Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan zamazing.org'da: "Geleceğin yazıcısı! Mı?"

Yaratıcılık ve Psikiyatrik Bozukluklar Arasındaki Bağlantı Antik çağlardan beri insanlar yaratıcılık ve psikiyatrik bozukluklar arasında bir bağlantı olabileceğini düşünmüştür. Peki gerçekten "deli profesörler" en acaip buluşları yapar, "şizofren ressamlar" en soyut sanat eserlerini üretir? ya da yenilikçi bir tasarım yapmak için biraz kaçık olmak mı gerekir?

Psikopatolojik ve nörolojik bozukluklarla yaratıcılığın karakteristik özellikleri arasında benzerlikler bulunmaktadır. Bipolar bozukluk,demans,dikkat kaybı bozuklukları, epilepsi ve şizofreni ayrı ayrı yaratıcılık ile karakteristik anlamda benzerlikler gösterse de, bu ilişkiyi kesin olarak kanıtlayabilecek bilimsel bir kanıt yoktur. Acaba bu ilişki bir neden-sonuç ilişkisi mi yoksa gerçekten direkt bir ilişki var mı?

1.bipolar bozukluk ve yaratıcılık kaynak:http://serendip.brynmawr.edu/exchange/node/1768

1949'da alman sanatçılar ve aileleri üzerine yapılan bir araştırmaya göre bipolar bozukluk ve yaratıcılık arasında tanımlanabilir bir ilişki vardır. bunun nedeni hem bipolar bozukluğun hem de yaratıcılığın genetik olarak nesilden nesile geçmesi olarak gösterilmiştir. bu ailelerde, genetik izolasyon nedeniyle gelecek nesillerde hem yaratıcı olup hem de bipolar bozukluk taşıma oranı yükselmektedir. yazarlar üzerinde yapılan başka bir araştırmaya göre, yazarların yüzde 80'i ciddi duygu-durum bozukluğu yaşamaktayken bu oran genel olarak topluma bakıldığında yüzde 30'da kalmaktadır. bir diğer çalışmada manik-depresif kişilerin yaratıcılık üzerine yapılan testlerde kontrol grubuna göre daha başarılı olduğu tespit edilmiştir.

van gogh, bipolar bozukluk hastasıydı
van gogh, bipolar bozukluk hastasıydı

bilgi işlemede bozukluk yaşanması belki de yaratıcılığı arttırmaktadır. ayrıca bu bozuklukları taşıyan kişilerin beyin taramalarında normal insanlara göre daha aktif bölgeler tespit edilmiştir ve belki bu bölgeler yaratıcılığı besleyen noktalardır.

2.demans (akıl bulanıklığı) ve yaratıcılık
kaynak: Dr.Bruce Miller, ön temporal lob atropisi olan resim yeteneği yüksek hastalar üzerinde çalışmalar yapmıştır. beynin sol kısmı sözel, sağ kısmı ise görsel konularla ilgilidir. miller'ın hastalarının çoğunun beyinlerinin sol kısmında dejenerasyon tespit edilmiş fakat sağ kısımların normal olduğu görülmüştür. belki de sol kısımdaki aktivite düşüklüğü, sağ kısmın çalışmasıyla alakalı olası müdahale ve çakışmaları önlemekte ve sonuç olarak sağ kısım daha üstün çalışmaktadır. fakat doktorlar bazı hastaların sol temporal loblarını aldıklarında ve ameliyat sonrası yaratıcılıklarındaki artışı ölçtüklerinde belirgin bir artış tespit edememiştir. bu her ne kadar direkt olarak hipotezi çürütmese bile, kesin bir ilişki olduğunun da kanıtlanamadığı anlamına gelmektedir.

3. dikkat kaybı bozuklukları ve yaratıcılık kaynak:http://borntoexplore.org/adhd.htm nikola tesla, edison, ve mozart bu hastalığa sahipti. dikkat kaybı bozukluğu bulunanlar ile yaratıcı kişiler arasında ciddi benzerlikler vardır. gündüz düşleri, akademik başarısızlık, konsantre olamama, ani mod değişiklikleri, sosyal bozukluklar, başladıklarını bitirmede güçlük, dikkatsizlik, hiperaktivite, heyecan, vb. (önemli not: ben çok yaratıcıyım sen bana asosyal mi diyorsun şeklinde yorumlar yapmadan önce belirtmek isterim ki, burada listelenen özellikler istatistiki olarak anlamlı bulunan özelliklerdir, her örnekte birebir olacak anlamına gelmemektedir.) araştırmalar göstermektedir ki, hem dikkat kaybı bozukluğu çekenler hem de yaratıcı kişilerin zayıf bir düşünsel frenleme sistemi vardır. bu durum akıllarına gelen şeylerin üstüste düşmesine ve birikmesine yol açmakta ve yaratıcılığı tetiklemektedir. ayrıca araştırmalar göstermektedir ki, ön beynin ciddi olmayan oranda zarar görmesi hem dikkat kaybı bozukluğuna hem de yaratıcılıkta yükselmeye neden olmaktadır.

4. epilepsi ve yaratıcılık kaynak:heilman, kenneth m. creativity and the brain. new york: psychology press, 2005.

dostoyevsky, edgar allen poe, flaubert. araştırmalar gösteriyor ki yoğun epilepsi nöbeti geçiren hastalar çok daha sık not almakta ve duygularını çok daha derin ifade edebilmektedir.

\

bu durumun da dolaylı olarak yaratıcılığı arttırdığı düşünülmektedir. fakat hastalarda bu durumun oluşmasının nedeni bilinmediği için direk bir bağlantı olduğu da kanıtlanamamıştır.

5. şizofreni ve yaratıcılık kaynak:http://www.biltek.tubitak.gov.tr/gelisim/psikoloji/klinik.htm şizofreni hastaları duygusal karmaşalar, sosyal hayata uyumsuzluk gösteriyor ve duygusal tepkileri içinde bulundukları durumla çelişebiliyor. ayrıca çeşitli ses ve görüntü halüsinasyonarı ve sanrıları yaşanabiliyor. yaptığı kedi tasvirleri ile ünlü olan louis wain'ın ö hayatının son on beş yılında şizofreni hastalığına yakalandığı bilinmektedir. hastalığının başlangıcından ölümüne dek kedi tasvirlerindeki değişim net olarak görülmekte.

\

bu durum gerçeklikten kopan algıların ve yanılsamaların gerçekmiş gibi tasvir edilmesini doğurur. yaratıcı kişilerin de normal dışı bir anlatıma sahip olması gerektiğini düşünürsek, şizofren bir sanatçının yaratıcı olarak algılanmasını anlayabiliriz.

sonuç olarak, psikiyatrik bozukluklar ile yaratıcılık arasında bilimsel olarak kanıtlanmış direkt bir bağlantı bulunmamaktadır denebilir. fakat tersi de kanıtlanamadığı için siz yine de bunalımda olduğunuzu hissettiğinizde bişiler yazıp-çizebilir veya işi deliliğe vurup çekinmeden deli saçması şeyler tasarlayabilirsiniz.

belki de çok yaratıcı olmanız gereken bir gün çareyi ön beyninize biraz zarar vermekte bulabilirsiniz ki bunun yöntemlerini burda tartışmak hem t.c. yasalarına aykırı ve suça özendirici olur hem de yaratıcı olayım derken sağlığınıza zarar vermenize yol açabilir.

 | 23 yorum var 
 | 26 Aralık 2008 12:21 

Yorumlar

epilepsi psikiyatrik bir hastalık değil ki. 12 yıldır epilepsi tedavisi görüyorum ve doktorlardan veya herhangi bir dökümandan psikoloji ile bir bağlantısı olduğuna dair hiçbirşey okumadım.

ve ne yazık ki pek bir yaratıcı olduğumu da söyleyemeyeceğim. tamam bu konuda istisna olabilirim ama hakkaten kötüyüm. kendimden utanmasam bobiler adresimi vereceğim ama utanıyorum.

edit: tekrar okudum da çok olumsuz bir yorum olmuş. belirtmek istiyorum ki bu yazı tuttuğum bir yazı, sadece fikirlerimi paylaşmak istedim.

koala12  |  (6 puan) 26 Aralık 2008 13:47

yazı bir numara denecek kelime yok, harika.

promoder  |  (1 puan) 26 Aralık 2008 14:05

Bu yazıya göre beynimize zarar verdiğimizde yaratıcılığımız da artacak gibi saçma bir sonuç çıkıyor

uparlayan  |  (-5 puan) 26 Aralık 2008 14:28

Sanırım 3 nolu soruna sahibim biraz. Dikkat sorunum var. Sosyal bozukluğum yok insanlarla çok iyi geçinebiliyorum ama dikkatimi odaklayamamak fazlasıyla mevcut. Ayrıca aklıma sürekli bir şeyler yapma isteği geliyor fakat hepsine başlayamadığım gibi başladıklarımın da hepsini bitiremiyorum..

positive  |  (0 puan) 26 Aralık 2008 14:45

koala12 ; bende öyle biliyorum fakat geçen gün yakalanan ve çocukları taciz edenkişinin epilepsi hastası olduğu bildirildi.

bu arada bobiler hesabına baktım da o kadar kötü değil.

x404  |  (1 puan) 26 Aralık 2008 14:49

Güzel yazı teşekkürler. Her ne kadar ispatlanamasa da ben bir bağlantı olduğuna inanıyorum. Aslında bu durum kontrol kaybıyla alakalı. Yani sağlıklı, normal bir beyin her türlü faaliyetini belli ölçülere ve doğrulara göre sürekli denetleyebilir. Bu denetim toplum öğretileri ve yaşamsal doğrulukları esas aldığı sürece kısıtlayıcı olabilir. Örn: Bir spor otomobil 467 km/s yapabiliyorken, firma bunu satmak için sınırlandırıp max 250 km/s ye çekmek zorundadır. Bu da diğer spor arabalardan çok ta farkı olmayan, insanlar için dengeli bir otomobil daha üretilmesi anlamına gelir. Oysa diğer yandan, isveçli deli bozması bir spor araba tutkunun yaptığı, el yapımı sınırlı üretim otomobil, hiç bir sınırlandırma konmadan 450 km/s yapabilir. Bu, onun düşüdür ve sınırların canı cehennemedir. Beynin üretmesi için de kontrol ve tabulardan arınmış olması gerekir. Sağlıklı bir beyin ise tabuları çok ta rahat aşamaz. O normal olana koşulludur ve anormal bir iş çıkardığında hemen toplumun olası tepkileriyle ilgili sorgulamalar yapar. Bu sorgulamaların olmaması için bir bozukluğa ihtiyaç olsa gerek. Basit anlatmaya çalışıyorum. Akademik bir ahkam değil, kendi düşüncelerim. Yoksa konunun karmaşası ortadadır.

Insigna  |  (5 puan) 26 Aralık 2008 14:53

iç dünyasında çatışmalar yaşamamış insanların sanatsal anlamda yaratıcı olabileceklerine inanmıyorum.düşünmek,sorgulamak,araştırmak,sanatçının yaşam biçimidir.ürettiği sanat eseri de yaşadığıyla düşlediğinin dışavurumudur.delilik'le dahi'lik tek yumurta ikizleri kadar biri birine yakındır.uzun yıllardır ruhbilimi ve nörloji alanında yapılan çalışmalar yartıcılık yetisine sahip insanların ruh sağlıklarının iyi olmadığını gösteriyor.kısaca, istese de herkes gibi olamayanların içerisinden çıkıyor yaratıcılar.bu anlamda bildirinin içeriğine katılıyor,emeğine teşekkür ediyorum.

Paran kadar değil, bildiğin kadar konuş.
sevdademi  |  (3 puan) 26 Aralık 2008 15:08

çok iyi bi yazı olmuş bravo

Unidentifiedcard  |  (1 puan) 26 Aralık 2008 15:11

Bu yazıyı okuyunca "Akıl Oyunları" filmindeki Matematik Profesörü geldi aklıma...

runaway  |  (2 puan) 26 Aralık 2008 15:39

diğer şıkları bilmiyorum ama bende dikkat kaybı bozuklukları ve buna paralel olarak yaratıcılık bakımından diğer insanlara göre farklılık söz konusu. bu konuyu üniversite arkadaşlarımla tartıştığımda bu yazıdan çıkan sonuca varmıştık bizde. akademik başarısızlık kısmen var ve erteleme problemleriye baş etmeye çalışıyorum. konsantre olabilmem için büyük bir motivasyon kaynağına ihtiyaç duyuyorum ve bu kaynağı bulabilirsem günlerce hiç durmadan bir konu üzerinde çalışıp inanılmaz şeyleri başarabiliyorum. hocalarım da zaman zaman hayretler içinde kaldıklarını ve neden stabil bir şekilde çalışamadığımı merak ediyorlar. psikolojik testler ve yardımlara rağmen bu durumu çözemedik, o yüzden dışarıdan yapay adrenalin alıp idare ediyorum. sanırım bu yüzden uzun yaşayamayacağım.

ndb  |  (2 puan) 26 Aralık 2008 16:33

Güzel yazı. Benim de 3. maddedekiler ile uyuşan özelliklerim var. Dikkat bozukluğu, kendi başıma başladığım bir işi sonuna getirip bitirememe, durup dururken aklıma birşeyler gelmesi ve kendi kendime gülmem (bunu gördüklerinde arkadaşlarım deli diyo olabilirler fakat onlar benim ne gördüğümü bilmedikleri için normal yani). Küçükken kafa üstü yüksek biryerden düşmüştüm. Ön beyne zarar vermiş olabilir mi ki acaba? Öğrenmek lazım :)

[www.schnello.at] [http://kriegertr.mybrute.com]
Tolga Cakiroglu  |  (1 puan) 26 Aralık 2008 16:40

dünyada kreatif bütün sektörler eşcinsellerin egemenliği altında, eşcinseller ruh hastası mı oluyoruz şimdi :p

gaykedi  |  (-6 puan) 26 Aralık 2008 17:16

Öncelikle yazara emeğinden ve güzel yazısından dolayı teşekkür ediyorum. Uzun zamandır aklıma takılan ve bildirgeç'te gördüğümde beni heyecanlandıran bir yazı oldu açıkcası. Yorumlarda en az yazı kadar keyifli olacak anlaşılan.

Evet yazıdan çıkan sonuca bende katılıyorum. Bilimsel olarak araştırmalar ne aşamada bilemiyorum ama deneyimler bunu gösteriyor. Eczaneme gelen ve psikiyatrik bozukluk yaşayan (özellikle kronik depresyon, şizofreni, dikkat eksikliği vs.) hastalarımın çoğu bir zamanlar sanat ile yoğun bir biçimde ilgilenmiş ve bir şekilde kendilerini bu hastalığın kucağında bulmuş kişiler. Her zaman dikkatimi çeken birşey olmuştur ve kesinlikle bende böyle bir ilişki olduğunu düşünüyorum. ,,Belkide "yaratıcılık" ve "sanat" bu kişiler için tedavi edici bir çıkış yolu bir uğraşı olduğundan hayatlarını bir şekilde idame ettirebiliyorlar fakat bu motivasyon kaynaklarını kaybettiklerinde hastalıkla baş başa kalıyor ve ilaçlara sarılıyorlar. İşte o zamanda hastalıklarının ve yaşadıkları durumun adı konmuş oluyor.

Kişisel gözlemlerim bu kişilerin hayatları boyunca hep marjinal bir yanlarının olduğu sonucunu ortaya koyuyor, çoğu en az 2 yabancı dil biliyor, bir müzik enstrümanı çalıyor, giyimleri (saç sakal traşları ve kullandıkları aksesuarlar) hiç sıradan değil, duyguları bizlere göre çok daha derin ve içten yaşıyor ve çoğu alkol-uyşturucu kullanıyor. Yeri gelmişken acaba uyuşturucu ve alkolünde böyle bir etkisi olabilir mi? Bir çok müzisyen en güzel ve duygulu bestelerini kafaları "dumanlı" iken yaparmış. insan acaba diyor ama...

@ndb sanırım bende de aynı problem var ama şimdiye kadar hiç psikiyatrik bir muayene olmadığım için adı konmuş değil ama biliyor işte insan kendini :))

bekara ev yok kardeşim!!!
orhanveli firik  |  (1 puan) 26 Aralık 2008 19:40

@orhan veli firik. yazının son paragrafındaki göndermem, senin de değinmiş olduğun, uyuşturucu-yaratıcılık ilişkisine. insigna'nın da belirttiği üzere beynimizde bazı tabular ve şartlanmalar var ve normal insan dediğimiz insanlar bunların dışına çıkmayı istese bile beyinde bunların dışına çıkmasını engelleyecek bir otokontrol sistemi oluyor.

bazı spesifik kimyasalların beyine olan nörokimyasal etkileri ise, beyinde çeşitli bölgeleri ve reseptörleri kapatarak algı ve farkındalıkta çok büyük değişiklikler yaratıyor ve en önemlisi bu otokontrol sistemini yıkıyor. ve sonuç olarak belki de şartlanmalardan ve tabular uzak esas gerçekliğin algılanmasını sağlıyor. tabi bu söylediklerim çok göreceli ve bilimsel desteklerden uzak (şimdilik) fakat bu konuda da ciddi araştırmalar yapılıyor (özellikle lsd ve salvia bitkisi üzerine), takdir edersiniz ki bu tip çalışmalara resmi izin almak biraz zor olduğundan yavaş ilerleyen bir konu.

not: yazıyı beğenen ve ilgilenip yorum yazan herkese teşekkür ederim.

denizkar  |  (0 puan) 26 Aralık 2008 20:52
... ve sonuç olarak belki de şartlanmalardan ve tabular uzak esas gerçekliğin algılanmasını sağlıyor

budur :)

bekara ev yok kardeşim!!!
orhanveli firik  |  (1 puan) 26 Aralık 2008 21:03

@koala12 evet dediğin gibi epilepsi psikolojik bir hastalık değil ama zaten yazıda da psikolojik bozukluk olarak değil psikiyatrik bozukluk olarak tanımlanmış. psikiyatrik bozukluklar genellikle nöroloji ile alakalıdır ki epilepsi de nörolojik bir hastalıktır.

ayrıca yazıda epilepsi hakkındaki yaratıcılık biraz daha farklı. epilepsi hastası olan 3 önemli kişi verilmiş ki hepsi büyük yazarlar. ayrıca yazıda sık nöbet geçirenlerin sık not aldığı ve düşüncelerini derin ifade edebildikleri söylenmiş. evet epilepsi hastalarının ciddi unutkanlık sorunları olduğu için sürekli not alırlar, anılarını kağıda dökmeyi severler, ceplerinde sürekli bir not defteri bulunur. ki bulunmak da zorundadır yoksa çevresindeki kişilerden unuttukları şeyler yüzünden sürekli özür dilemek zorunda kalabilirler ki bu ekstra stress anlamına gelir ve stress epilepsinin baş düşmanıdır.

yani yazıda yanlış bir şey yok. yaratıcı olmak için illa bobiler'dekilere benzer şeyler yapmak şart değildir. örnekteki şahsiyetlere de baktığımızda yazınsal anlamda başarılı olmaktayız.

@x404 o sapığın psikiyatrik bozukluklarının yanında epilepsi hastası olduğu söylenmiş. yani epilepsi olduğu için o tacizleri yapmıyor. lütfen haberleri okurken üstünkörü okumayalım.

ayrıca şahsen kendisinden hiç haz etmesem de başarılı bulduğum recep tayyip erdoğan da epilepsi hastasıdır.

@uparlayan açıkçası saçma bir sonuç çıkarmışsın. beynine zarar vermeye çalışırsan kendini öldürürsün. bu tür hastalıklar biz istemeden bizi bulmakta. bazılarına göre iblisin laneti, bana göre tanrı'nın hediyesi.

@ndb akademik başarısızlık bende de had seviyede mevcut. lise 2'de kafama aldığım darbe ile başlayan epilepsi yolculuğumdan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmadı. tamamen değiştim, olaylara bakış açım ve verdiğim tepkiler çok değişti. sınava girmeden önce önümde ufak formül kağıtları olması gerekiyor yoksa ne kadar ezberlersem ezberleyeyim unutuyorum, bu durumda öğrenmem illa ki şart. hatta bazı sınavlarda formülleri unuttuğum için metinsel yorumlarımı kağıda aktarıyorum, tabii hiçbir hoca not vermiyor. açıkçası yakında doktorumdan rahatsızlığımla ilgili bir belge alıp bunu hocalarıma sunmayı düşünüyorum, en azından neden başaramadığımı bir parça da olsa anlarlar.

yazı için çok teşekkür ederim, bu tür çalışmaları bizimle ya da en azından benimle paylaşmaya devam edersen çok sevinirim.

okckilinc  |  (0 puan) 27 Aralık 2008 02:48

Bütün yorumlar birbirinden güzel çok etkilendim. yazının ilk parağrafını okuduktan sonra yazıdan ziyade yorumlar kısmına yöneldim.Tahmin ettiğim tablo ile karşı karşıyayım bildirgecteki genel olarak herkes farklı şekilde düşünebilme kabiliyetine sahip bu da farklı beyin yapıları ile ortaya çıkıyor. ;)

Sizlere bir soru: Acaba Bütün insanların beyin yapısının aynı olması ve sizinkinin diğerlerinden farklı olması ve buna diğer insanlar tarafından bir hastalık olarak bakılması ; üzünülmesi mi yoksa övünülmesi gereken mi birşeydir ?

Şimdi yazının geri kalan kısmını okuyacağım.

Teşekkürler denizkar

yunus Emrecan  |  (0 puan) 27 Aralık 2008 04:13

"Hepimizin aynı fikirde olması iyi bir şey değildir. Çalışmayı yaratan fikir ayrılıklarıdır." (L . clevens diğer adıyla mark twain )

biSGen--bLoGSPot .... YaratıcıDrama ... biSGenMySPACE NON-SCHOLA-SED-VITA-DISKUMUS!
biSGen  |  (1 puan) 27 Aralık 2008 18:13

Çok güzel bir yazı ve faydalı yorumlar, teşekkürler. Sanat alışılmışın dışına çıkınca hayat buluyor. Alışılmışın dışına çıkmak da -normal- tabir edilen şartlanmşlıklarla yüklü beyin sahipleri için çok zor.

İlla ki -istemsiz gelen- sarsıcı tecrübeler gerekiyor...

Gülümseyin.. Ucuzlayan Şeyler de Var : Mesela, İnsan Hayatı ve Duygular
kanatlitirtil  |  (0 puan) 27 Aralık 2008 20:53

.Yazıyı çok beğendiğimi söyleyeyim önce.
Şöyle bir şeyde var; yaratıcı güçleri olan biri epilepsi hastası da olabilir, mide hastasıda. Epilepsi diğer verilen örneklerden farklı çünkü.
Diğer psikiyatrik rahatsızlıklar içinde açıkçası bazı tanımlara itiraz ediyorum. Toplumdan daha üst seviyede ön sezi ve yaratıcı güce sahip oldukları için farklı görülüyorlar.
.Bu hasta diye doktora götürülen insanların bazılarının bilgileri, gittikleri doktordan daha fazla olabiliyor. .Zeka seviyesi sınırları aştıkça ne yapabilir bir insan? Elbetteki farklı şeylerle uğraşacak. Biri 5 dk da bir sayfa okuyor anlamıyor, ötekisi 5 dk da bir kitabı okuyor,anlıyor,yorumluyor. Enerjisini elbette değişik alanlarda kullanma ihtiyacı doğuyor. Bilimsel araştırma filan yapmadım ama, kalıtımla ilgili olduğunu bende gözlemliyorum, bir çok bilim adamıda öyle söylüyor sanırım. Zeki insanların çocukları da zeki oluyor.
.Heyecanlı bir yapıya sahip olmaları sayesinde her an bir yenilik peşinde koşabiliyorlar ve ortam uygunsa yakalıyorlar. .Madde bağımlısı olmaları konusu (Türkiye'de genelde sigara oluyor) enerjiyi frenleme ihtiyacından sanırım. Tecrübelerime göre en fazla heyecan duydukları ve bir işe çok konsantre olduklarında oluyor.
.Umarım aykırı insanlar toplumumuzda biraz daha artarda sanat ve bilimde biraz daha ileri gideriz.

Karadenizlilik ayrıcalığıyla en ciddi yazılarda bile espri olmazsa olmaz.O zaman yazı ciddi olmaz.Bunu da Karadenizli olmayan anlamaz.
majegitim  |  (0 puan) 28 Aralık 2008 23:44

tanımlanmış bir psikiyatrik veya nörolojik hastalığım yok. kafamdaki kepek sorunumun ise klima ve strese bağlı egzama döküntüleri olduğunu söyleyen doktor, pirdolin adlı bir şampuan tavsiye etti. geçti, süper oldum. ancak gel gör ki, bütün psikiyatrik anomalilerden birer tane taşıyorum ruhumda. maşallah gayet de iyi fikir üretirim. ancak aynası iştir kişinin, lafa bakılmaz. biraz tembel miyim neyim? parayla fikir satıyorum, hayat devam ediyor.

domisolsi çizgiye denk gelir. refalado çizgi üstüdür. bu bir bakış açısıdır.
nazmiyyeah  |  (0 puan) 30 Aralık 2008 22:01

Özenli ve yaralı bir yazı. Tebrikler.

Cem Mumcu Yaratıcılık ve duygu durum bozuklukları hakkında bir çalışma yapmıştı diye hatırlıyorum. Meraklıları araştırabilir.

poshet303  |  (0 puan) 05 Ocak 2009 16:36

üye olunpillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.

Bu yazıyı rapor et. Kural dışı içeriğe rastladığınızda editörlerimize rapor ederek müdahale edilmesini sağlayabilirsiniz. (Hangi durumlarda rapor edebilirim?)
bildirgec.org bölümleri
pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

pilli ilan

son yorumlar

pilli ilan

bildirgecinfo

bildirgec.org içeriği kullanıcıları tarafından üretilen kolektif bir blogdur.

network siteleri

RSS Dosyası
pillikutu