coli bakterisine saldıran bakteriyofajlar

Milyarlarca, Trilyonlarca (Ortalama bir ergen vücudunda 10 trilyon hücre vardır. bu hücreleri arka arkaya koyacak olsanız dünyanın etrafını 47 kez çevreleyebilirdiniz. saniyede birer tane olmak üzere saymaya çalışsanız ise 2600 yıl uğraşırdınız ayrıntılı bilgi) uyumlu çalışan hücrenin yakından nasıl göründüğünü hiç merak ettiniz mi? Hybrid adlı medikal animasyon şirketi bir demo hazırlamış.

Spacer
Spacer
 | 67 yorum var 
 | 21 Temmuz 2008 16:17 

Yorumlar

Mükemmel yaradılış diye buna denir.

okur  |  (0 puan) 21 Temmuz 2008 17:33

harika, biyoloji dersleri bunlarla verilse ya.

ikuzgun  |  (0 puan) 21 Temmuz 2008 17:52

Ölmeden önce Ateislerin izlemesi gerektiği 10 videodan biri bence :D

ss.p  |  (0 puan) 21 Temmuz 2008 18:09

@ss.p
komik (: +1

fckmeimfamous  |  (0 puan) 21 Temmuz 2008 18:13

@ss.p
vidyonun sonuna bir de şehadet nasıl getirilir onuda eklemek lazım. İzlemişken imanlı gitsinler bari. :D

[www.voiphone.at]
Tolga Cakiroglu  |  (0 puan) 21 Temmuz 2008 18:36

darwinizm ve evrim teorisi eleştirisi yapmak tabii ki benim haddim değil de, gene de böyle bir yapının zaman içerisinde tesadüfen oluştuğunu söylemek bana biraz tuhaf gelmekte...

bu arada eğer biyoloji derslerini lisede bize bu şekilde öğretselerdi, biyolojiden nefret etmek yerine muhtemelen genetikçi falan olurdum herhalde :)

Gwain  |  (0 puan) 21 Temmuz 2008 19:36

tesadufen olustugunu iddia etmez zaten darwin. cok uzun suren degisim ve adaptasyonlar sonucu organizmaların meydana geldigini savunur

marvo ging  |  (0 puan) 21 Temmuz 2008 20:57

hadi bakalım, başlıyoruz :)

evrim teorisiyle ilgili yanlış bildiğiniz en büyük konu, evrimin "tesadüfen" olduğudur.

evrim, ve gördüğünüz bunca şey, zaman içerisinde tesadüfen olmamıştır. çevreye uymak durumunda olan canlılar bu şekilde gelişmiştir. bu şekilde gelişenler çevreye uyum gösterip hayatta kalmayı başarırken, başka şekillerde evrimleşenler hayatta kalamayıp nesillerini devam ettirememişlerdir.

belki de bu noktayı yanlış anladığınız için evrim teorisini inandırıcı bulmuyorsunuz.

mükemmel yaratılış olsaydı canlılar varolduklarından beri hiç değişmezdi, değişmelerine gerek kalmazdı. genetik hastalıklar olmaz, canlılar herşeye kabil olurlardı.

zaman içinde insanın çene yapısının evrimleşip, etoburdan, hem etobur hem otobura (hepçil) doğru kaymasını, koparıcı dişlerinin küçülüp azı dişlerinin gelişmesini mükemmel yaratılışla açıklayamazsınız. ancak yaşadığımız ortama uyduğumuz, yani evrimleştiğimizle açıklayabilirsiniz.

bir mükemmel yaratılış konusu daha virüslerle olandır. örneğin grip virüsü aşılara karşı kendini geliştirir. bir sene aynı aşıyla durdurduğunuz virüsü ikinci sene durduramazsınız. eğer bu virüs için de mükemmel yaratılış olsaydı, ve, tabii ki, mükemmel olan bir şeyin gelişmesine, değişmesine gerek yoktur, bu virüs de hiçbir aşıdan etkilenmezdi.

blithe  |  (0 puan) 21 Temmuz 2008 21:03

@Ölmeden önce Ateislerin izlemesi gerektiği 10 videodan biri bence :D
ss.p

ne demek oluyor bu sen inandında ne oldu onu bir söyle o zaman?

icli kofte  |  (0 puan) 21 Temmuz 2008 21:56

ilk okul bilgileriyle konuşuyor bir takım insancıklar

icli kofte  |  (0 puan) 21 Temmuz 2008 22:00

@blithe, haklısın
ama anlamazlar ,ulama ne derse o doğrudur imam ne derse o doğru

icli kofte  |  (0 puan) 21 Temmuz 2008 22:06

@blithe
organizmaların çevre şartlarına göre geliştikleri ve değiştikleri tezi biraz mantıklı gelse bile, bazı anlamakta zorlandığım noktalar da yok değil. Örneğin bu canlılarda/organizmalarda en başta kulak yoktu ve bunlardan hiç biri "aaa bakın ses varmış hadi bir tarafımızdan kulak çıkaralım" diyecek değil diye düşünüyorum. Daha keskini şu: acaba hangi aşamadan sonra bu organizmalarda "ben" diyebilme yetisi oluşmuştur. Yada şöyle sorayım organizmayı "Ben" dedirtebilecek minimum konfigurasyon nedir. Hangi aşamaya gelince bu durum oluşur. Yanlış anlaşılmasın ben sadece bu gibi konuları anlamakta zorluk çekiyorum ve bunların Darwinin anlattığı şekliyle olduğuna kendimi ikna edemiyorum diyorum. Kimseye çatmak gibi bir niyetim yok:)

::kuzeyX
kuzeyx  |  (0 puan) 21 Temmuz 2008 22:31

@icli kofte ne alakası var konunun ulemanın, imamın her dediğine körü körüne inanmakla? isteyen darwinci olur isteyen ortada akıllı tasarım var ve bu tasarımı Allah yaptı der. ss.p darwin teorisine inanmıyor diye ulemanın, imamın her dediğine körü körüne doğru deyip inanmak durumunda mı? Kendine her söyleneni mantık süzgecinden geçirmeden kabul edecek ve körü körüne savunucusu olacak kadar boş bir insan mı? Böyle düşünmek tüm bildirgeç topluluğuna hakaret olur.

Tamam tartışalım ama biraz seviyeli olalım. Şimdi ben sana "demek darwin'e inanıyorsun senin 138 kusak önceki atan maymun gibi k.çı açıkta geziyordu şekil olarak evrim gerçekleşmiş ama zeka olarak aynı şeyi söyleyemem" desem güzel mi olur? madem darwin'e inanmıyorsun sen git körü körüne ulemaya imama inan demekle hiç bir sorun çözülmüyor. Maksat ortamı germek ise ondan kolayı yok...

öte yandan grip virisü aşıya karşı kendini geliştirdi diye veya hala ispatlanmamış olan insanın sözde çene yapısının gelişmesi ile darwin teorisini ispata kalkmak zorlama oluyor. Mükemmel bir sistem zaten değişime ihtiyaç duymaz demek kelime oyunu yapmaktan öteye gidemez. öte yandan sistem madem kendini ortama dapte ediyor hiç geçiş evresinde olan bir canlının fosilini göreniniz oldu mu? demek istediğim su içinde yaşayan bir yaratık karada yaşama adapte olana kadar uzunca bir süre geçmesi gerek ve bu uzunca süre içinde ara yaşam örneklerinin oluşması gerek bunların fosilleri bulundu mu bugüne kadar? eminim bu fosiller bu güne kadar bulunamamıştır veya kaydı yoktur ama kesinlikle doğa da vardır dimi:)

ChaOs rUleZ!!!
ordoabchao  |  (0 puan) 21 Temmuz 2008 22:49

@kuzeyx , ilk tek hücreli yada ilkel hücrelere bak
ilkel hücrelerde hücre etrafında çevreyi algılaya bilmek için dokunaçlar var bu dokunaçlar vasıtasıyla hem besinleri algılayabilir hem farklı bir hücre ile temasa geçtiğinde hücre arası iletişim sağlar bu yapı hücreler arası iletişim kısaca sinir sisteminin gelişmesi olur bu iki hücre arasında protein ile iletişim olur misal bende bu dna 'nın bir adet kopyasını oluşturuyorum rna oluyor rna trna sonra mrna donuşerek karşıda hücreye bir adet protein nasıl yapılacağı vs gönderilir karşı taraf bunu alıp decode ederek proteinini yapar ilk hücrelerde ve hücre içi organellerde iletişim bu şekilde ....

icli kofte  |  (0 puan) 21 Temmuz 2008 23:05

@ordaabcho,
öncelikle darwini nerenizle okudunuz bilmiyorum ama türlerin benzerliği farklı anlamışsınız bu maynun iskelet yapısı ile insanın iskelet yapısı aynı olması bu maymun bizim atamız olduğu iddaasını anlamına gelmez ki öyle de demiyor darwin dikkat türllerin benzerliği iki ayrı tür biribirine benziyor bunların ilk evresi bakınız burada görebilirsin bunlar bilinen insan geçiş evreleri oysaki daha yeni kalıntılar çıktı kaldı ki darwin maymun bizim atamız diye bir şey söylememiştir. lütfen darwini bir kez daha okuyalım .
Ve durduk yere inanmayanlara taş atmanın manası nedir ben gayet açık bir şekilde söylüyorum inanmıyorum teist olunca bir plaket bir şilt falan mı veriliyor... ulema ve imam konusunda haklıyım şu son zamanlarda sende görmüşsündür mutlaka ben her gün görüyorum imam böyle dedi böyle olacak imam şöyle dedi şöyle olacak diyen var hatta anadoluda parayla dua okuma sempozyumları oluyor gazetelerde bile yazdı durum bu kadar vahim .ben, sen inandın diye vede neden inanıyorsun diye, işte teistler şöyle vs böyle diye bir entry altına yazmıyorum ve bu soruları sormuyorum sen bu soruyu bana sorma hakkın yok mağdem biri var soracak o sorar "varsa ki" sana gerek yok sana hesabımı verecek değilim bu o insacık a cevabımdır .

icli kofte  |  (0 puan) 21 Temmuz 2008 23:24
hadi bakalım, başlıyoruz :)

evrim teorisiyle ilgili yanlış bildiğiniz en büyük konu, evrimin "tesadüfen" olduğudur.

evrim, ve gördüğünüz bunca şey, zaman içerisinde tesadüfen olmamıştır. çevreye uymak durumunda olan canlılar bu şekilde gelişmiştir. bu şekilde gelişenler çevreye uyum gösterip hayatta kalmayı başarırken, başka şekillerde evrimleşenler hayatta kalamayıp nesillerini devam ettirememişlerdir.

belki de bu noktayı yanlış anladığınız için evrim teorisini inandırıcı bulmuyorsunuz.

mükemmel yaratılış olsaydı canlılar varolduklarından beri hiç değişmezdi, değişmelerine gerek kalmazdı. genetik hastalıklar olmaz, canlılar herşeye kabil olurlardı.

zaman içinde insanın çene yapısının evrimleşip, etoburdan, hem etobur hem otobura (hepçil) doğru kaymasını, koparıcı dişlerinin küçülüp azı dişlerinin gelişmesini mükemmel yaratılışla açıklayamazsınız. ancak yaşadığımız ortama uyduğumuz, yani evrimleştiğimizle açıklayabilirsiniz.

bir mükemmel yaratılış konusu daha virüslerle olandır. örneğin grip virüsü aşılara karşı kendini geliştirir. bir sene aynı aşıyla durdurduğunuz virüsü ikinci sene durduramazsınız. eğer bu virüs için de mükemmel yaratılış olsaydı, ve, tabii ki, mükemmel olan bir şeyin gelişmesine, değişmesine gerek yoktur, bu virüs de hiçbir aşıdan etkilenmezdi.


Öncelikle adapte olma ile evrim kavramının anlamlarına bir sözlükden bakmanız dileğimle başlıyacam sözlerime.
darwin nin evrim diye Dünyaya gösterdiği o iskeletin kemiklerinin farklı farklı hayvanlardan alındığını bilim ortaya koymuşken, ne adına ve neyi savunmaktasın anlamış değilim
ne demek oluyor bu sen inandında ne oldu onu bir söyle o zaman?

İster ataist ol ister herhangi bir dine mensup ol, insanların inançlarına saygılı olmasını öğren!
Terbiyesizce ve kasıtlı olarak öyle argumanlar kullanıyorsunki , Müslümanlığı kullanan, sözde Müslüman olan kişileri örnek verip, düşüncelerini haklı gibi gösterme arayışındasın.

Lzerk  |  (0 puan) 21 Temmuz 2008 23:25
ilk tek hücreli yada ilkel hücrelere bak
ilkel hücrelerde hücre etrafında çevreyi algılaya bilmek için dokunaçlar var bu dokunaçlar vasıtasıyla hem besinleri algılayabilir hem farklı bir hücre ile temasa geçtiğinde hücre arası iletişim sağlar bu yapı hücreler arası iletişim kısaca sinir sisteminin gelişmesi olur bu iki hücre arasında protein ile iletişim olur misal bende bu dna 'nın bir adet kopyasını oluşturuyorum rna oluyor rna trna sonra mrna donuşerek karşıda hücreye bir adet protein nasıl yapılacağı vs gönderilir karşı taraf bunu alıp decode ederek proteinini yapar ilk hücrelerde ve hücre içi organellerde iletişim bu şekilde ....

Meslek ne merak ettim doğrusu??
ilk okul bilgileriyle konuşuyor bir takım insancıklar

Kendi yazdığını bi oku istersen, gerci bu bilgiler liseye dayanıyo ama...
Bildirgec gibi bilgi alışverişinin olduğu bir sitede, bu kadar bilgisiz kalmakta bi beceri olsa gerek.
Lzerk  |  (0 puan) 21 Temmuz 2008 23:43
organizmaların çevre şartlarına göre geliştikleri ve değiştikleri tezi biraz mantıklı gelse bile, bazı anlamakta zorlandığım noktalar da yok değil. Örneğin bu canlılarda/organizmalarda en başta kulak yoktu ve bunlardan hiç biri "aaa bakın ses varmış hadi bir tarafımızdan kulak çıkaralım" diyecek değil diye düşünüyorum. Daha keskini şu: acaba hangi aşamadan sonra bu organizmalarda "ben" diyebilme yetisi oluşmuştur. Yada şöyle sorayım organizmayı "Ben" dedirtebilecek minimum konfigurasyon nedir. Hangi aşamaya gelince bu durum oluşur. Yanlış anlaşılmasın ben sadece bu gibi konuları anlamakta zorluk çekiyorum ve bunların Darwinin anlattığı şekliyle olduğuna kendimi ikna edemiyorum diyorum. Kimseye çatmak gibi bir niyetim yok:)
kuzeyX.

kesinlikle katılıyorum. misal kuşların sürüngenlerden evrimleştiğini söylüyorlar. iyide kardeşim yerde sürünen bi hayvanat uçma fikrini nasıl düşündü? nasıl uçacağını, uçmak için nelere ihtiyacı olduğunu nasıl düşündü? hadi bunların hepsinin olduğunu kabul edeyim. peki bunlardan sonra kanatlarını nasıl geliştirdi? hayır ben de bayadır düşünüyorum, üstelik uçmak için gerekli temel bilgilere sahibim ve uçmak için ne gibi organlara ihtiyacım olduğunu da biliyorum. öyleyse niye kanadım kuyruğum tüyüm çıkmıyo? yoksa tüm bu bilgileri torunlarıma filan bi şekilde aktarmalı mıyım ki 1 milyon yıl sonra onlar evrimleşsinler? yanlış anlaşılmasın ben tıpkı kuzeyx gibi sadece bu gibi konuları anlamakta zorluk çekiyorum ve bunların darwinin anlattığı şekliyle olduğuna kendimi ikna edemiyorum diyorum. bilen birileri açıklayabilir mi?

fireelf  |  (0 puan) 22 Temmuz 2008 00:01

ahhaha @icli kofte...eh be birader bunca zamandır kendine n kdr işkence yapmışssın da bazı konularda kinini nefretini hırçınlığını insanlara dengesiz sekilde kusuyorusun...

ne demek oluyor bu sen inandında ne oldu onu bir söyle o zaman?

...çocukca - cvp vermeye gerek görmüyorum

Ölmeden önce Ateistlerin izlemesi gerektiği 10 videodan biri bence :D

Bu cümleden benim ulema yolunda ne derse he dediğimi nasıl çıkarttın be helal olsun koçum sana :D :D :D
ama anlamazlar ,ulama ne derse o doğrudur imam ne derse o doğru

...çocukca 2
Ve durduk yere inanmayanlara taş atmanın manası nedir ben gayet açık bir şekilde söylüyorum inanmıyorum teist olunca bir plaket bir şilt falan mı veriliyor... ulema ve imam konusunda haklıyım (?)şu son zamanlarda sende görmüşsündür mutlaka ben her gün görüyorum imam böyle dedi böyle olacak imam şöyle dedi şöyle olacak diyen var hatta anadoluda parayla dua okuma sempozyumları oluyor gazetelerde bile yazdı durum bu kadar vahim.

Sen bu imamları nerde gördün çok merak ettim anlaşılan dini açıdan zayıf birisin > Cami+Kilise+Sinagog a tedbil-i kıyafet mi gidiyorsun? ahahahah

Bak birader ben dini inanış olarak Hz.Adem (A.S) den Hz.Musa ya ondan Hz Muhammed (S.A.V) e kadar bildiğimiz üzere kutsal dinlere (değiştirilmemiş-orjinalliği bozulmamış kısımlarına) inanırım. 3 büyük kitabı da okuyorum ve senin hiç de tahmin edemeceğin kadar n sağcı n solcu n ümmetçi sadece Atatürkçü müslüman bir Türküm (ehhaha birde bu cümlenin üzerine kapışın hadi)

Evrimdir devrimdir zarttur zurttur umrumda değil bu birrr
2.cisi gerçekten çocuk gibisin. Her milleten,mezhepten vs. insan birbiriyle dalga geçer şaka yapar. Ufacık bi şaka be olm. Ümmetçilere n kdr zehirin varsa dayanamaış kusmuşssun.Büyümen gerek koçum.

Evrim mi m.yaradılış mi konusuna gelince...Size iyi kapışmalar. Ama diyeceğim tekşey
Hangi insanın zekası,kurduğu inanış-düşünce sistemi ebediyete kadar var olacak kadar sağlam ve yeterlidir.

@ Lzerk

Bildirgec gibi bilgi alışverişinin olduğu bir sitede, bu kadar bilgisiz kalmakta bi beceri olsa gerek.

+1 haha koptum >

Son olarak...İçliiii hadi bağır bakalım bana BAĞIR BAĞIR tüm gücünle !
:D :D :D :D
Hadi geçmiş ola

ss.p  |  (0 puan) 22 Temmuz 2008 01:13

@icli kofte

ben "communication" nasıldı demiyorum zaten. benim söylediğim şu: tek hücreli organizmalarda bile olan default organlar hariç(senin anlattığın üretim/iletişim şekilleri, bunları sağlayan hücre elemanları gibi) diğer organların nasıl ouştuğu. Örneğim çok basit: "ses". Yani ilk hücrede herşeyin çok ilkel bir hali vardı(yani görmeden bir miktar, duymadan bir miktar, hissetmekten bir miktar) bunlarda önemli olanlar gelişti diğerleri köreldi diyorsan o zaman evrim değil sadece lamarkın teoremini söylemiş oluyorsun "kullanılan organlar gelişir, kullanılmayanlar körelir". Ama bu yine de bu kadar komplike bir tek hücrelinin nasıl varolduğu sorunu sordurur diyorum ben.

::kuzeyX
kuzeyx  |  (0 puan) 22 Temmuz 2008 01:15

Bu çağda, bilim bukadar ilerlemişken, artık herşey bilimsel olarak kabul edilmişken hala neden diretirsiniz bilmem. insanoğlunu bir kenara bırakalım ve doğaya bakalım. yazın bol sulu meyvalar, sıcaklığın insan üstündeki etkilerini minimuma indiren sebzeler vs. yetişir. Kışın ona göre bol vitaminli, insanı soğuğa karşı koruyacak türde meyve, sebze vs. yetişir. Bu durumda doğa evrim geçirip hangi mevsimde insanın nelere ihtiyacı olduğunu bi şekilde anlayıp ona göremi meyve, sebze vs yetiştiriyor. Taşın, toprağın, ağacın, güneşin beynimi var? iradelerimi varki ihtiyaçlarımızı bilip ona göre ürün veriyorlar. Lütfen biraz mantıklı olalım, hala ilk insan oğlunun hz. Adem olduğuna inanmıyormusunuz ? okadar peygamber gelmiş geçmiş, o kadar sahabe gelmiş geçmiş, o kadar 100 yılın görevlileri gelip geçiyor, o kadar kitap indirilmiş bunların uydurma, hayali, kafadan atma şeyler olduğunu söyleye bilirmisiniz? bu kadar gözümüz kapalı, bu kadar inatçı olmayalım lütfen. allah'ın var olduğunu anlamak için kendi vücudumuz yeterde artar bile, doğa yeterde artar bile, şimdi bu yukarıda yazdığım şeyleri okuyupta hala ben şimdi buna bi cevap yazimde görsün diyen bir çok arkadaşım vardır ki çok yazık demekten başka bir çarem yok. Ama bir ricam olacak lütfen şu sorunun cevabıyla başla ne yazacaksan, dinin emrettiği ama insan oğlu için zararlı olan tek bir şey varmıdır ? varsa buyur yaz yoksa iman et, iman etmek gerilik değildir, bilmi hiçe almak asla değildir, gerilik olsa bilim neredeyse gidip alın denmezdi !, bilmi hiçe saymak olsa ilgili okullarda olimpiyat biricilikleri alınmazdı....

okur  |  (0 puan) 22 Temmuz 2008 08:49

@kuzeyx, o komplike hücrenin oluşumunda en temel nokta madde konuyu evrim teorisinden değil madde ve anti madden den bahsetmek lazım... istiyorsan kaynaklar eşliğinde anlatırım özelden...

icli kofte  |  (0 puan) 22 Temmuz 2008 09:14

@Lzerk basite indirgeyip anlattım biraz ders dinleseydin lisede sende öğrenirdin bakardın merak ederdin ki bakmamışsın kopya çekmişsin bu bilgiler lise bilgisi değildir bunlar bir araştırmadır sen anlayasın diye basit bir dille anlattım istiyorsan hücre tüm özelliklerini hangi organelleri ne işe yarıyor yazarım ama sen merak edipte baktın mı hücreye yada mikroskopla ve elektron mikroskobuyla bir şey inceledin mi? hayatında kaçkere deney yaptın .

---
mesleğin kontrol sistemleri teknolojisi teknikeriyim + bilgi işlem sorumlusu

icli kofte  |  (0 puan) 22 Temmuz 2008 09:26
hank haklıdır, çünkü liste öyle diyor ve liste doğrudur, çünkü onu hank yazdırdı. ve hank'in yazdırdığını biliyoruz, çünkü liste öyle diyor. hank haklıdır, çünkü hank haklıdır.

tamamı

herkes kendi beyninin akım şiddeti ölçüsünde aydınlanır.
absconder  |  (0 puan) 22 Temmuz 2008 09:50

@ordoabchao geçiş evresinde olan bir canlının fosilini buradan görebilirsin.
Arkadaşlar evrim de, akıllı tasarım da henüz inanç aşamasında olan iki görüş. Kim kime neyi ispatlamaya çalışıyor. İnancı ispatlayabilir misiniz? Bırakın isteyen istediğine inansın. (En azından evrim bir teori olmaktan çıkana kadar, ondan sonrası zaten dünyanın yuvarlak olduğunu birilerine inandırmaya döner.)

.
reoxy  |  (0 puan) 22 Temmuz 2008 09:59

@reoxy dediğinde haklısın isteyen istediğine inanabilir ama bu inanca saygılı olmamız da gerekli sen git imama ulemaya inan türünden aşağılama cümleleri de kurmamak lazım, Tiktaalik balğına gelince henüz ispatlanamamış bir iddia bu u canlının karada yaşadığına dair bir kanıt yok kimsenin elinde.

ChaOs rUleZ!!!
ordoabchao  |  (0 puan) 22 Temmuz 2008 13:00
basite indirgeyip anlattım biraz ders dinleseydin lisede sende öğrenirdin bakardın merak ederdin ki bakmamışsın kopya çekmişsin bu bilgiler lise bilgisi değildir bunlar bir araştırmadır sen anlayasın diye basit bir dille anlattım istiyorsan hücre tüm özelliklerini hangi organelleri ne işe yarıyor yazarım ama sen merak edipte baktın mı hücreye yada mikroskopla ve elektron mikroskobuyla bir şey inceledin mi? hayatında kaçkere deney yaptın .

---
mesleğin kontrol sistemleri teknolojisi teknikeriyim + bilgi işlem sorumlusu


Keşke detaya girebilseydin basit yazmasaydın, detaya giremezsin, çünkü hem bilgin yetmez, hemde savunduğun iddalar çürür. Senin kopya çekmişin dediğin bilgiler konusunda öğrenim görmekteyim. Lise2 deyken Tübitak'ın düzenlediği "Enerji tasarrufu" konulu yarışmada Türkiye ikinciliğim (ısı perdesi projesi), Lise1 deyken, Balkan Ekoloji olimpiyatlarında Balkan üçüncülüğüm (Muz bitkisi atıklarından organik gübre üretimi) var, sen ne mikroskopu ne deneyinden bahsediyorsun?
Senin araştırma dediğin google'dan arama yapıp, kopyala yapıştırmı?
...???

Lzerk  |  (0 puan) 22 Temmuz 2008 13:36

ben 2 trilyon biliyordum 10 trilyon hücre biraz fazla gibi gelmişti. ..
İnternete bakayım dedim ilk çıkan sitelerde 50 100 trilyon diyo
Hücre sayısı muallak bir olay demekki kimse oturup saymamış farazi rakamlar hep

atabek  |  (0 puan) 22 Temmuz 2008 17:42

İnandıklarınızı, başkalarına zorla benimsetmeye çalışmanın gereği yok, bunun adı zorbalık olur.
Her insan bilgisi dahilinde bir şeylere inanır, tercih onundur, saygı duymaktan başka bir şey yapamazsınız. Tartışmalarda seviyeyi bozmak, bir çoğumuzun alışa geldiği bir yöntem olsa da, bunun yanlış olduğunu bilmek gerek.

Din ile ilim arasında keskin bir fark vardır; birincisinde değişkenler yoktur, tâbi olduğunuz andan itibaren öğrenmekle mükellef olursunuz. Dinde bilinmeyeni araştırmak yoktur, bilmediğini öğrenirsin (o bilgi zaten vardır, sen bilmiyorsundur) bir kitabı vardır, okursun öğrenirsin.

İkincisinde ise bilinmeyeni araştırmak vardır. Ortada bir kitap olsa da, bu kitap mutlak değil muğlaktır, her an yeni bir buluş ile değişebilir.

Nereye varmak istediğinle alakalıdır herşey. Bir yaratıcıya inanmak istersen hücreye başka bakarsın, Darwin'e inanmak istersen başka.

Benim merakım ise herkesin bildiği bir soruya benzer; "tavuk mu yumurtadan yumurta mı tavuktan"

En başa dönersek; o, ilk tek hücreliler nasıl var oldu?

Henüz fizikte yada kimyada bir hiçlikten, varlığa varım görmedim. (benim haberim olmayabilir, bilgi veren olursa sevinirim) Yani 1 mol "Hiçlikten" 0,5 mol "herhangi birşey" üreteni duyamadım. Yada "birden bire önümde bir obje belirdi ve biz buna daha sonra Ağaç dedik" gibi bir biyoloji teoremi yok. Sürekli araştırıyorsun, elbet bir yerde sonlanacaktır bu arama ama henüz yolun başında bile değiliz.

Buna açıklama getirmeye çalışanın ardına sopayla düşmeye gerek yok.
Benim açıklamam belli; "allah, yüce güç vs." diyene de bağnaz demeye gerek yok.

Drol
drol  |  (0 puan) 22 Temmuz 2008 19:44
"Vücudunuzu daha önce böyle görmemiştiniz"
29 yorum (ben okurken)

ilginç dedim, insanlar neyi tartışıyordur ki acaba?

bakiyyebemolu  |  (0 puan) 22 Temmuz 2008 21:36

@kuzeyx: "ses" dediğimiz fenomen havadaki titreşimlerden ibarettir. biz havadaki bazı titreşimleri "kulak" organımız sayesinde "ses" olarak algılarız. örneğin bir mikrofon bu titreşimleri elektriksel değişiklik olarak algılar (biz de aslında böyle algılıyoruz ama o kısma girmeyelim şimdilik).

sorduğunuz sorunun cevabı budur: canlılar etraflarında oluşan titreşimleri algılamak için bir duyarga geliştirmişlerdir. bunun adı kiminde kulak, kiminde anten olabilir. ne olursa olsun, titreşimler canlıları, ister tek hücreli olsun, ister çok hücreli, bir şekilde etkiler. bir süre sonra bu titreşimleri ayırt edecek kadar bir duyarga geliştirmeniz işten bile değil.

blithe  |  (0 puan) 23 Temmuz 2008 15:29

icli kofte

saçmalamış diğer arkadaşlarda saçmalamalarıyla uğraşmış.. tamam içli köfte herşey kendiliğinden oluştu tamam darwin haklı tamam köftede kendiliğinden oluştu önce etti evrim geçirdi :)

dikkat ettin mi bende sana doğru saçmaladım yani yaptığın bu kadar evrim teorisi denen meret hiç bir kanıtı olmamakla beraber fikirlerde allah'ı yok etmenin sığınılası durumu..

insan tani merkezi
mkd  |  (0 puan) 23 Temmuz 2008 16:08

Bir zamanlar bir bilgisayar programcisi varmis. Bir isletim sistemi yapmis ve bu isletim sistemi icinde milyarlarca turde farkli ve her bir tur icinde

birbirine benzer milyarlarca yazilim yapmis ve bu yazilimlara yapay zeka eklemis. Yazilimlar dusunebiliyormus. Isletim sisteminin icinde oradan buraya gidip

duruyorlarmis. Tabi bu isletim sistemininde bazi kurallari vardir. Bu kurallari programci koymus. Ayrica programci, bu programlari yazmis fakat bunun

karsiliginda yazilimlardan kendi soyleyeceklerine uymalarini istiyormus. Yazilimlara, kendilerini kimin yazdigini anlatmak, neleri yapmalari gerektigini

anlatan bir help dosyasini, bu yazilimlarin arasindan sectigi birisine teslim etmis. Bu yazilim, diger yazilimlara, "Bakin, bizi yazan programci bize bu help

dosyasini gonderdi." demis. Bu help dosyasinda yazanlara inananlarda olmus, inanmayanlarda. Gel zaman git zaman, bu inanmayanlar, ya biz ilk basta nasil

olduk acaba falan demeye baslamislar. Bir tanesi cikmis demiski: "ilk basta 'mov' komutu vardi. Sonra bu 'mov' komutu, ya kardesim bu is boyle olmayacak,

ilerde interruptlar, procedure'ler, fonksiyonlar cikar. Benim bunlari cagirabilmem lazim. En iyisi ben yanima 'call' arkadasimi alayim demis. Zaman gectikce

bu da yetmemis, yanina 'jmp', 'lea', 'ja', 'jge' gibi farkli farkli alanlar olmus. Ve sonunda degise degise biz bu hale geldik." demis. Fakat soyle bir sorun

varmis. Fakat demiski bazi yazilim, diger yazilimlari debug ettiklerine bakiyorlarmis ki, dusunebilmek icin, mov, lea, call, jmp gibi komutlarin, milyarca

tanesinin bir araya gelmesi, ayrica belirli kurallar cercevesinde siralanmasi, ayrica hangi deger geldiginde nasil cevap vermesi gerektigini, hangi degerler

arasina tepki vermesi gerektigini bilmesi gerekiyormus. Bunu goren, inanmayan yazilimlarin bir cogu bu durumu dusunmusler ve dogru soyluyorlar. Bak zaten bas

yazilimin bize gosterdigi Help dosyasinda da bunlar yaziyordu demis. Zamaninda help dosyasinda yazanlara inansaydik simdi daha gelismis yazilimlar olurduk

demisler ve inanmaya baslamislar. Ayrica demisler ki, dusunmek icin bu kadar karmasik yapilar birlesmesi gerekiyorsa, yanliz basina bir mov komutu ne yapmasi

gerektigini nereden bilebilir, ileride interruptlarin, procedure'lerin, fonksiyonlari cikacagini bilip te bunlara uymasi gerekebilecegini nereen bilebilir ki

zaten demisler. Digerleri ise bir programcinin olmadigina inanmaya devam etmisler. Fakat onlarin bilmedikleri birsey daha varmis. Programci, gonderdigi help

dosyasinda yazilanlarda oldugu gibi, kendine inanlari isletim sistemi coktukten sonra update ile odullendirecekmis. Inanmayan yazilimlari ise cop kutusuna

gonderecekmis.

[www.voiphone.at]
Tolga Cakiroglu  |  (0 puan) 23 Temmuz 2008 17:36

@blithe
haklisin arkadasim. hersey bu sekilde olusmus!
ses nedir bilmeyen canlilar birden kazara sesi hissedip "kulak" olusturmuslar bir taraflarinda ustelik bu organ icin gerekli bilmem kac cesit farkli hucreleri ayri ari tasarlayarak...

etrafta benden baska birileri daha var hissediyorum, hatta bazen carpiyorum bile demisler ve daha sonra bunu nasil daha modern bir sekilde tespit edebilirim diye dusunmusler ve "goz" adiyla bilinen organi icat edip vusudun en yukari kismina koymuslarki herseye hakim bir aci yakalayabilsinler. aslinda onceleri goz ayak altinda icat edilmis ancak basmislarki ayak altinda goz olusturan canlilar surekli avlaniyorlar kurda kusa yem oluyorlar o zaman jeton dusmus. oturmuslar bunu nasil daha iyi yapabiliriz diye dusunmusler, dusunmusler gunlerce tartismislar ve aralarinda en akilli olan terliksi hayvanin 3213.dereceden torunu olan cizmemsi hayvani cozumu yapistirmis butun alemin suratina:
- goz her canli turunun manzaraya hakim en yuksek yerlerinde olmali ve korunakli olmali
- onune kendi kendini koruyabilmesi icin bir kapak takilmali
- bu goz kapagi uzerinde vucuttaki diger killardan cok farkli olarak dik durabilen bir kil turu icat edilmeli ve kapagin uc kisimlarina eklenmeli,
- arkalarda bir yerde gozyasi pinarlari kurulmali ve buradan getirilecek su ile surekli yikanmali,
- iste ne bileyim ortamdaki isigin siddetine gore acilip kapanabilecek bir goz bebegi eklenmeli...
- ...

bu liste oyle uzar gider iste....
belki bu kadar teknolojik yeniligin hepsinin "cizmemsi hayvan" tarafindan yapilamayacagini, bir kisminin cok daha sonraki kusaklar tarafindan terkilksinin 45345345.derecen torunu olan "spor ayakkabimsi hayvan" tarafindan yapildigini iddia edenler mutlaka cikacaktir ama ben bu yazdiklarima gulmeyi tercih ediyorum inanmak yerine...

::kuzeyX

::kuzeyX
kuzeyx  |  (0 puan) 24 Temmuz 2008 00:26

Tolga Cakiroglu süper bir anlatım şekli artık bunuda anlamazlarsa diyecek birşey yok darwin teorisini çökerttin :)

kuzeyx :)

insan tani merkezi
mkd  |  (0 puan) 24 Temmuz 2008 01:35

Her ne kadar, Sn. Çakıroğlu güzel bir örnekleme ile açıklamış olsa da, yine de anlamak istemeyenler için yapılacak bir şey yoktur.

Halen daha, "peki tamam, o yazılımcı nasıl oldu peki?" diye soranlar olacaktır. 3 boyutlu dünya üzerindeki kurallara tabi olan insanlar bilmedikleri boyutları anlamladırmak için yine kendi dünyalarından formülleri kullandıklarında sorun çıkıyor ortaya.

Adam soruyor, "madem Allah herşeyi yapabilir, o zaman kendinin kaldıramayacağı bir taş yapabilir mi?" şimdi bu soru bir paradokstur, ama 3 boyutlu dünya da. Ayrıca siz bir sonuçtan soru üretirseniz böyle olur. Amac "her seyi yapabilen" kavramını çürütmekse soru budur.

Ayrıca dinlere işletim sistemleri olarakta yaklaşabilirsiniz. v1,v2,v3 ve v4 İslam. Tek sorun, söylenen o ki, bundan sonra bir versiyon yada service pack gelmeyeceği.

Drol
drol  |  (0 puan) 24 Temmuz 2008 15:22

Şimdi, mantıklı ve seviyeli bir tartışma yürütmek istiyorsanız, delillerimizle, düşüncelerimizle, yürütebiliriz. fakat dalga geçip, fikrinizin yanlış olabileceğini düşünmeden, dolayısıyla karşınızdakinin dediklerini analiz edip ona göre cevaplar vermeden tartışmayı sürdürmenin bir manası yok.

ilk adımı atayım.

öncelikle, geçiş fosilleriyle ilgili daha önce verilmiş linke bakabilirsiniz, bu konu yarım kaldığı için gündeme getirmek ve kapatmak iyi olur. ayrıca size de evrim konusunda iyi bir örnek olacağını düşünüyorum:

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=183848

haberde tam olarak anlayamadığınız noktalar varsa yardımcı olabilirim.

ya da örneğin, sürüngenden memeliye geçişte önemli bir mihenk taşı olan platipus hakkında bir haberi http://news.nationalgeographic.com/news/2008/05/080507-platypus.html adresinde okuyabilirsiniz. platipuslar memelidir, ama doğurmak yerine yumurtlarlar.

kendi konumuza geri dönelim:

@kuzeyx:

biraz daha net açıklamaya çalışayım: canlılar bunları "düşünerek" geliştirmezler. doğal seleksiyon sunucu bu tarz özellikler gelişir. örneğin, senin de bahsettiğin gibi, gözleri ayağının altında, ya da kıçında olan canlılar yaşamlarını devam ettiremez, av olurlar. fakat gözleri başında olan canlıların hayatta kalma şansı daha yüksektir, çünkü etraflarını daha iyi anlayabilirler.

doğal seleksiyon, doğanın işleyişine uygun olan canlıların "seçilmesi", soylarını devam ettirebilmesi, uygun olmayanların yok olmasıdır.

kulak ya da göz çok karmaşık bir yapı elbette, küçük duyargaların nasıl oluştuğunu anlamak daha kolay. çünkü bu tarz karmaşık algılayıcılar, daha ilkel olanların gelişmiş halleridir.

örneğin titreşime duyarlı alıcılar canlılarda nasıl ortaya çıkmıştır, bakalım: bazı hücrelerin, hücre içinden kaynaklanan ve hücre duvarı dışına da taşan uzantıları, örneğin glikoprotein zincirleri olur (biyoloji bilgim çok derin değil, yanlışım olursa bağışlayın). gelen titreşimler bu uzantıları etkileyecek, "titreştirecek"tir. titreşimler hücre içinde elektriksel değişiklikler yaratırlar, ve belli başlı (potasyum / sodyum) çözelti değişiklikleri meydana gelir. aslında insan kulağında da bu "uzantıları olan" reseptörler bolca vardır ve böyle işler. yalnız, kulağın durumunda, bu elektriksel sinyaller beyne yollanır ve beyinde işlenir. basit bir çok hücreli canlıda ise böyle bir algılayıcının yarattığı elektriksel değişiklikler doğal olarak canlının yaşayışını / hareketini etkiler.

genetik çeşitlilik sonucu, birden çok algılayıcısı olan canlılar daha çok hayatta kalabilmişlerdir, çünkü etraflarından daha çok haberdardırlar. ayrıca canlıların bu tarz duyu organlarına ihtiyacı oldukça bu organlar da gelişmiştir. bizim kulağımızın gelişme süreci de budur, daha iyi duyabilmek için algılayıcıların sayısı artmış, ve daha da iyi duyabilmek için dış kulağın şekli, kıvrımları oluşmuştur.

--------

@drol

bahsettiğin paradoksun "inananlara göre" cevabını vermemişsin, bir cevabı varsa alabilir miyiz? bir cevabı olmak zorunda değil mi, eğer sadece 3 boyutlu dünyada bir paradokssa ve onun dışında paradoks değil bir çözümü varsa.

burada bahsedilmesi gereken bir nokta, bundan yüz yıl önce bilimadamlarının çoğunun sizler gibi "yaratılışçı" olduğudur, ki bu adamlar fizik, termodinamik, biyoloji gibi konularda uzman, pek çok araştırma yapan insanlardır. fakat farkları bilimadamı olmaları, dogmalara bağlı kalmamaları ve bilimsel gelişmelere ayak uydurabilmeleridir. şu anda dünya üzerindeki bilimadamlarının büyük çoğunluğunun evrimi kabul ettiğini, kendi araştırmalarıyla doğruluğunun örtüştüğünü gördüklerini göz önünde bulundurursak, evrimin ne kadar önemli bir bilimsel olgu, ve hatta gerçek olduğunu anlayabiliriz.

lafın özü: fizikle, paleontolojiyle, biyolojiyle ilgili, bu konunun profesörleri bile evrimi kabul ederken, bizim gibi bu konuda daha bilgisiz insanların evrimi yok sayması komik, çünkü bu profesörlerin evrimi çökertebilecek binlerce koz var ellerinde. "evrim fiziğin şu kanununa aykırıdır" diyebilirler örneğin. ya da "tek hücrelilerde evrimin iddia ettiği şu olaylar olmaz". fakat, gördüğümüz o ki, bu insanların araştırmaları, bulguları, evrimi doğruluyor.

dolayısıyla bizden tonla daha çok şey bilen insanlar konu üzerinde hemfikirken, ufak bilgilerimizle bizim konuya karşı çıkmamız anlamsız.

ancak biz de okuyarak, araştırarak, şüphelerimizi giderme yoluna gidersek doğruya ve gerçeğe ulaşabiliriz. okumadan, araştırmadan bir fikri yorumlamak mümkün değildir.

blithe  |  (0 puan) 25 Temmuz 2008 13:49

bu konulara akıl sır erdirmek zor ama herşey kendi başına oldu gelişti demek de biraz abes kaçıyor.

Okuduğum bir kitaptan alıntı gibi olacak ama, orada söylenen şu idi. Güneşten büyük bir ateş topu kopacak. sonra bu ateş topu belli bir mesafede duracak. sonra öyle bir açı ile yan yatıcak ki, bu sayede mevsimler meydana gelecek. Dünya öyle bir yerde güneş yörüngesine oturacak ki, insanın yaşaması için daha ideal bir mesafe söz konusu olamaz. Ay konusuna girmiyorum bile.

Ve öyle bir dünya ki, milyar yıl önceki dünya ile şimdiki dünyayı bir teraziye koysan dengede gelir. ama baktığında milyar yıl önce cansız görünen bir gezegen üzerinde şu anda cansız bir yüzey bulunmamaktadır.

Bir dine mensup olmak ya da olmamak, inanmak ya da inanmak bu gerçekleri algılamaya yetmez.

Nihayetinde bir yaratıcının olduğu kesindir. Ama dünyadaki yaşamı başlatan unsurları oluşturan kimdir bu tartışmaya açık bir konudur. Bu evrenin tüm gerçeklerini algılayacak kadar duyularımızın henüz gelişmediği bir gerçektir.

poseidon26  |  (0 puan) 25 Temmuz 2008 21:40

@blithe
sana pes diyorum. biz ve bizim gibiler dogmacı isek sen dogmacısın hem de inatçısın. gerçekleri görmek yerine kendi aklini kullanmak yerine belli amaçları olan bir kaç tane bilim adamının bir kaç tane fosiline bakarak, onlara inanarak -ki bu delillerden bazılarının lablarda uydurulduğu ortaya çıkmıştı- illada böyle olmuştur diyorsun.
az bişey etrafına baksana dikkatlice. bu kadar şey kazara olmuş demek ne kadar mantıklı???

yukarıda bir arkadaş yazmıştı sanırım ben hatırlatayım: biz evrene bakıp akıl yürüterek en azından kendi aklımızı kullanıyoruz. sen bizi dogmacılıkla suçluyorsun ama kendin bundan bilmem kaç milyon/milyar yıl önce var olan bir atmosfer koşullarını simule ettiğini söyleyen bir adam sırf inanmak istediğin için -içinde bir sürü soru olmasına rağmen hiçbirini sormadan- inanıyorsun. sence hangisi daha akıllıca...

::kuzeyX
kuzeyx  |  (0 puan) 26 Temmuz 2008 00:19

@kuzeyx:

bahsettiğim konularda ortaya koyacağın delil ya da ileri süreceğin argümanlar yok mu da kişisel olarak bana saldırıyorsun?

evrene bakıp akıl yürütüyor musunuz gerçekten? anlamaya çalışıyor musunuz? daha çok sadece kabul ediyorsunuz gibi.

size canlılardaki bir titreşim algılayıcısının nasıl çalıştığını anlattım. bu benim akıl yürüterek ve gözlemleyerek, benden önce bu konuda araştırma yapmış bilim adamlarının çalışmalarına dayanarak söylediğim bir şeydi.

bir kaç tane dediğiniz bilim adamlarının sayısı milyonlar.

eğer gerçekten mantıklı bir tartışma yürütmek istiyorsanız devam edebiliriz, elimizdeki kanıtlarla ve bulgularla. benim öne sürdüğüm şeyleri yalanlayabiliyorsanız, ya da yanlış olduğunu gösterebiliyorsanız buyrun. yoksa kişisel saldırılara gerek yok.

blithe  |  (0 puan) 26 Temmuz 2008 17:17

bu arada hala "doğal seleksiyon"u "kazara" olarak tanımlamanız gözümden kaçmadı. eğer doğal seleksiyon konusunu tam olarak anlayamadıysanız daha detaylı yazabilir, açıklayabilirim.

ama hayır, bugüne kadar gerçekleşmiş bunca şeyin kazara olduğunu söylemek saçma. buna ben dahil, hiç kimse kazara diyemez. çok belli mekanizmalar ve süreçler sonucu oluşmuş şeyleriz.

ceninlerde nefes sistemleri ilk şekillenmeye başladığında solungaç yapısının olduğunu ve bu yapının cenin geliştikçe yerini buruna bıraktığını biliyor muydunuz?

blithe  |  (0 puan) 26 Temmuz 2008 17:20

@blithe
ayni dili konusmadigimiz kesin.
senin "doğal seleksiyon" dediğine ben özellikle "kazara" diyorum çünkü sen anlayamasan da aslında söylediklerin bu anlama geliyor. Bu arada senin lise seviye biyoloji derslerine ihtiyacım yok, bu kadaranı herkes biliyor. Üstelik Türkiyenin ilk genetik mühendisliği bölümünde biyoloji dersi de almışlığım var. Anlayacağın senin "titreşim algılayıcısı" gibi kavhehanede anlatılan biyoloji derslerine karnım tok. Ben toplarlıyorum artık: her zamanki gibi kişi ne görmek isterse onu görüyor... Ben bu kadar şeyin "kazara" olmadığına -ki sen natural selection" diyorsun buna- ben inanmıyorum. Ama eminim senin ruhun nasıl oluştuğuna, galaksilerin, güneşlerin, gezegenlerin nasıl oluştuğuna dair çok ama çok bilimsel açıklamaların vardır. Ama ben almayım nolur...

::kuzeyX
kuzeyx  |  (0 puan) 26 Temmuz 2008 21:46

:) bu düşünceleriniz dolayısıyla o genetik mühendisliği bölümünde biyoloji dersini aldığınız hoca sizden utanıyordur eminimki :)

seviyenizi koruyamamanız gerçekten ilginç. bu kadarını herkes biliyor diyorsunuz. fakat benim bunları yazmamın sebebi sizin en başta

organizmaların çevre şartlarına göre geliştikleri ve değiştikleri tezi biraz mantıklı gelse bile, bazı anlamakta zorlandığım noktalar da yok değil. Örneğin bu canlılarda/organizmalarda en başta kulak yoktu ve bunlardan hiç biri "aaa bakın ses varmış hadi bir tarafımızdan kulak çıkaralım" diyecek değil diye düşünüyorum.

yazmış olmanız. anlamakta zorlandığınız yerleri açıklamaya çalışıyorum. dilerseniz hücre içinde oluşan tepkimeler ve elektrik potansiyellerindeki değişimler üzerine daha detaylı konuşabilirim, bir elektronik mühendisi olarak biyomedikal, alanımın bir bölümü.

sonuç olarak, eğer bu kadarını siz de biliyorsanız, bundan sonrasını tahmin etmek zor mu?

eğer bir hücre, dışarıda gelişen bir uyarıcıyı (stimulus) bu şekilde algılayabiliyorsa, milyonlarca yıl boyunca bunu geliştirmesi zor mu? ya da gen havuzundaki farklılıklar dolayısıyla meydana gelmiş ve bu stimuliyi daha iyi algılayabilen canlıların türlerini devam ettirmesinin diğerlerine göre daha kolay olduğu aşikar değil mi?

eğer yaratılış sözkonusu olsaydı bundan bir milyar yıl önce de insan olmaz mıydı? neden ilk insanlar bir kaç on milyon yıla dayanıyor?

neden bu medeniyet gelişmek için 4.5 milyar yıl beklemiş? daha 3.000 sene evvel mağaralarda yaşıyordu insanoğlu (özellikle avrupalılar).

eğer 3000 senede bu kadar geliştirebiliyorsak beyinlerimizi, neden daha önce bunu yapmadık? milyonlarca yıl neden bekledik?

sorduğum sorulara yanıt vermekten kaçınıyorsunuz, bu tartışmayı kabul etmediğinizi ve aslen tartışmadan kaçtığınızı gösterir. yaptığınız tek şey söylediklerim üzerine kişisel saldırılar geliştirmek. ne bir fikir, ne bir delil sunuyorsunuz ortaya, ki tartışabilelim.

lütfen, bari bu son sorulara cevap verin.

blithe  |  (0 puan) 27 Temmuz 2008 14:51

Öncelikle her ikinizde "doğal seleksiyon"u yanlış algılıyor ve biliyor. Doğal seleksiyon sonucu kulağı olmayan birine kulak eklenmez, örnek verecek olursam; herhangi bir X türünün doğaya veya herhangi bir zararlıya karşı, dayanıklı olanın neslini sürdürebilmesidir.
İnsanların mağrada yaşamasını delil olarak sunmanız gerçekten gülünç, bu aynı şuna benziyor, günümüzde 4 çekirdekli işlemci var, niye önceden tek çekirdekli işlemciler kullanılıyordu. Sen herhangi bir hayvanın yer altında kazdığı bir delikte yaşarken, kendisine daha lüks bir yer yaptığını gördün mü? İnsanda "akıl" denen bir şey var. İnsanoğlu ihtiyaçlarına göre aklını kullanarak kendisine hizmet etmekte, mimarlığın gelişmesiyle kendisine ev yapmakta, ziraatın gelişmesiyle kendine daha verimli bitki türleri ıslah etmekte...........
Günümüzde insanoğlu, uçmak için tüm bilgilere sahip, bir kuşun aerodinamik yapısını tüm ayrıntılarıyla bilmekte, tüm bu bilgilere sahipken, niçin uçamamaktayız? neden kanat oluşturamamaktayız?
Tüm canlılar tek hücreli bir canlıdan oluştuğunu söylüyorsunuz, neden farklı farklı hayvanlar var dünyada? arının ne zoru varda çiçekleri gezip dölleyip, bal üretiyor? Balıklar neden suda yaşamayı seçmiş? Çürükçül bakteriler niye doğada ayrışım yapıyor? Parazitler gibi hayatını sürseye? Çeşit çeşit ağaçlar, bitkiler var, biri neden çam olmayı seçmişte öteki kavak ağaçı olmuş? Doğadaki bu mükemmeliyeti idrak edemeyip, bunları basit tek hücreli canlının evrim geçirerek oluşturduğunu savunmak gerçekten komik....

Lzerk  |  (0 puan) 28 Temmuz 2008 14:10

Sayın Blithe; üstüme alındığım kadarıyla sözlerinize cevap vereyim. Eğer ki benden beklediğiniz bir cevap varsa.

İlk yazımda da belirttim, mesele neye inandığınız ile ilgilidir. Eminim iki tarafında birbirine yönelteceği, cevaplanamayacak sorular vardır. Meselenin doğruluğu yada kimin en cevap verilemez soruyu sorduğu çokta önemli değil.

Saygı dahilinde görüşleri dile getirmek kafidir, benim şahsen kimseye empoze etmeye çalıştığım bir görüşüm yok.

Drol
drol  |  (0 puan) 28 Temmuz 2008 14:11

@drol: sorduğum sorunun cevabını yazacaksınız sanmıştım, bekliyorum halen.

@lzerk: kendimi anlatamadığım çok açık. ya da yazdığım satırları tam olarak okumuyorsunuz, ama bunun olmadığını kabul ediyorum. doğal seleksiyon konusunda hemfikiriz. anlatmaya çalıştığım şey, bu "dayanıklı olan" ın tanımıydı. gen havuzundaki farklılıklardan dolayı algılayıcıları hayatta kalmaya yetecek kadar gelişmiş olanlar doğal seleksiyon sonucu hayatta kalır.

gen havuzundaki farklılıklar. neden doğuştan siyah veya beyaz, kısa veya uzun, şişman veya ince, bir kolu bir bacağı olmayan (mükkemmel yaratılışı burada anmak isterim tekrar) insanlar varsa, o yüzden farklı hayvanlar veya farklı bitkiler var.

türler içi (insanlar arasında örneğin) bir gen çeşitliliği bulunduğuna inanıyorsunuz da (inanmak durumundasınız, gördüğünüz gibi her insan birbirinden farklı, genleri dolayısıyla), türler arasında gen çeşitliliği olabileceğine neden inanmıyorsunuz?

mağara olayına gelelim, bir elektronik mühendisi olarak verdiğiniz örneği çok da konuya uygun bir şekilde açıklayabilirim.

şu anda dört çekirdekli işlemciler var, evet. daha önceden yoktu. neden? çünkü silikon teknolojisi "mükemmel yaratılış"ın ürünü değil. evrimleşen bir teknoloji. ufaktan başladı, ilk mikroişlemcide 28.000 transistör vardı, bugünkülerde 1.5 milyar transistör var. işte evrim budur. aynı ilk canlıların tek hücreli olması, ve sonrasında milyarlarca hücreye sahip olması gibi.

verdiğim örnek budur. eğer mikroişlemci teknolojisi mükemmel bir yaratılışa sahip olsaydı baştan 4 çekirdekli olurdu. eğer insanlar da mükemmel bir yaratılış ürünü olsaydı, bugün bulunduğumuz medeniyet seviyesine ulaşana kadar bu kadar milyon yıl beklemek zorunda kalmazdık. direkt olabilecek en yüksek seviyede yaratılırdık.

niye uçamıyoruz? vücudumuz buna elverişli olmadığı için. kemiklerimizin içi kuşlarınki gibi boş olmadığı için. kanatlarımız olmadığı için...

ama bunların hiçbiri dert değil. bir gün gelir de, insanoğlunun hayatta kalması için uçması gerekirse, milyonlarca yıl sonra belki, bu şartlar da olgunlaşabilir. neden? çünkü uçamayanlar yer yüzündeki düşmanlara yem olacaktır. bir hastalık sonucu kemiklerinin içi boş olan biri hayatta kalmayı başarabilirse, kendi genetik yapısını devam ettirebilirse, olabilir. ben pek ihtimal vermiyorum, ama evrimin işi belli olmaz, kesin yargılardan kaçınmak lazım bu gibi durumlarda :)
sorduğunuz soruları aynen google'a yazsanız, bu konuda çok tatmin edici cevaplar alabilirsiniz oysa ki. arılar neden bal üretiyor, balıklar neden suda yaşıyor (esasen karada yaşamayı seçen biziz, balıklar suda yaşamaya devam etmişler sadece).
bakın evrim konusunda çok faydalı bir link buldum. lütfen okuyun. evrimin soyağacını inceleyerek örneğin, çam ağacının kavak ağacından tam olarak nerede ayrıldığını, ikisinin ortak atasını keşfedebilirsiniz.
gerçekten, eğer evrimi reddediyosanız, bunu da reddediyorsunuz demektir. türler birbirinden doğmamıştır, oldukları gibi yaratılmıştır? aslanla kedinin genetik bir bağlantısı yoktur, örneğin. aslanla ev kedisinin herhangi bir genetik bağlantısının olduğunu kabul ediyorsanız eğer, sizin sorduğunuz "bu çeşitlilik nereden geliyor" sorusunun cevabı zaten budur. genetik çeşitlilik işte. kabul etmiyorsanız, zaten bir şey diyemem, ağzım açık izlerim sadece.

blithe  |  (0 puan) 28 Temmuz 2008 21:12

google seviyorum, insanları aradıkları bilgiye kolayca ulaştırıyor, ama insanları düşünmekten de bir o kadar uzaklaştırıyor.
kolu veya bacağı olmadan doğan insanlarda mükemmel yaradılışın eseridir, aslında kendi kendinizin cevabını vermektesiniz. Yazıda, evrimin ihtiyaçlara göre olduğunu yazmışınız, dünyada çirkin olmak isteyen varmıdır? Kim kısa olmak ister? Niçin hepimiz aynı güzellikte değiliz, bazılarını çok güzel olurken bazıları normal, bazıları çirkin? Bunlar ihtiyaç değil mi? kaç bin yıldır düzeltemedik mi bunları? tek bir hücreden koskoca bir organizmayı oluşturdukta, birkaç görünümünüz mü kaldı düzeltemediğimiz?
Şartlar olgunlaştı diyelim, ölmemek ve neslimi devam ettirebilmem için uçmam lazım, nasıl olacak bu iş??? Buna gerçekten inanmak mümkün mü?
Ben sorduğum soruların cevaplarını bilmekteyim, ama size bazı şeyleri görebilmeniz için, bunların basit bir hücrenin yapamayacağını görebilmeniz için verdim o örnekleri.
Genetik çeşitlilik, örnek vereyim; bir domates bitkisi, bazı çeşitler vardır, fusarium hastalığına dayanıklıdır, bazısı vardır nematot hastalığına dayanıklıdır, bazısı vardır, çok canlı kırmızıdır, bazısı çok lezzetlidir, genetik çeşitlilik budur, tür arasında bu sözü söyleyebiliriz, ama türler arasında bundan bahsedemezsiniz. Türler arası farklıdır zaten,
Domates bitkisinin X hastalığı karşısında, bu hastalığa dayanıklı olanın hayatta kalmasıdır. genetik çeşitliliğin sonucu budur. X hastalığından etkilenmeyen salatalık bitkisiyle etkileşime girerek hayatta kalmaz, veya ondan gen almaz.

Siz evrime indexlemişsiniz herşeyi, işlemcinin evrimleşmesine çok güldüm doğrusu. Bu örneğe göre en gelişmiş varlık herhalde balinadır, en çok hücre onda var :D

Madem yaradılışa inanmıyorsun, bu tek hücre nasıl oluştu? onun cevabını ver.

Lzerk  |  (0 puan) 29 Temmuz 2008 01:19

ooff hâlâ evrime inananlar var mı? bir ara yanıma gelin de size evrimin olmadığını kanıtlayım!

pasacocugu  |  (0 puan) 29 Temmuz 2008 01:29

blithe @

senin yazdıklarını okudum.. ve diğer arkadaşlarınkini de..

sana bir iki soru sormak istiyorum.. dediklerine göre doğal seleksiyonla canlılar türünü korumayı başarmıştır.. diğerleride bu şekilde.. peki bu denge nasıl oluşmuştur? neden insandan öteye beynini kullanabilen bir canlı türü çıkamamıştır? ( kedigiller o kadar çokken insangiller nerede? ) neden suda yaşayıp, kendini amerikan denizaltılarının zararlı radar sistemlerinden koruyabilen akıllı bir yunus türü çıkmamışta intihara yöneliyor?

kısaca doğal seleksiyon canlıların kendi neslini korumayı amaçlıyorsa bu denge ne ozaman ? ve en önemli soru şu, ruhun kaynağı nedir?

biraz karışık oldu kusura bakma. bu arada bilimi çokça savunman ve onu sahiplenmen, onun benim gözümde başka bir din olduğu olgusunu güçlendirdi.

pisho  |  (0 puan) 29 Temmuz 2008 06:11

link çok güzel blithe, teşekkürler.

.
reoxy  |  (0 puan) 29 Temmuz 2008 11:06

Benim anladığım kadarıylar oluşan ilk canlı bir hücreydi. Çünkü canlılığın birimi hücredir. Bu hücre canlıların ortak özelliklerinin hepsini taşımalıydı. (buna üremeyi dahil etmeyebilrsiniz, çünkü hücrenin kendisi için öncelikle gerekli değil, ama neslin devamı için gerekli) Yani beslenme, hareket,solunum, protein sentezi vs.. yapacak. Bunları yapabilrmek için de canlı ve seçici geçirgen zara ihtiyaç duyacaktı. Zarın seçici geçirgen olmasını sağlayan glikoprotein gibi protein yapılı bileşiklerdir.Her hücre kendi proteinini üretmek zorunda ise ilk hücre glikoproteini üretene kadar cansız sayılıyor sonucuna ulaşabiliriz.Çünkü zar seçici olmayacaktı. Peki cansız bir varlık nasıl kendi proteinini üretecek?

enfeksiy0n  |  (0 puan) 05 Ağustos 2008 14:28

Sormak istediğim 1 soru daha var. Doğal seleksiyonlarla ve uyum sağlayanın yaşamasıyla bir nevi seçilim ve gelişim sağlandığı söyleniyor. a türünün b türüne geçişini ele alalım. a türünün değişen ve zorlaşan şartlara uyum sağlayabilen bireyleri gelişecekler ve çok uzun zaman sonucu b türünü oluşturacak. O zaman gelişmemiş olarak kalan a türünün yok olmasını bekleyebiliriz. Çünkü şartlar zorlaşmıştır. Durduk yerde de gelişimden bahsedilmiyor zaten. Bir zorlaşma ve uyum sağlayabilme olayları gerçekleşecek. Bu gelişme olaylarını ilk canlıdan itibaren düşünecek olursak sürekli yeni bir tür oluşacak, uyum sağlayamayanlar da ölecek. o zaman basit ve ilkel yapılı canlıların şu sıralar yaşamıyor olması gerekirdi. Çünkü gelişemediler. Ama bakteri gibi çok ilkel canlılar hala hayatlarını devam ettirebilmektedir :?

enfeksiy0n  |  (0 puan) 05 Ağustos 2008 14:48

Son bi soru daha :D , başınızı ağrıttım ama özür dilerim :) .
Evrimsel basamakların çok uzun zamanda gerçekleştiği söyleniyor. Öyle ki 1milyon yıldan faln bahsediliyor. 50 yıl sonra küresel ısınmadan dolayı dengenin bozulduğunu düşünün. (ki zaten uzmanlar böyle söylüyorlar.) Böyle bir durumda evrimsel sürecin tamamlanması ve uyumlu bir türün ortaya çıkması 1milyon yıl sürüyorsa eğer sizce 1milyon yıl geçene kadar 1 tane insan kalır mıydı? Bunu ilk canlıdan günümüze kadar geçen sürede düşünün. Değişiklikler evrimsel sürece göre çok daha kısa sürede gerçekleşiyor. Buna uyum sağlayana kadar çoktan kökü dünyadan kazınırdı diye düşünüyorum.

enfeksiy0n  |  (0 puan) 05 Ağustos 2008 14:58

@ss.p
ben dini inanış olarak Hz.Adem (A.S) den Hz.Musa ya ondan Hz Muhammed (S.A.V) e kadar bildiğimiz üzere kutsal dinlere (değiştirilmemiş-orjinalliği bozulmamış kısımlarına) inanırım

değiştirilmemiş-orjinalliği bozulmamış kısımları nasıl ayırt ediyosun?

@okur
en çok c-vitamini vişnede diye biliyorum hatalıysam düzeltin, vişne de yaz meyvesidir.

@fireelf
uçan bi balık türü var (adını hatırlayamıyorum) yani kanatlı fakat denizde yaşamını sürdürüyor ve uçma kabiliyeti de 1m.nin altında.

@reoxy
+1 ,darwin'in dedikleri hala teoride kanıtlanmış bişey yok.

@lzerk
başarıların çok güzel. ferdinand macellan 1521de dünyanın yuvarlak olduğunu kanıtladığında müslüman osmanlının ve hıristiyan avrupanın durumları da gayet açıktır fakat günümüzde bunu gavur yaptı tövbe haşa anlayışı bizi bilimden uzaklaştırmış ve yozlaştırmıştır, ve kur-an'ı kerim bize öğrenmemiz gerektiğini söylemektedir zira ilk vahiy de "oku, Allah'ın adıyla oku"dur.

@enfeksiy0n
dengenin bozulacağı da bi varsayımdır, bilimadamları 50 sene sonra denizlerin tüm dünyada yaklaşık 70cm. yükseleceğini söylüyor fakat bu 70cm. yükselmenin tam bi garantisi yok yani 50 sene sonra küresel ısınma bi anda küresel buharlaşma olmayacak.

lütfen karşımızdakinin neye inandığını sorgulamayalım. kendimize bakalım inandığımız değerlerle yaptığımız işler örtüşüyor mu?

sabuncu  |  (0 puan) 05 Ağustos 2008 18:20

Evrim teorisine karşı çıkanların pek çoğunun görüşlerindeki en ilginç çelişki bence Big-Bang teorisinin(Evrenin 13.7 milyar yıl önce bir tekillikten meydana geldiğini söyler) doğru olarak kabul edilmesine yani evrenin tek bir noktadan oluştuğuna, madde uzay-zaman ve enerjinin tanımlanamayan bir kararsızlık halinden bildiğimiz evrene dönüştüğüne inanırken, bu olaydan milyarlarca yıl sonra ortaya çıkan yaşamın tek bir ortak atadan evrimleşip geliştiğine inanılmaması.

Naçizane görüşüm yaşamın gelinen durumu insanın sınırlı algıları sebebiyle hesaplayamadığı ve tesadüf olarak nitelendirdiği maddi koşullarının yaşamı ve insanı oluşturduğudur. Bu bakış açısı ateist ve materyalist görüşlerle bağdaştırılmamalı zira rastlantı olarak nitelendirilen olgu bir yanılsamadan ibarettir ve bilinemeyen hesaplanamayan durum, koşul ve varoluşu niteler.

Evrim ve varoluş hakkında tartışmak için çeşitli konularda derin incelemeler yapmak gerekir zira bu konuda insanlık çokça düşünmüştür. Bilimsel olarak kabul edilen görüş Abiyogenez kuramı ve buna bağlı deneylerdir.

Ancak bundan önce fark edilmesi gereken insanın neye inanmak istediği ve bilinçaltına işlenen görüşlerdir.

ciencia  |  (0 puan) 05 Ağustos 2008 19:33

Daha önce yine burada bir bildiriden mi görmüştüm hatırlamıyorum. Bilgisayarıma da kaydettiğim şu video, bu bildiride verilen video gibi insan vücudunda olup bitenlere dair çok etkileyici bir yapım.

Biyoloji veya genetik bilgim iyi değil. Ama şimdi insanın tek hücreden gelişip bugünkü halini aldığını savunan arkadaşlara sormak istiyorum. İnsan neden hastalanıyor hala? Neden hastalandığımda ilaç kullanmaksızın kendime yaptığım telkine rağmen iyileşemiyorum? Yıllardır çok istediğim halde neden kaslarıma emir veremiyorum ve örneğin bir Arnold Schwarzenegger vücuduna sahip olamıyorum? Neden idealimdeki kiloya erişemiyorum? X-men, Heroes vb fantastik yapımlara çok severek baktığım ve çok istediğim halde neden olağanüstü bir güç gelişmiyor bende? (Örneğin çok hızlı koşmak, düşünce gücüyle herşeyi ordan oraya fırlatmak vs). Neden tek hücreli bir canlı olarak doğup ölmüyorum da insan olarak doğmuşum da öleceğim? İnsan olmayı ben mi seçtim? Hepimiz aynı sağ kalan hücrelerden türemişsek neden ben sizden farklı düşünüyorum? Neden ben bir Yaratıcı'ya inanıyorum da sizler inanmıyorsunuz? Evrim, kendisine inanmayanları neden yok etmedi? Hani doğal seleksiyon?

Aslında tartışmak boşuna çünkü insan neye inanmak istiyorsa ona inanıyor. Bugün evrimi savunan inançsız biri 3-5 yıl sonra tam tersini savunabilir. Tersi de olabilir. Bütün bilimadamları bir gün evrimin saçmalık olduğunu ilan ettiğinde ne olacak acaba?

positive  |  (0 puan) 05 Ağustos 2008 22:10

@positive

O vidyoyu görünce ağlayasım geldi. Gerçekten harika hazırlanmış. Burada yayınladığın için teşekkürler.

[www.voiphone.at]
Tolga Cakiroglu  |  (0 puan) 06 Ağustos 2008 09:56

@positive
evrimi savunan inançsız biri demek biraz ağır olmamış mı tüm inanlara bağnaz veya yobaz diyemeyiz mesela. pozitif bilime inanlar inancı yok diyemeyiz öyle olsa doktorluk olmazdı büyücülük, üfürükçülük olurdu hasta olduğumuz zaman allah ölmemi istiyor şeklinde ilaç almadan ölümü beklerdik. darwin de ortaya bi teori atmıştır fakat hala günümüzde ispatlanmamıştır, yani big bang olduğu kanıtlanmadığı gibi fakat big bang olduğuna düşünenleri de inançsız sayamayacığımız gibi. belki einstein da yanılıyordur evren sürekli genişlemiyordur veya evrende boyutlarda kırılmalar olmuyordur.

ama sen illa beyin gücüyle nesneleri hareket ettirmek istiyosan belki tüm insanlık gibi beynimizin %3ünden fazlasını kullanmayı başarabilirsen bazı şeyler hareket eder, ama bu inancını yitirmene sebep olmaz umarım.

sabuncu  |  (0 puan) 06 Ağustos 2008 10:29

sabuncu,
Evrimi savunan inançsız biri derken sadece örnekleme yaptım. Yoksa o cümleden, tüm evrim savunucularının inançsız olduğu sonucu çıkmaz çıkmamalı.

positive  |  (0 puan) 06 Ağustos 2008 12:12

Ben mi yanlis biliyorum bir sorayim bakalim. Evrime inananlar, ilk basta bir hucre oldugunu ve cesitli teorilere gore bu hucrenin degise degise canlilarin olustugunu kabul eder. Dogru mu?

Simdi;

Eger Allah'a inaniyorsan, kitabina da, meleklerine de, peygamberlerine de, ahiret gunune de, hayir ve serrin Allah'tan geldigine de inanmak zorundasin. Birine bile inanmazsan imansiz sayilirsin. Cunku bunlar imanin sartidir.

Simdi eger kitabina inaniyorsan, Allah ilk insan olarak HZ. Adem'i yarattigini soyluyor. Kitabina inaniyorsan buna da inanmak zorundasin.

Ama siz hem hucrenin degise degise sonunda insanin olustugunu soyluyorsunuz, hem de inaniyoruz diyorsunuz. Bunu kac kisilerde soyluyor. Birisi aciklasin bunu. Bilmedigim varsa ogreneyim.

[www.voiphone.at]
Tolga Cakiroglu  |  (0 puan) 06 Ağustos 2008 23:29

Hep kendi anlama sınırlarının içinde insani gözlüklerle olaya bakar, Allah'ı da her şeyi sanki bir anda bir sihirle yaratmış bir varlık olarak düşünürsen anlayamazsın tabi ki güzel kardeşim. Ne kadar da kolay diyorsunuz böyle olmuştur nereden çıkarıyorsunuz bu fikirleri diye. Az biraz zorlayın, biraz kafanızı çalıştırmaya gayret edin bakın neler bulacaksınız. Kuran herşeyi açık ve net olduğu gibi yazıyor olsaydı adı kutsal kitap değil bilim kitabı olurdu, neden orada yazanların, biz sığ insanların hayal edebilmesini ve daha kolay anlamasını sağlamak için yapılmış güzel tasvirler olduğunu değil de Hz. Adem'in birden ortaya çıktığı gibi yazıldığı anlamıyla alıyorsunuz.
Madem ilk insanın milyonlarca yıl içinde ilk tek hücreli formlardan evrimleşebileceği çok aşağılık bir düşünce olarak görünüyor ve kafanızdaki Allah kavramına ters düşüyor, o zaman doğayı Allahın bir parçası olarak düşünün ve o tek hücreden evrimleşen hayatın arkasında Allah iradesi olduğunu, bunun rastgele değil Allah tarafından yapıldığını düşünün, kalıyor mu bir problem? Kuran'da yazan 1 gün acaba bizim bildiğimiz anlamda bir gün mü? Milyon yıldan bahsetmediğini nereden biliyorsun? Cehennemde çekilen acı dolu bir gün dünyadaki binlerce yıla bedel değil miydi? Olamaz mı buna benzer bir tasvir?
Onu araştırma, bunu inceleme, şunu inkar et, nereye kadar arkadaşlar? Sonunda Suudi Arabistan'ın cahiliyet içinde yaşayan ve dünyadan haberi olmayan halkı sayesinde Amerikalılar ile petrol ticareti yaparken kimsenin gıkının çıkmamasından son derece mutlu olan arap şeyhlerinin ülkesine mi dönmemizi istiyorsunuz?

Bilgi kimseye zarar vermez, işine gelmeyenlerin dışında. Evrimin doğru olmadığı mı ortaya çıktı? Ne güzel, boşuna uğraşmaktan kurtulmuş olduk. O zaman sorulacak soru da şu olacaktır. Evrim değilse ne? Bırakın araştırsınlar. Kuran kutsal bir kitap, keşfedilecek şeylerin ona ters düşmesini değil mucizesini ispatlamasını bekleyin, korkmayın.

.
reoxy  |  (0 puan) 07 Ağustos 2008 09:50

"Andolsun ki biz insanı çamurdan süzülmüş bir hülasadan (özden) yarattık." (Mü`minun, 12).

adem babamız'ın tam bi tanımı yoktur kur-an'ı kerim'de. yani tam anlamıyla bugun ki insan şeklinde olduğunu söylememektedir. evrimin olabileceğini düşünmek ki hala kanıtlanmış değil allah'ı inkar etmek değildir. eğer insan bi hücreden bugune geldiyse hücreyi de yaratan vardır, büyük patlama (big bang) oluşmasını sağlayan muhteşem bi güç vardır. evrim veya benzeri şeyleri araştıranlar allah'ın varlığını sorgulamak bugune nasıl gelindiğini sorguluyorlardır, ha arada inancını kaybeden varsa o da allah ile onun arasındadır.

sabuncu  |  (0 puan) 07 Ağustos 2008 09:59

evrim veya benzeri şeyleri araştıranlar allah'ın varlığını sorgulamıyor, bugune nasıl gelindiğini sorguluyorlardır.
olacaktı yazım yanlışından dolayı özür.

sabuncu  |  (0 puan) 07 Ağustos 2008 10:01

'Biz hamdinle Seni tesbih ve Seni takdis edip dururken, yeryüzünde fesat çıkaracak, orada kan dökecek insanı mı halife kılıyorsun?' dediler. Allah da onlara: 'Sizin bilemeyeceğinizi Ben bilirim' dedi. Allah, Âdem'e bütün isimleri öğretmişti. Sonra onları (onların delâlet ettikleri âlemleri ve eşyayı) meleklere gösterip sâdıklar iseniz (her şeyin içyüzünü biliyorsanız) bunları isimleriyle bana haber verin' demişti. (Melekler de:) 'Seni tenzih ederiz; Senin bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yok. Çünkü her şeyi hakkıyla bilen, hüküm ve hikmet sahibi olan şüphesiz ki Sensin Sen' demişlerdi." (2/Bakara, 30-32)

Ayette okudugunuz gibi, Hz. Adem'e esyanin isimlerini ogrettigini gosteriyor. Hucreye mi ogretecek isimleri ve melekleri 1 hucreye mi gonderdi. Sanmiyorum.

Ayrica bakin aradan bazilari cikip sanki dini yasamanin hicbir sey arastirmayip, oyle ne yaziyorsa onun gibi yapmak gibi ifade ediyorlar. Ya ilk ayet 'OKU' dur. Eger oyle olmasaydi, Osmanli Imparatorlugu'da bilimle ilimle ugrasmazdi. Gerci kendi neslimiz bize unutturuluyor ve sanki onlar hicbirsey yapmamis gibi empoze edilmeye calisiyorlar. Bunu yapanlarda, yine sizin su anda hala ispatlanmamis teorinizi ortaya atanlar. Allah'in emirlerinden, koydugu kurallardan cikmadiginiz surece istediginiz kadar bilim yapin, arastirin.

Peygamberimiz, olum disinda her seyin caresi vardir, diyor. Arastirma yapmadan, bilim yapmadan o careler bulunamaz degil mi? Demek ki arastirmamizi, ogrenmemizi emrediyor.

[www.voiphone.at]
Tolga Cakiroglu  |  (0 puan) 07 Ağustos 2008 12:27

Yanlis yazdim. Ilk -vahiy- 'oku' olacakti.

[www.voiphone.at]
Tolga Cakiroglu  |  (0 puan) 07 Ağustos 2008 12:30

tolga, yanıtların çok güzel olmuş ve tam oturmuş :)
teşekkür ederim, ellerine sağlık

Lzerk  |  (0 puan) 07 Ağustos 2008 14:29

öncelikle sabuncu ve reoxy e tşk etmek istiyorum. çünkü tartışmayı biraz daha mantıklı ve saygılı bir çerçeveye getirdiler.

bu siteye ilk girdiğim ve yazılanları okuduğumdan beri kafamda soru işaretleri eksik olmadı. öncekileri saymazsak şu anda en çok kafama takılan sorun cinsiyetin oluşması. bazı istisnalar hariç, canlıların bir çoğu 2 cinsiyetten oluşur. bu kadar uzun bir süreçte nasıl olur da oluşan dişi ve erkek bireylerin oluşumu aynı döneme denk gelebilir? sonuçta kesin bir evrimleşme süresi yok. bu cinsiyetler farklı zamanlarda oluşsaydı eğer çiftleşemeyeceklerdi ve öleceklerdi. zaten tür dışı verimli döl oluşturan bir çiftleşme de yok. varsayalım ki aynı zamanda oluştular; bunların birbirini bulması ve üremesi gerekecekti. 2 cinsiyet olan tüm türlerde bunun gerçekleşmesi çok zor görünüyor. veya bu evrim sürecinde neden her türden 2 cinsiyet (istisnalar hariç) oluştu? Sonuçta uyum sağlıyorsunuz ve ilk amaç yaşamak, üreme sonraki planda olmalıydı diye düşünüyorum.

bir de dinsel ve bilimsel açıdan bilgili bir arkadaşın cevaplamasınıo istediğim bir soru var. din (her türlü dini dahil edebilirsiniz) gerçekten evrim teorisi ilie çelişir mi ve neden ?

bu yazıdan önce sorduğum soruların cevabını da özellikle evrim teorisine inanan bir arkadaş cevaplarsa sevinirim.

enfeksiy0n  |  (0 puan) 07 Ağustos 2008 14:48

üye olunpillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.

Bu Yazıyı Tutanlar

Beğendiğiniz bir yazıya "tuttum" demek için başlığın yanındaki yıldıza tıklayabilirsiniz.

Bu yazıyı rapor et. Kural dışı içeriğe rastladığınızda editörlerimize rapor ederek müdahale edilmesini sağlayabilirsiniz. (Hangi durumlarda rapor edebilirim?)
bildirgec.org bölümleri
pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

son yorumlar

bildirgecinfo

bildirgec.org içeriği kullanıcıları tarafından üretilen kolektif bir blogdur.

network siteleri

RSS Dosyası
pillikutu