merak edenler için the apprentice'in, yani bizdeki uyarlamasıyla çırak'ın ne olduğundan bahsetmeyi unutmuşum.
bir tür reality şov kendisi. patron, orjinalinde new york'un büyük bir çoğunluğuna sahip çok zengin donald trump, işe alacağı kişi için 15 haftalık bir iş görüşmesi yapmış oluyor özetle. her hafta bir aday eleniyor. en sona kalabilen, büyük ödül olarak patron tarafından işe alınıyor.
patron, yarışmacıları iki gruba bölüyor ve her bir grup bir firma adı belirliyor. son adıma kadar bu 2 ekip birbiriyle yarışıyor. ekibin bir lideri oluyor ki bu kişiyi bazen ekip bazen de patron seçiyor. genellikle liderlikte başarısız olanları elediğini görüyoruz donald trump'un, grubun üyelerinden biri çok büyük bir hata yapmadıkça. kazanan ekibin lideri 1 haftalık dokunulmazlık kazanıyor ve bir sonraki hafta ekibi başarısız olursa elenemiyor..
ekiplere verilen görevler, pepsi yeni bir içecek çıkaracak buna bir ambalaj ve reklam kampanyası tasarlayın; size 10bin dolar sermaye verilecek ve dükkan verilecek, gelinlik marketine girerek para kazanın, şu azıcık parayla evcil hayvan marketinde para kazanın, şu ikinci el evleri şu azıcık sermaye ile düzeltip en optimal fiyata satıp kar elde edin, veya bir ürün seçip telemarketing ile satıp kar elde edin gibi görevler.
kişilerin sınanan özellikleri genel olarak; liderlik vasfı, ekip çalışmasında uyum, baskı altında çalışabilme, stressle mücadele edebilme, sermayeyi doğru kullanma, doğru fiyat belirleyebilme, hedef kitle değerlendirmesi, sektöre ait bilgilere ulaşabilme ve değerlendirebilme, doğru bağlantıları en hızlı yoldan kurabilme, patron ile yapılan toplu sonıç değerlendirmesinde kozları doğru oynayıp elenmemeyi başarma (grup elemanını satma, koalisyon, kendini doğru satabilme vs.) gibi şeyler. orjinalinde patron liderlik kriterine çok önem veriyor. liderlerin hataları affedilmiyor. baskı altında düşünme, karar verme yetisini kullanabilme, moral ve motivasyon seviyesini kontrol edebilme gibi özellikler de önemli.
tabii orjinalinin new york'un acımasız ve hızlı iş hayatına göre hazırlanılmış olduğunu hatırlatmaya gerek yok sanıyorum. "if you can make it in new york, you can make it anywhere"