Soğumuş çay ağzımda İçimi ısıtamaz artık, Kimin ihtiyacı var ki buna? Hayatım, şehrim İstanbul’um içimdeyken Durmaksızın gözbebeklerimden ruhuma akarken.
İnsanlar önümden geçer Hiçbir görmez beni, Denize atılan oltalar Girer, boş çıkar Bir daha yine boş Gelmez, gelemez! İstanbul’un kalbini Karanlık, pis suların altından, Çıkaramayacak, çalamayacaksın! Sallama oltayı daha fazla, İnat etme! Yemle kaplı yalancı iğnenizin ucuna gelmez N’olur daha fazla acı çektirme Sen de gel yanıma Yüreğinle bekle O gelir bulur seni Dert etme!

