Ey Türk internet gençligi,.
Kim oldugunuzu biliyorsunuz. Photoshop uzmanlarisiniz, Flash Action Scriptlerini (Flash eylem betigi) uykunuzda bile bir araya getirebilirsiniz, HTML ve ASP kodlarini yumurta pisirir gibi çarçabuk web sayfasina çevirebilirsiniz. Yillarin getirdigi deneyimden, Macromedia çalismalarindan, Adobe tasarim araçlarindan sonra internette siçratamayacaginiz, sektiremeyeceginiz, hoplatamayacaginiz hiç bir sey kalmamistir. Sizler web tasarimcilarisiniz!
Tamam, harika, simdi sirada ne var peki? XML, SWG
Bir sonraki harika web sayfasini tasarlayabilmek için ne planliyorsunuz? Hepimiz biliyoruz ki internet çagi çok hizli, eskisi kadar degil tabii, fakat yine de atilim var, ve bizler de teknolojinin yeni esigi için beklesiyoruz. Ancak Türk tasarimcilar arasindaki bu popüler web tasarimi akimi, pek az insanin farkinda oldugu ciddi bir problemi de beraberinde getiriyor. Web sitesi için daha iyi bir görünüm elde etme arzusuyla, web oyununun önemli oyuncularindan birini unutuyoruz: Kullaniciyi. Evet, kullanici. Onu tanirsiniz: Web sayfaniza giren, bilgi aramak için sayfanizi burasi önemli- kullanan kisi. (Sayfanizi görüntüleyen kisi demiyoruz bakin.)
Unutma ihtimalinize karsi, insanlarin neden internet kullandigini bir gözden geçirelim. Internet kullanicilariyla ilgili arastirmalardan onlarin iki sey istedigini biliyoruz: Bilgiye kolay ulasmak ve -eger ne aradiklarini bilmiyorlarsa da- bilgileri belirli bir mantik çerçevesinde tarayabilmek... Pek çok insan web sayfalarina o ya da bu sekilde bir bilgiye ulasmak için giriyor. Sabit veya hareketli görsellere bakmak web deneyiminin önemli bir parçasi ama kullanicinin pesinde oldugu hammadde bilgi...
Öyleyse, eger insanlar bilgi almak için web sitelerini kullaniyorlarsa, sizin dev JPGleriniz ya da gösterisli multimedya Flash animasyonlariniz internet deneyiminde nereye oturuyor? Diger bir deyisle, web tasariminin salt görsel elemanlari yani grafik tasarim kismi, web sitenizle etkilesime giren bir kullanciyi ne kadar etkiliyor? Öncelikle, sunu kabul edelim ki web tasarimi, arayüz tasariminin -daha dogrusu 1970lerde bilgisayar yazilimi için tasarlanan ekranlardan türeyen kullanici arayüz tasariminin- altinda yer alir. Bir web sitesi insanla bilgisayar arasindaki etkilesimdir; dolayisiyla kullanici arayüzü tasarimina ait tüm kurallar webde de geçerlidir. Kullanici arayüzü tasarimindaki görsel kisim, arayüz tasarlamanin yalnizca % 10unu olusturur. Kullanici arayüzünün geri kalan %90i etkilesim unsurlaridir : %30 cihaz, menü ve kullaniciya geri bildirim yapan elemanlar ve %60lik büyük bir kisim da nesneler arasi iletisimdir; yani GUI grafik arayüzünde kullanicilarin manipüle ettigi Photoshoptaki silgi ya da palet gibi nesnelerin- özellik, davranis ve metaforlaridir.
Bir web tasarimcisi olarak muhtemelen Bu akademik laflar bana uymaz. diyorsunuz. Web animasyonlu, Flashli gayet havali sayfalar yapiyorum ve müsterilerim de bayiliyor. Ayrica benim web sitelerim yazilimdan çok brosüre vasfinda. Böyle çalisarak iyi para yapiyorum. Dieselden donattigim su gardroba bir bakin. Kullanicidan, kullanici arayüzünden filan banane? Bunlar, yazilim programlayan sikici tiplerin isi. Söyledikleriniz bir yandan dogru... Türkiyede bugün gidisat daha çok grafik odakli web tasarimlari yönünde ve müsteriler de televizyon jeneriklerine benzeyen animasyon ve multimedya özelliklerini talep ediyorlar. Eger müsterinin istedigi buysa sizin isiniz de bunu saglamak... Ama gelin, daha önce bahsini ettigimiz kisiye, kullaniciya bir dönelim. Internette bilgi aramakta olan kullaniciya... Onun derdi web sitesine geldiginde aradigini çabuk ve verimli bir biçimde bulmak. Isinizde önemli bir nokta kendinizi kullancinin yerine koymak ve müsteriye bunu anlatabilmektir. Kullanilabilirlik iste burada devreye girer. Internette basarili bir tasarim yaratmanin yolu, kullanicinin ne istedigini, siteden ne bekledigini anlamak ve buna göre tasarim yapmaktan geçer. Tasarimci da, müsterinin önünde kullaniciyi temsil etmek gibi zor bir pozisyonu üstlenmek durumundadir.
Gelin, Kylie Minogue klibine benzeyen bir web sitesi düsleyen müsteriye hizmet veren web tasarimcisinin kullanilabilirligi web tasarimina entegre ederken karsilasacagi meselelere bir göz atalim. Bahsedeceklerimiz kullanicisinin gereksinimlerine daha uyumlu ve dahasi, site sahiplerine basari getirecek kullanici merkezli bir web tasariminin anahtarlari... Projenin baslangiç asamasinda, web sitesinin amaçlari ile sirketin amaçlarini hizalamak önemlidir. Web sitesinin firmaya 7 gün 24 saat açilan bir pencere oldugunu unutmayin. Buradaki tüm unsurlar kullanici/müsteri deneyimi gerçegine odaklanmalidir. Sponsor organizasyonun amaçlari ne ise, web sitesinde sunulan bilgi ve fonksiyonlara açikça yansitilmalidir. Web sitesinin tüm alanlari organizasyonun amaçlarini benzer ya da tamamlayici yollarla iletmelidir.
Now we all know that internet time is fast, not as fast as it used to be of course, but it still zips by, and we all wait for the next technological threshold. But this drive forward in web design that seems to be popular among web designers in Turkey has created a serious problem that few people are aware of. In the desire to create better looking design for web site we have forgotten one of the important players in the web game. The user.
Bir site olusturulurken, -ki siteyi yapilandirma asamasinda bu konu hep ihmal edilir-bilgiyi firmanizin organize oldugu degil, web kullanicinin faydalanacagi biçimde düzenlemek gerekir. Site, kullanicinin yapacagi islere ve bilgi uzayini algilayisina göre yapilandirilmalidir. Bilgi mimarisi budur. Kullanici profilleri ve senaryolariyla kullanicinizi anlamak, bilgiyi kullanicilarinizin kolay ve hizli erismesini saglayacak yapilarda düzenlemenize yardimci olacaktir. Bu yapilar yani bilgi gruplari, navigasyon menüleri ve arama fonksiyonlariyla ulasilabilen bir bilgi bütününü olusturur. Kullaniciniza yön veren navigasyon (yönlendirme) ve adlandirma sistemleri kullanici merkezli tasarimin en kritik bölümleridir. Oysa pratikte yönlendirme menüleri ve çubuklari ya göz ardi ediliyor, ya fazla süsleniyor, ya da gereksiz maddelerle dolduruluyor.
Yes, the user. You know him/her. The person that actually goes to your web site, and this is important, uses your web site to look for information. Notice we did not say, view your web site. In case you forgot, lets review why people use the web in the first place. From studies of internet users we know that they want two things, to have quick access to information and if they dont know what they are looking to be able to browse logically through information. Simply put, most people go on to the web to get access to some piece of information or another. However much looking at images, still and moving, is an important part of the web experience, the web browser being part of a Graphic User Interface, GUI, (more on interfaces later) information is the raw material that the web user is after.
Çok kullanilan bir terim olan kullanici dostu aslinda tamamen yanlis bir kavram, çünkü sadece bir kullancinin var oldugunu ve her unsurun o kullaniciya uyacak sekilde olusturulmasi gerektigini farz ediyor. Webde her zaman birden fazla tipte kullanici mevcuttur ve bu yüzden tasarimcinin yapmasi gereken kullanici dostu olmak degil, sayfaya giren farkli kullanicilarin ihtiyaçlarinin farkina varmaktir.
So if people are going on to the web, using web sites to get information, where does your large image map JPGs or your cool multimedia Flash animation fit into the web experience? In other words, how much do the purely visual elements of web design, the graphic design part, affect the user when they interact with your web site? First of all we have to accept the fact that web design falls under interface design, or more appropriately user interface design that originated with the design of screens for computer software back in the 1970s. A web site is an interaction between the computer and the human, and as such all the rules that go into user interface design apply on the web. In user interface design, the visual bit is actually only 10% of what goes into designing the interface. The remaining 90% of the user interface is composed of the interaction aspects, 30%, device, menu and user feedback elements and the largest part, the remaining 60% are the object relationships, that is the properties, behaviours and common metaphors of the objects that users manipulate in the GUI (for example, tools like the eraser or paint bucket in Photoshop).
Bir sunum sirasinda müsterilerinizi büyüleyecek bir taslak tasarlamak bir seydir, kullanicinin dial-up modemle (çevirmeli ag baglantisi) baglanip 14 inçlik düsük çözünürlükte ekraninda ayni sayfayi açmaya çalismasi baska bir sey! Türk internet dünyasinin gerçegi, çogu hayli verimsiz TTnet üzerinden olmak üzere, kagni hizinda dial-up modemle baglanan kullanicilari içerir. Bir baska hakikat ise kullanicilarin uçusan sekiller, incecik çizgiler ve hercai kutular arasinda kolayca kaybolacak amatörler oldugudur. Kullanicilar ekranda neye ve nereye tiklamalari gerektigine açikça yönlendirilmeli ve o linkte (bag) ne bulacaklari hakkinda bilgilendirilmelidir. Sayfanizin her kösesini yanip sönen, parlayan görüntülerle doldurmak nereye gidecegini ve ne bekleyecegini bilmeyen kullanicinin kafasini daha da karistiracaktir. Ardinda ne oldugunu anlamadan bir linke tiklayan bir kullanici kendini kaybolmus ve korkmus hissedecek ve nihayetinde sitenize geri dönmemek üzere veda edecektir.
Isin öteki yüzü, sitenizin -kullanici geri bildirim formlari veya sabit metin bilgileri gibi- islevsel parçalarinin yazilim programcisindan geldigi yavan halde birakilmasidir. Halbuki sitenin daha az önemli görünen bölümlerinin tasarimi da kullanici deneyimi açisindan ana sayfa kadar önemlidir. Mimariden örneklendirmek gerekirse, bu, muhtesem cepheli bir ev yapip, içerideki islevsel bölümleri, banyoyu mesela, misafirlerin isik ya da sifon dügmesini bulamayacaklari ham halde birakmaya benzer.
As a web designer your probably thinking, this academic stuff does not apply to me. I make cool looking web animated web sites, Flash etc. and my customers love it. Besides my web sites look more like brochures not software. I make a lot of money working this way. Check out my latest Diesel wardrobe. Bana ne user, interface, etc.? Thats for nerds programming software.
Belki kullanilabilirligin web tasarimindaki önemine hala ikna olmadiniz. Belki 30 tane benzer menü tusuna sahip navigasyon çubuklu, 400 k animasyonlu veya -sayfa sayicisi, Java saati, en iyi 100 listeleri ve Googlea link gibi- bol butonlu, bol bannerli uzun uzun asagi kayan sayfalar yapmaya devam edeceksiniz. Web tasarimi isi almayi sürdürdügünüz sürece bu strateji isliyor demektir. Ama kullanici ihtiyaçlari ve nihayetinde yaptiginiz web sitelerinin ve Türk internetinin basarisi bu denklemin disinda kalmistir. Eger kullanicilar web sitelerini kullanisli ve faydali bulmazlarsa, bu deneyimden bir deger çikaramazlarsa, sayfaniza geri dönmeyecek ve 2000 yilindaki ekonomik krizin basinda gördügümüz gibi interneti bir eglence veya lüks olarak görüp kullanimlarini azaltacaklardir. Bu durum web tasariminin içindeki herkesi ilgilendirir.This is true in part. In Turkey today the drive is towards more graphic design oriented web design with customers demanding animation and multimedia elements that are more similar to television generics. If this is what customers want then your job as designer is to provide it. Bu yüzden kullanilabilirlik, tasarimin görselin disinda kalan- kavramsal ve süreç odakli parçalarina, altinda yatan yapiya, yani arayüzün daha önce bahsettigimiz %90ina ilgi gerektirir.
But again, lets turn back to person that we spoke of earlier, the user. The user is on the web looking for information. They come to the web site and their concern is to quickly and efficiently find what they are looking for. The premium here is to put yourself in the users position and importantly to explain this to the customer of your web design services. This is where usability comes in. In order to create successful design on the web, it is important to understand what the user wants and expects from your web site and then design accordingly. You as the designer are in the difficult position of representing the users interests in front of your web design customer.
Türk tasarim ve mimarlik tarihinde dekoratif ve yüzeysel elemanlar, bu dekorasyonun program ve yapiyla iliskisinden daha önemli oldu hep. Bir dahaki yüzyilda nasil yasayacagimizi etkileyecek multimedya ve interaktif sistemlerde bu hata tekrarlanirsa hepimiz için büyük bir talihsizlik olacak...
- ryan
- 11 yorum var
- 28 Ekim 2003 09:44
« önceki yazı PHP to ASP.NET Migration Assi. |
sonraki yazı » turkblogger.com |
Yorumlar
gerçekten dudak uçuklatıcı. kesinlikle, yazarken çok çok düşünülmüş(yada yıllardır biriktiriyordun içinde), ondan sonra aktarılmış ekrana :c) aslında can sıkan en önemli konulardan birtanesi, milletimizin tipik özelliklerinden biri olan; cin olmadan şeytan olma meselesidir. internet'in türkiye'de yasal olduğu ilk günden bu yana, lanse ediliş şekli, internet'in sahip olduğu yeteneklerden sadece en cazip olanlarıydı. oturduğun yerden kalkmadan sohbet edebilme imkanı, kahveye gitmeden tavla, okey keyfi, vesaire. "hataydı yaptıkları" desek, pazarlamacılar döverler bizi. "hata değildi" desek, internetin her noktasından faydalanarak kullananlar döverler. kısacası, tanıtımı tamamiyle türk örf ve adetlerine, düşünce yapısına uygundu. zaman geçirmek... aradaki çağ atlama zamanlarını es geçerek, yorumuma devam edecek olursam, geldiğimiz nokta sadece ve sadece özenme denilebilir. 4 ay kadar önce, (sanırım)bildirgec'te, bir konuyla ilgili yorumumda bilinir konular üzerine çözüm üretmekte olduğumuzu ve bu yörüngeden çıkamadığımızı söylemiştim. ryan'ın yazdığından daha fazla yazabilirim aslında ama bu konu öylesine geniş bir konu ki, anlat anlat bitiremeyiz. foreign ve türkçe siteler arasında, çok uzun zamandan beri ne zaman bir karşılaştırma yapacak olsam, "bizim türk sitesi, bilmemkimin sitesinin düşünce yapısının(yada yeniliklerinin) türkçesi..." diyorum rahatlıkla. yani, varolan birşeyin aynısını alıyorsunuz ve sadece tasarımsal yönde değişiklikler yaparak, aynısını türk pazarına yeni birşeymiş gibi sunuyorsunuz. fakat, tabii ki burada milyonlarca kaliteli yapıtlar içerisinde, hangi siteden yararlanacağını kestiremeyen foreign site ziyaretçilerinin üretim kabiliyetiyle, kaliteli yapıtlar bulmak için uzun uğraşlar veren türk kullanıcılarının üretim kabiliyetlerini karşılaştıramayız. ne tür bir karşılaştırma yaparsanız yapın, istisnaî kişi/site 'ler hariç, yapıtlar mutlaka başka birileri tarafından icra edilmiş oluyor. bu noktadan sonra, sahip olduğumuz etik değerlere bağlılık devreye giriyor. mesela: + kaliteli işler yapmak için bu piyasaya, iddialı bir giriş yapacağım, + az paraya aldık ama, müthiş birşey yapacağım, + günde 3-4 saatimi araştırmaya ayırıp, sahip olduğum programlama(veya tasarım) bilgisiyle, navigasyonel, içeriksel, mantıksal yenilikler yaratmak için, demo çalışmalarıma başlayacağım, + müşteri, ne istediğini bilmiyorsa ve benden çağın gerisinde kalmış işler istiyorsa, edebildiğim ölçüde kendisini ikna etmeye çalışıp, portföyüme yakışır iş çıkarmak için uğraşacağım, + isteklerinin üstüne, bazı yenilikleride ben, kendim ekleyeceğim veya, benzeri düşünceler ile işlerini yapan kuruluşların(yada freelance çalışanların) 2 elimin parmak sayısını geçeceğine inanmıyorum. şuanda oldukça popüler olan türk internet sektörünün, kuruluşlar tarafından "çok para kazandıracak" yada "kısa yoldan para vurduracak" olarak görülmesi ile, ticarî âhlak ve değer yargılarımız işin içine girince, "neden bir adım öteye gidemiyoruz" diyenlerimizin sayısı artmaya devam edecektir. ne yazık ki hâlâ, karpuzun kelek olup olmadığı anlamak için, şap şap vurmayı bilmeyip, soran bir millet olduğumuz halde, çağın hergün yeniden patlayarak büyüyen sektörü ile ilgili bir iş yapacağımız zaman, ya bızır bızır telefon eden (sözde)web firmaları ile hiç proje çalışması yapmadan yada, amca çocuğu, teyze kızı ile işler bitirilmeye çalışılıyor. yeni yeni teknikleri tanıdıkça ağzımızın açık kaldığı şu dönemlerde bile, türkiye'de hala caf caflı gif animationların eşlik ettiği, ultra-fonksiyonel web-sitelerinin olması, yukarıda saydığım sebeplerden ötürü hiçte garip birşey değil. herşey bir kenara, süslemediğin zaman, verdiği parayı haram bile ediyoruzdur... bir diğer önemli husus ise, türkiye'de hala fiyat standartlarının maalesef, bir türlü yerleşememiş olmasıdır. işini iyi yapan iki firmayı karşılaştırdığınız zaman bile, oynayan fiyat farkları, iyi birşeyler yaptırmak isteyen firmaları dahi, ikileme düşürmeyi mümkün kılmaktadır. ryan'ın anlatmak istediği konuyla her ne kadar alakasız gözüksede, bu noktada olunmasının temel nedenleri olarak bunları sıralayabilirim diye düşündüm. saygılar, hörmetler, enemyler.
farkli ama yine de güzel bir noktadan olayi anlatmis oldun. daha fazla yazilacak sey var. aslinda böyle yazilar yazmak cok zor da degil. ben cogu insanin bu konuda yazacak cok seyi oldugunu düsünüyorum.
yazacak şeyleri olanlar maalesef yok. neyse, çalışmam gerekiyor. pazartesi, bu konuyla ilgili uzun ve yoğun birşeyler yazarım. ama, şaşırdım. bu konuda sektördaşların çoğunun aynı dertlerle yanıp kavruluyor olmaları gerekirken, neden ses soluk yok, hayret.
sonunda yazabiliyorum :) dün bi başlayacaktım birşeyler yazmaya olmadı, bu sabah başladım dışarı çıkmam gerekti yine olmadı neyse:
olayı sanırım biraz "hedef kitlem ne / beklentim ne" diye sorgulayıp ona göre bir yargıya varmak gerek.
bir şirket sitesinden beklenilen etkileyici bir biçimde şirketi ve ürünlerini prezente etmek olmalıdır. çünkü sunacak bir içeriği yoktur, içerik kendisi ve ürünleri/hizmetleridir. müşterinin beklentisi de etkileyici grafikler, animasyonlar olacaktır. bir nevi reklamdır bu ve etkileyici olması gerekir. tabi ki de yinede kullanılabilirlilik çerçevesinde.
bir de cidden içerik sunan, bilgi alınması gereken siteler var ki bunlar sanırım asıl üzerinde durulması gerekenler. warez, mp3, ekart sitelerini ise apayrı bir keseye koymalı diye düşünüyorum. bugünlerde (aslında görmemiz gereken zamanda) yeni içerik sağlayan pek bir site göremiyorum açıkcası. olsa bile tek tük ki bunlarında gerçekten yapması gereken insanlar tarafından tasarlanmadığını gibi "bizim şirketin sitesini yapan elemana" yada "komşu çocuğuna" yaptırılıyor ki bu gerçekten büyük bi sorun.
aHA Yine gitme vakti. en iyisi bi olayla anlatayım sonra gideyim yarım kalmasın.
enemycim bilir, bikaç ay önce istanbul üniversitesinde okuduğum bölümden bi kaç arkadaş toplanıp bi proje üzerinde çalışmıştık. projede yapacağımız şey "gerçek kitap okuyucularının kitaplar hakkında yorumlarını yazdıkları" bir site olacaktı. neyse herşey planlandı çizildi neler olacak neler olmaycak tartışıldı ve tasarım aşamasına geçildi. tasarımı az da olsa bişeyler bildiğimi sanarak ben üstlendim :) kendime ve birkaç arkadaşıma göre cidden bir kitap sitesi niteliğinde içeriği ön plana çıkartacak bir tasarım da hazırladım (hatta 2). ancak ne yaptım ne ettimse bir türlü bu tasarımları okul grubuna beğendiremedim. gerekçe şuydu: "çok sade, böle her tarafta grafikler olsun kalabalık görünsün daha iyi olur", "adam bu siteye girerse gözünü dolduracak bişey bulamaz çıkar", "daha karmaşık görünen bi tasarımla, adamın içinden çıkamıyacağı, siteyi çok büyük ve geniş gösteren bir tasarıma ihtiyacımız var". insanımız daha alışamadı sanırım internete. herşeyi en gösterişli haliyle pazarlayabileceklerini düşünüyorlar (belki bi açıdan haklılar...) ama unuttukları şey içerik. içeriğin sunumundaki kullanışlılık. ha bu demek değildir ki her site sade olsun, gösterişten uzak olsun. onlar da olacak tabi ama onlar bilgiden çok bir görsellik sunacaklar.
devamını yazarım umarım bi ara :)
prezente etmek ve bu çerçevede toplanacak her öğe, pazarlamaya hizmet eden önemli unsurlardır. pazarlama, satış(ziyaretçi) getirmelidir. fakat, interneti elektronik medya olarak bir keseye koyacak olursak, yazılı, sesli ve görsel medya'dan ayırmak gerekir. bu noktada insanlara değişik birşeyler verilebileceğine ikna edilmelidir.. örneğin, bankaların "birebir bankacılık" ve "şubesiz bankacılık" olarak, büyük adımlar atmaya başlamaları olarak görebilirsiniz. bunu, alt tabaka işlerede indirmek gerekir. tv, radyo ve benzeri yayın organları ürününüzün sadece "sizin istediğiniz noktalarının" tanıtılmasını amaçlamaktadır. buna göre planlaması yapılır. ancak, internet üzerinde ürün tanıtım ve reklamı, daha çok kullanıcı(ve kullanmak isteyen) kitle adına, tanıtıcı, bilgilendirici ve hatta, karşılaştırmaya meğilli noktalar üzerinden ele alınmalıdır. zaten kullanıcınında istediği budur. markette domatesi elleyerek alan müşterinin amacı, güzel gözüken domatesin "gerçekten iyi olup olmadığını anlamaya çalışması" olarak örneklendirebilirsiniz. çünkü siz; gazetedeki gibi resim, tv'deki gibi animasyon olarak tanıtımını yapmıyorsunuz ürünün(yada ürünlerin/kurumun/kuruluşların). bu yöntemleri aynı şekilde internet sitesi üzerinden yansıtmaya çalışırsanız, sonuç hüsran olacaktır.. yakın bir örnek olarak, amazon'un kitap içeriğinde arama yaptırma imkanını örnek olarak gösterebiliriz. bence yapmak istedikleri, "ürünü, kritik yazarlarının tavsiyeleri ile değil, kendi beğenine göre araştır, bul ve al..." düşüncesiydi. bu sebeple, "kullanıcı odaklı siteler" son zamanların (haklı olarak) en çok rağbet gören tartışma konusu olmuştur. çünkü, kullanıcıya asıl istediğini vermeniz gerekliliği açıkça ortaya çıkmıştır. çünkü, internet siteleri 2 sene öncesinden çok daha fazla değerli, önemli ve gerekli konuma gelmiştir. mesela; yemeğin görünüşü çok güzel diye, yermisiniz? yoksa sizin için tadımı önemlidir? yani, görsellik akılda kalıcıdır ama, bunu vereceği tad ile pekiştirme zorunluluğuda vardır. kullanıcılara görsellik ile içeriği aynı anda sunmak zorundasınızdır. pazarlama ile, bu konuyu pekiştirecek olursak; işin "nasıl olması gerektiğini" müşteriye, bu konular çerçevesinde çok iyi anlatmanız gerekmektedir. tabi bunu pazarlamacılarla yaparsanız şayet, faydasınıda maksimum göreceksinizdir.. pazarlama departmanlarınızda, profesyonel insanların çalışması, sadece "müşteri kapma yarışından önemli bir adım" olarak değerlendirilmemeli. pazarlamacılar, şirketinizin çizgisini müşteriye anlatabilen, müşteriyi istekleri hakkında belirgin örneklerle bilgilendiren, aydınlatan ve bu işten beklentilerinin ne noktada olması gerektiğini farkettiren, kilit insanlar olmalıdır. büyük ve küçük işler alıp, çizginizi yansıtabileceğiniz, zevkle icra edeceğiniz işler için gerekli olan ana öğeler, şahsımca bunlardır... 1 ay içerisinde, milyarlarca dolarlık internet üzerinden alışveriş yapılan diğer dünya ülkeleri ile internet üzerinden milyon doları görmek için 1 yılı bekleyen türk kara sularını karşılaştıracak olursak, internetimize gösterilen ilgiyi, sevgiyi, güvenilirliği görebiliriz en açık şekilde. kurum ve kuruluşların, çalışan veya akrabasına sitelerini yaptırmaları bir örnek olarak verilebilir. hatta, kartvizitlerde orcun_45@mynet.com, selman_m@yahoo.com gibi mailleri görmek komik olduğu kadarda, önemli bir gerçeği yansıtmaktadır bizim için. "iyi işler yapabilecek" kişilerin yetiştiğine inandığımız ve çalışmalarını gördüğümüz kişiler yanında, bu işlerin pazarlanabileceği kurumları bulmak, bulunan kurumları bilgilendirmek için değişik departmanlara personel bulunması gerekliliğinide unutmamamız gerekiyor. zira, biz hâlâ telefon açıp "efenim ben falanca yerden arıyorum. şirketinize site yapılmasını istermisiniz?" diyerek, birşeyler yapmaya çalışıyoruz. tasarımcı, programlamacı tarafında ise, girdiğimiz, okuduğumuz forumların birçoğunda:
+ babamın arkadaşı bir şirket açtı, sağlam bir müşteri kitlesi var. tasarımcı(yada programlamacı olarak) işe başladım. xx melyon maaş alıyorum. bir tasarımcının(yada programlamacının) kullandığı programlar nedir. siz neler kullanıyorsunuz? + arkadaşlar, amcamın şirketinin websitesi işini aldım. nereden başlamalıyım? hangi programları kullanmalıyım?gibi, traji komik konular ise hâlâ süregelen şeyler. sonuç itibariyle, kobilere hedef alan ajansların tamamına yakını, değişmeyeceğine inandığım türk şirketleri, inandıkları davranışlarını değiştirmedikleri sürece, yani; baştan sona kadar köklü bir değişimi ele alabilecek kadar kalifiye elemanın piyasada dolaşmaya başlayacağı güne kadar, ne gifli sitelerden kurtulabiliriz, nede bulunduğumuz noktadan 1 adım öteye gidebiliriz. bu, saatlerce konuşularak içinden çıkılamayacağına inandığım oldukça geniş bir konu. bu konunun içerisindeki suçlular arasında, sizde, bende varız. isteyerekte olsa, istemeyerekte olsa ya bile bile alet oluyoruz yada alet ediliyoruz. allah sonumuzu hayır etsin :)
bu yazıyı arkadaşım bana gönderdiginde uzun diye okumamıştım.. sonrada sallamıştım.. şimdi cnm sıkıldı okudum ve açıkcası o zmn okumadıgıma üzüldüm! çok fazla bilgi birikimi sonrasında çıkmış bu yargılar gerçekdende etkiledi en azından unuttugumuz kaybettiğimiz şeyleri hatırlamamı sağladı.. çok güzel bir etkileşim içinde yazılmış bir yazı.. tebrikler.
gerçekten çok etkileyici bir yazı... ancak sanırım burada bir konuyu gözardı ediyorsunuz. Web tasarımı (artık) software arayüzünün bir altsistemi değildir, günümüzde daha çok reklamın bir altsanatıdır... Ve aynen reklam gibi ölçümlendirilir, yani hatırlanma oranı ile...
Internette bir site yapmak bir fuara bir stand yapmak gibidir. Eğer stand eğlenceli/ilgi çekici/bilgilendirici değilse ziyaretçiler hemen yandaki standa geçerler.
Kullanılabilirliğe yaptığın bu güzel jacob nielsen'ci vurgunun yanında, konuya bir de bu açıdan bakmanı tavsiye ederim.
Tekrar etmek isterim ki yaptığımız iş düpedüz reklamdır, GUI'cilik veya yazılım değildir. Dünyada da en prestijli web yarışmaları (misal cyberlions, misal oneshow interactive) reklam yarışmalarının altında birer bölümdür... Dünyanın en büyük web ajansları reklam ajanslarının bizzat sahibi olduğu firmalardır.
4 yil once ryan'in bu yazisini okudugmda agzimin sag ve sol koselerinden salyalarimin nasil aki aki verdigini dun gibi hatirliyorum. dun gibi hatirladigim seyin 4 sene once olmus olmasindan dolayida ayrica rahatsizlik duyuyorum.
yillaar yillar once 3-4 kisinin soyleyecek sozu varmis bu konu icin. ama o zaman uye sayisi 2bindi, normaldi. simdi 2007 hatta 2bin8. uye sayisini 100.000 ile ifade ediyoruz. kimlerin soyleyecegi yeni yeni seyler var acaba ryan 'in zaman otesi bu yazisi hakkinda.
degismismidir bunca yil sonra birseyler sektorde. icerlerden haber ucurabilecek, boyle uzun ve hedefi olan yorum yapabilecek kac babayigit vardir acep? hii?
yazacak sey cok da, musteriye tinn,
arkada bi eski pusku bi gmk disinda olayin stardartlari koyucak bi sendika yok,
eline adobe elementsi kapan webmaster oluyor.
hersey once bi tabana inelim. Standart'lari beliryecek bir kurum, müşteriye olmazı anlatacak bi yetkili arıyorum?
Çok güzel yazı olmuş
Ryan eline gözüne sağlık boyle bir yazı yazmak kolay değil bence onu belirtmeliyim. gerçekler zaten zamansızdır.
ve noktası virgülüne tamamen katılıyorum.
bunun yanında bana katılmayanlar olabilir ama fikrimce,
artık web tasarımı diye birşey kalmadı sayılır ve kalmayacak
çünkü hepimiz amerika'yı web designer'larının çoğunun temel sanat eğitimi olmadığı için biraz da trendlerin geciktirmesi ile gecikerek deneme yanılma ile yeniden keşfettik.
web artık ergenliğe erişti sivilceleri patladı
su aktı ve yolunu buldu
artık tasarım yok. redesign var.
kullanıcı arayüzü gibi şeylerin hepsi zaten webden ve komputerlerden once oturmuş basit grafik gestalt kurallarına dayanır.
web de hiçbir zaman fonksiyonel açıdan zaten tasarım çok onemli değildi
ergonomik tipografi, fonksiyonel renk kullanımı
ve yalınlık tüm kullanıcılara her zaman yeter ve yetecek gerisi ayna ve gölgeler.
Başlık her ne kadar türkçe olsada galiba yabancı web tasarımcılarıda kapsıyor. mektup yabancı cümleler içerdiğine göre.
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.
Bu Yazıyı Tutanlar
Beğendiğiniz bir yazıya "tuttum" demek için başlığın yanındaki yıldıza tıklayabilirsiniz.

