“Bir an için sahneden inebilseydik, kendimizi seyirci koltuğundan izleyebilseydik herşey çok farklı olurdu”
Küçük bir kontrol odası hayal ediyorum, içinde oturan pembe vücutlu tüysüz bir adam, önünde sayısız renkli tuşlar, yukarı aşağı oynayabilen kollar ve dev bir ekran. Evet, sanırım bu pembe derili komik adam benliğimi yada açıkça beynimi temsil ediyor. Mesaisi boyunca kararlar veriyor, hazır davranış kalıpları arasında seçimler onları kullanıyor, birleştirip yenilerini üretip hafızaya kaydediyor, ekranda çıkan evet-hayırlı binlerce soruya cevap veriyor gün içerisinde, taki akşam olup rüya üreticini çalıştırıp dinlenmeye çekilene kadar...
Aksatmadan görevini yapıyor kafamdaki pembe adam, şuan bile klavyeden hangi tuşlara basmam gerektiğini kontrol ediyor. Bıkmadan hayatta kalma, durum o kadar acil değilse en iyi olma oyununu oynuyor, tek bildiği bu çünkü.
Ama bazende kendine soruyor, “neden”, “ne için”. Nedense cevaplamakta en çok zorlandığı sorular kendininkiler oluyor, çünkü cevaplarınının doğruluğunu sınayacak kendinden başka bir denetleyicisi yok.
« önceki yazı haberturk'e cevaptır |
sonraki yazı » Tansaş'ın idolü Wal-Mart |
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.

